-İmam Hatip Okulları… Bu konu ile başlamak elzemdir. Çünkü ülkemizde okulların ezici çoğunluğu imam hatip okullarıdır.

Bunun uluslararası karşılığı nedir? Örneğin Batı Küre’ye baktığımızda bunun karşılığı peder ve rahibe okullarıdır. 3-5 tane olsa iyidir aslında. Ve ancak okulların %80’i böyle ise kültür iflası geliyor demektir.

Allah muhafaza; yani tarihten silinme tehlikesidir bu. Nasıl Astek, Maya, İnka silindiyse, o misal.

Lütfen Türk’ün kimliğine tarihte en çok katkıda bulunan isimlerin söylediklerine, yazdıklarına önem gösterelim. Örnek olarak; Gaspırali İsmail. Türk’ün kendini ifade ediş biçimi olan dilimiz Türkçe’ye yüksek seviyede fayda sağlayan bir isimdir. Kendisi Ruslar’ın işgallerine karşı durmuştur. Orta Asya Türkleri’nin Kâbe ile iletişimini koparmak isteyen Ruslar’ın Orta Asya Türkleri ile Kâbe arasındaki coğrafyayı bilinçli ve planlı olarak işgal etmesine boyun eğmemiş, Kırım’dan Azerbaycan’a, Bulgaristan’dan Bişkek’e pek çok Türk coğrafyasında Türkçe gazeteler, dergiler yayınlamış bir şahsiyettir. Tüm Türk coğrafyasında hakim olabilecek ortak Türkçe’nin yapılanması konusuna eğilmiş ve yaşamını bu ideallere adamıştır.

Bu şahsın Türk Osmanlı Devleti ile ilgili yapmış olduğu tespitler şaşırtıcı derecede isabetlidir. Öncelikle tüm Türk coğrafyasında resmi dil olmasını savunduğu Türkçe aksanı Garp Türkçesi ve yani Osmanlı Türkçesi’dir.

Ardından Türk Osmanlı’nın eğitim sistemi üzerinde gözlemlerde bulunmuştur. Ona göre Türk Osmanlı Devleti hızla ilim ve fenden uzaklaşmakta ve maneviyat temelli okulların sayısı bilim ve sanat okullarının sayısını geride bırakmaya başlamaktadır. Bu Gaspırali’ye göre Türk Osmanlı’nın çöküşünün habercisidir.

Bu anlatı bir imam hatip okulu eleştirisi değildir. İmam hatip okulu tabii ki güzel. Ve ancak makul sayıda olursa bu okullardan memlekete fayda çıkar. Şu an ki durum ise bu değildir. 20 sene önce bugünkü gibi değildi. Eski sistemimizde eğitim alanlar ülkeye Nobel’ler getirdiler. Eski sistemde eğitim alan sporcularımız Dünya Şampiyonlukları, altın madalyalar, Dünya üçüncülükleri ikincilikleri, UEFA Kupası getirdiler memlekete. Rahmetli Necmettin Erbakan’la etrafta mantar gibi çoğalan imam hatiplerde eğitim alanların neler yapmakta olduklarını görüyoruz işte (kızlık zarı dikimi endüstrisi).

Bir de işin en berbat yanı şu: hızla çoğalan bu imam hatip okulları aslında basitçe normal okulların isimlerinin değiştirilmesiyle oluşturuldu. Yani evrensel eğitim ilkesi alaşağı edildi.

Şu an ki duruma bakarsak yurdumuzda cemaatten çok imam vardır.

 

-Öğretmenlerimizin kalitesi ne durumdadır? Bu soruyu saygı çerçevesi içerisinde sormak durumundayız. Öğretmenlerimize hürmetimiz sonsuz. Ve ancak devir cevabını bilmediği soruları öğrencilere soran öğretmenlerin devri. Devir okulun bahçesinde Bayrak Töreni yapılırken okunan İstiklâl Marşı’nı elleri cebinde dinleyen öğretmenlerin devri. Devir öğrenciyi evlâdı olarak göremeyen öğretmenlerin devri. Çünkü devir mutsuz öğretmenler devri.

2000 yılına kadar şöyle bir tablo vardı: Anadolu’nun ücra bir kasabasına ya da köyüne tayin olan öğretmen oradaki tüm ahali tarafından saygı görürdü. Sevilirdi ve sayılırdı. Öğretmen el üstünde tutulurdu. Ve ancak şu an ki yobaz yönetim algısı vatandaşı “Çocukların beynini yıkıyorlar. Bize ne Fransız düşünürden! Geçen gün çocuklara Yunan filsofu diye bir şey anlatmış! Ben selam bile vermem bu adı öğretmene!” haline getirmiştir.

Bu ise öğretmeni doğal olarak mutsuz yapıyor. Zaten geliri de öyle ağam şahım bir meblağ değil. Hatta fakir öğretmenlerimiz. E peki böyle bir ortamda insan nasıl huzur içinde kendini öğrencisine adasın?

-YDS’de kendimi sınamak istedim. Bundan birkaç yıl evvel. Almanca dil kabiliyetimi uzun süre Almanca kullanmayınca kaybetmeye başladığımı gördüm. Eskiden bugün İngilizce konuştuğum gibi Almanca konuşabiliyordum. Ve ancak bu 20 yıl önceydi. Birkaç defa Almanya’ya gitmiştim ve dilimin pekişmesi için uğraşmıştım. Ancak 20 yıl içinde ABD ve Türkiye’de olmamdan ötürü Almanca tamamen hayatımın dışına çıktı. Derler ya “dil nankördür” diye? Unuttum resmen bildiğim dili. Bunun üzerine seviyemin ne olduğunu görmek için YDS’ye girdim.

Sınavın yapılacağı okula girmek için polis kontrolünden geçerken görevli memur kol saati ile sınava giremeyeceğimi söyledi. Saati bir dükkana emanet ettim. Ancak dobra dobra endişelenmeyi de ihmal etmedim: “Ya yanlışlıkla başka birine verirse saati?”

Yeniden polis kontrolüne geldim. Üzerim arandı ve içeri girdim. Giriş yaptığım yerde etrafa asılı olan fişlerin, posterlerin vs. Türkçe değil Arapça olduğunu gördüm. İçerledim.

Üst kata, sınavın yapılacağı sınıfıma girdim. Salon görevlisi hangi sıranın benim olduğu hakkında yardım etti. Oturdum ve beklemeye başladım. Daha 20 dakika vardı sınava. Sabırsızlanmaya başladım. “Saatime bir şey olur mu acaba?” diye düşündüm sınıftaki duvar saatine bakarken.

Sınavın başlamasına 5 dakika kala sınıf tamamen dolmuştu. Sıralar arasında birer sıra boşluk vardı. Kitapçıklar dağıtıldı. “Söyleyene kadar açmayınız” dendi. Beklemeye başladık. Tam bu esnada salon görevlisi yanıma gelip “Şapkanızı çıkarmanız gerekir” dedi. Sağıma baktım: kara çarşaflı biri! Şapka kopya tehdidi ve ancak o değil he mi? Çok abes bir durumdu. Tartışmak, en azından orada tartışmak hiçbir fayda sağlamayacaktı. Salon görevlisi güvenliği çağıracak ve sınavın başlamasına engel olduğumu söyleyecekti. Güvenlik ise, dediğim gibi; polis. Yani hiç çıkar yolu yok.

Sınavımın sonucunu şöyle özetleyeyim: 13 tane daha doğru cevap yakalayabilseydim YDS üzerinden Almanca’da yeterlilik alabilecektim.

İçinde bulunduğumuz şu zamanlarda ara sıra Almanca çalışmaya gayret ediyorum. Almanca çizgi-filmler izliyorum. Korona’dan adam akıllı uzaklaştığımızda yeniden YDS’de kendimi tartmak istiyorum.

Dil bilmek konusunun önemli olduğunu tartışmak yersiz. Bugün Türk Osmanlı’ya sahiplendiğini söyleyen devasa bir çoğunluk maalesef 1 tane bile yabancı dil bilmemektedir. Hatta bununla övünmektedir “zihnimi kirletmiyorum” diyerek. Bugün Türkiye’nin üst makamı yabancı dil bilmemektedir. Buna rağmen Osmanlıcılık yapmaya utanmamaktadır. Yahu Türk Osmanlı Devleti’nin devlet erkânı 1 değil 5 dil bilirlerdi be! Sanatta çeşit çeşit saz çalmaya muktedir, edebiyatta şair olacak kadar donanımlı, coğrafya-tarih ilimlerinde ve askeri eğitimi eşsiz insanlardı Türk Osmanlı’yı yüzyıllar boyunca yönetenler. Yahu ayıptır! Üniversite diploması şaibeli bir kişi kalkmış Türk Osmanlı’dan bahsediyor. Yahu senin aklın Türk Osmanlı’ya ermez. Eğitimin yetersiz. Haydi bari böylesin en azından bu hadsizliği Türk Osmanlı’ya sahiplenecek kadar ileri götürme.  

 

-Yükseköğretim konusuna bakmak istersek ortaya şöyle bir tablo çıkıyor: Türkiye’de üniversite sayısı son birkaç yıldır hızla artıyor. Bunun kötü bir şey olduğunu söylemek saçma olur. Okul eğitim yuvasıdır sonuçta. En kötüsü bile kişinin gününü sokaklarda aylak aylak geçirmesinden iyidir. Talebelik faydalı bir meşguliyettir.

Ancak bir durum dikkatimizi çekiyor: Türkiyemiz’de özel üniversiteler zibil gibi çoğalırken devlet tarafından açılan yeni üniversite sayısı çok az kalmaktadır. Mevcut devlet üniversitelerinin neredeyse hepsi eski.

Bu vaziyet akla şunu getiriyor: Acaba devlet üniversiteleri ileride paralı mı olacak? Yani ülkedeki üniversitelerin %90’ı özel olduğunda geriye kalan %10’u oluşturan devlet üniversiteleri haksız bir rekabetin içine itilmiş olmayacaklar mı?  Ya da ters açıyla bakarsak; %90’ı özel olan üniversiteler koskoca devletin finansörlüğü arkasına almış %10 dilimlik devlet üniversiteleriyle yarışabilecekler midir?

Kesinlikle ne kamusal ne de özel üniversitelere karşı bir tutumumuz bulunmuyor. Ve ancak oran önemlidir. %50 devlet üniversitesi, %50 özel üniversite sayısı daha akla yatkın ve sağlıklı değil midir?

 

-Yakın çevreden ve hatta meskenimizden bir gözlem; Üsküdar Cumhuriyet Lisesi’nin adı değiştirildi. Neden değiştirildi? Neden “Cumhuriyet” kelimesi bazılarını rahatsız etti? Bu hırs, bu intikam duygusunu besleyen hangi yanlışı yapmıştır cumhuriyet? Vatanı düşman işgalinden kurtarması mı yanlış? Türkiye’yi örnek alınır bir ülke haline getirmesi mi yanlış? Devletin yönetimine vatandaşı ortak eden yapısı mı yanlış? Dünya’da kadınlara seçme ve seçilme hakkını ilk tanıyan ülkelerden biri olarak Türkiye’yi ön plana çıkarması mı yanlış? Ya da son dönemde cumhur külliyen yanlışa bağlamış olduğu için mi “Cumhuriyet” kelimesi alerji yapar oldu?

Muhafazakar ilçe Üsküdar, cumhuriyeti neden muhafaza etmiyor?

Doğru doğru dosdoğru; Bu Akp’nin Üsküdar seçmenine “Merak etmeyin. Söz verdiğimiz gibi cumhuriyeti bitiriyoruz.” mesajıdır.

 

28 Eylül 2022  Çarşamba   17:27      İstanbul   Bahadır Gezer

Eğitim

2022 © www.zehirzemberek.com Bahadir Gezer Tüm Hakları Saklıdır.