Sene evvel... bu günler...

This site is SSL certified.

bahadirgezer@hotmail.com

Bazen sayarız ya? Sırf zevk olsun diye sayarız bazen. Küfür etmekten bahsetmiyorum saymak derken. Bildiğin saymak.

Örneğin, hiç içinde bulunduğun ortamda kaç ses var saydın mı?

Örneğin ofiste otururken sokaktan gelen araba nehri sesi, yazıcının sesi, ayağınla tuttuğun ritmin sesi, yan masadakinin çay bardağını karıştırış sesi, etti 4, çalan telefonun sesi vs… sayı gittikçe artınca gurur duy bence. Yani kaç ayrı sesi hem yekun hem de ayrık işitebiliyor beyin&bünye.

Tabii bi de orkestra şefleri var, adam 200 ayrı enstrümanı bu şekil duyuyo…

Ses saymak, kişinin kendi başına oynayabileceği pratik bir oyun olup ayrıca kabiliyet geliştirici etkisi olan bir aktivitedir. Uygulayınız.

 

Bundan sonra görüntüdeki objeleri saymaktan bahsedip göz iris piksellerini kendi gözünle görebilmekten dem vurabilirim.

Göze bir lens takıyon… Mikroskopik mercekli bu lens, gözün en ufak görüntü bileşenini görünür kılıyor. Yani laptop monitöründeki o karemsi minicik parçacıkların gözdeki versiyonlarını (birimlerini) kişinin kendi gözüyle bakarak görebilmesi… Böylece örneğin, kim kaç birim kaplıyor görebilmek…

Yani insanın ışığını ölçmek gibi…

01:44                              27 Ağustos 2018   Pazartesi                          İstanbul               Bahadır Gezer

 

 

Estetisyenler doktor olduklarına göre çirkinlik bir hastalık. Bulaşıcı mı, onu estetisyenler bilebilir belki.

11:53                            1 Eylül 2018            Cumartesi                           İstanbul             Bahadır Gezer

 

DVD yazıcısı bir zamanlar müthiş bir donanımdı. Creative ve Pioneer marka DVD yazıcıları pahalı ve fakat kaliteli ve hızlıydılar. Bilgisayara bu donanımları eklemek büyük olaydı. CD yazıcısı da önemli idi ve fakat DVD çok fazla bilgi aldığından artık kaset ve CD doldurma dönemi kapanmış ve sevgililere/arkadaşlara DVD doldurup (kâh müzik, kâh video ve oyunlar ile) hediye etme dönemi başlamıştı. Biz bu DVD aksiyonuna “DVD doldurmak” ve/veya “DVD yazmak” dediydik. Amerika’da ise bu olaya “burning DVD” deniliyordu. Yani “DVD yakmak”. Aslında Amerikanca tarifleme oldukça yerindeydi. DVD’nin yüzeyinde ışıkla iz bırakma tekniği ile gerçekleştirilen DVD doldurma olayı aslında bir nevi DVD’nin kontrollü yakılarak ardında oluşan izleri okuyucunun okumasını sağlamaktı. Yani bilgisayarlarımız bir anlamda kaynakçılık yapıyordu. Bildiğin metal kaynaklamak gibi. Velakin kaynak yapılan nesne ağır ve sert bir metal değil, kırılgan ve nazik DVD oluyordu bu durumda.

DVD okuyucu/yazıcı standart bilgisayar donanımı olmaktan çıkmadan hemen evvel, bu donanımlara sahip bir bilgisayar alıp, çok ender kullanarak uzun süre dayanmasını sağlamak mantıklı olabilir. Çünkü DVD’nin CD ve kasetlere yaptığını Blu Ray ve USB aygıtları DVD’ye yapıyor. Ne var ki DVD’nin üretimi Blu Ray ve USB’den ucuz. CD ve kaset üretimi DVD’den daha pahalı idi. Bu sebeple DVD halen tutunuyor gibi görünüyor.

Pul toplamayı ve DVD toplamayı seviyorum. Eski ve uluslararası paralar, pullar ve DVD’ler biriktirmeyi sevdiğim şeyler. Saat biriktirmeyi de seviyorum ve fakat maddi durumum bu konuda pek bir gelişme gösteremememi sağladı.

Ve itiraf ediyorum: ABD’de yaşarken bazen pırlanta televizyon kanalını izlerdim. Yakutlar, zümrütler, safirler, elmaslar satılıyordu bu kanalda. Burada her derde deva diye şifalı meşe yaprağı satılıyor ya, onun gibi bir şey. Ve fakat sadece taşları satıyorlardı. Yani mücevherat/ziynet usulü yüzükler, kolyeler, küpeler falan değil. Sadece ve yalnızca taşlar. Saatlerce izlerdim kanalı ve taşlara bakardım. Ve tabii bu taşları alabilecek paramın olmayışına hayıflanaraktan değerli maden biriktirememiş olmanın hüznünü yaşıyorum.

Öyle ya da böyle; bir şeyler biriktirmek belki de motive edici bir olay. Ya da basit bir şahsi tatmin biçimi. Yani bu mantıkla baktığımızda en güncel İngilizce-Türkçe ve Türkçe-İngilizce sözlüğü edinmek için gazete kuponu biriktiren bir karakterim var benim mesela.  Maalesef en güncel Redhouse ya da Langenscheidts büyük sözlükler hiç de ucuz değil. Ve bir kelimenin anlamına herhangi bir dilde bilsem dahi bazen “bu kelimenin bu anlamı taşıdığını 2017 Redhouse sözlüğü ifade etmektedir.” diyerek referans göstermem gerekebiliyor.

Saat baya geç oldu.

İyi geceler

02:01                             2 Eylül 2018      Pazar                             İstanbul                    Bahadır Gezer

 

 

Eskiden ve halen Amerikan polis arabalarına özenirim. Ben nedense hep polis arabaları böyle muhteşem şeyler olsun isterdim erken yaşlarımdan beri. Amerikan polis arabaları patiler çekerken, zıplarken, atlarken, set oluştururken bizim külüstürler zor çalışırdı. Polis arabası kalitesini sokaklardaki sıradan arabaların üstüne çekmeyi bile başaramadık.

Ve fakat New York Belediyesi yeni nesil taksileri Türkiye’den ithal ediyor. Yani yapıyoruz. Kabiliyet var. Mesele o değil. Mesele niyet.

Otokar milli polis arabası üretse güzel olur aslında. Sadece Türk Polisi’ne özel, ve Otokar kalitesinde araçlar. Hem de metropol trafiği görüntüsüne yakışacak araçlar. Artık Türk Otomotiv Sanayii özel meslek alanları için özel imalatlar geliştirip bu ihtiyacı en kaliteli biçimde karşılayabilecek yapıdadır diye ümit  ediyorum.             

23:27                           4 Eylül 2018    Salı                             İstanbul                           Bahadır Gezer                                              

 

Akıl yetiremediğim bir mevzudur: Kırsalda dolaşırken beton bir künke bağlanmış beyaz bir at gördüm. Yaklaştım. Yanlış yaptım ve arkasından yaklaştım. Çifte attı. Bir daha denedim, bir çifte daha. Toynaklarını burnuma iki santim mesafede görünce iki kez üst üste, vazgeçeyim diye düşündüm ve lakin bu sefer önünden beri bir yaklaşayım dediğim anda at dellendi, künkü yerinden kopardı. Yani betonu betondan ayırdı ve koşmaya başladı. Şaşkınlık içinde bakıyordum. İleride ki böğürtlenlik gibi çalıların arkasına soldan bir giriş yaptı ve bir anda çalıların sağından heybetli, korkunç, deli bir kara boğa çıktı. Boğa yaldır yuldur haldır huldur üzerime koşuyordu. İnsan bazen kısacık zamanda uzun uzun vakitleri alacak düşünceleri aklından geçirebiliyor… Düşündüm: “kaçarsam, aramızdaki mesafe ve boğanın hızını göz önüne alırsak ben daha tam hızıma kavuşamadan bu boğa beni yakalar. Aramızda neredeyse 20 adım kaldı. Benim ailemde Boğaç isimli kişi var.  Yani bizim ailede bu mantık var; en mantıklısı boğanın burnunun ortasına şöyle sağlam bi yumruk oturtmak. En güvenlisi bu bu durumda.” Ve vücudum ileri doğru atik bir hamle yaptı. Boğa şaşılacak bir kıvraklıkla bir anda u dönüşü yaptı ve bayırın yukarısına doğru koşarak uzaklaştı.

Şimdi, bana gelecek tepkileri bildiğimden ötürü ben diyeyim ki at çifte sallayınca şuurumu kaybedip hayal gördüm.

Ve fakat anlattıklarım tamamen olmuştur. Ve bu benim hayatımda mucizeler silsilesinde en tepede yer alan olaydır diyebilirim. Yine de demem. Çünkü insani şahidi yoktur. Şahid niye mi gerekir? Olan gerçekten olmuş mudur sorusunun cevabına tek kişinin yetemeyeceğini düşünür vaziyettedir insaniler.

13:11                   6 Eylül 2018   Perşembe                         İstanbul                     Bahadır Gezer

 

Geniş bir tımarhane. Aynı tımarhanede olduğu gibi akıl vermek için can atanlar, akıllanmamak için direnenlerle dolu, velakin istisnasız tüm cümlenin manyak olduğu bir diyar.

10 Eylül 2018’de A Milli Futbol Takımı hocası Lucescu’nun Hürriyet gazetesinde söylediği bir laf: “Milli Takım çağrısını reddeden futbolcular var.” ! Oha! Bürrssst! Çüş be! Bu ülke gündemini sarsacak bir durumdur. Dengeli, akıllı insan bunu kabullenmez. Karşı koyar. Sorar, soruşturur. Maaş alıp kaytarma sanatına iş denildiğini söyleyen güruhun hakimiyetinde ki Türkiye’de Milli Takım reddetmek oldukça makul bir biçimde afiyetle sindiriliyor. Hakkında konuşmuyoruz bile. O kişilere sporcu denemez. O kişilerin lisansları iptal olmalı. Hem de lisansı hangi ülkeden olursa olsun. Suç ulan bu! Lucescu söyledi. Daha ne yapsın.

 

Güzele bakmak sevaptır ve dolayısıyla çirkine bakmak günahtır.

17:28                               13 Eylül 2018 Perşembe                  İstanbul              Bahadır Gezer

 

Kana kana kahve içmeyi mümkünleyen Starbucks soğuk kahve uygulaması ve ürünlerine saygımı sunuyorum. Teşekkür ederim, ellerinize sağlık.

18:19                            19 Eylül 2018      Çarşamba                  İstanbul          Bahadır Gezer

Bu site SSL sertifikalıdır.

2017-2019 © All Rights Reserved by Bahadır Gezer