-Hollywood Plânları. Evet; sen bir Hollywood balinasısın. Senin kararlarına bakıyor milyarlarca insanın algı ve bakış açısını biçimlendirecek olan çalışmalar. Tamam, peki, güzel. Plân nedir peki? Ne yapalım yani?

“Brad Pitt ile Tom Cruise kapışsın! Kız kavgası! Ama tam götçe bir kavga bu. Birbirlerinin yüzüne gülüyorlar, arkalarından “Aslında ayak pornosu koleksiyonu varmış biliyor musun?” şeklinde konuşuyorlar falan. Modern Dünya’nın çirkefçe kapışma yöntemleri.  Ve merak etmeye gerek yok: yumruk yumruğa kavgada var. E daha ne olsun?”

Fena fikir sayılmaz. John Travolta ve Nick Cage’in “Faceoff” baya iyiydi.

“Brad ve Tom?.. Aynı filmde? Aslında olacak iş değil bence.”

Ancak bir fikirle bu iş çözümlenmiyor. Sürekli yeni bir şeyler ortaya çıkarmak gerek.

“Ben Stiller futbol teknik direktörü olsun.  MLS’in bir küme altında bir ligde orta seviyede bir takımın teknik direktörü. İğrenç yöntemleri var. Futbolcularına rakibin ayaklarını kırmalarını öğütlüyor. Antrenmanda doping uyguluyor “Kapasitenizi görmem lazım.” diyerek. Saha kenarında avazı çıktığınca bağırıp duruyor. “Bi gol atın mına kodmun yerinde!” diye bağırıyor! Yayıncı kuruluş teknik direktörün sesini sansürlemek için ekranın sesini kısıyor. Ben Stiller, Jean Dark olarak: “Bakın… Bu eldiven yeni bir şey. Elinizin tümünü kapamıyor. Özelliği ise hareket halinde iken görünmez olabilmesi. Yani göz yanılmasına sebep oluyor. Bu eldiven sayesinde bu sezon en az 10 tane el golü atarız diyorum. Ha? Nıhahaha!” Ve en nihayetinde bütün bu götlükleri yapan Jean Dark’ın takımı şampiyon olur.”

Ben Stiller’ın futbol teknik direktörü olması aslında komik. Yani… Belki olur bu?

 

-Astronotun şok olduğu an nedir biliyor musun?

“Nedir Sıdık Abi?”

Hani kafasının etrafında böyle bir fanus kipi pişey var ya?

“Kask abi.”

İşte onun camında bir sinek yürümeye başlıyor.

“Ne diyosun abi? Uzayda?”

Bir anda Dünya’da yer yerinden oynuyor tabii. Houstan’a giden habere bakar mısın: ‘Ay’da sinek var!’

“Gizliyorlar mı yani abi?”

Yoh be olm. Meğer sinek camın iç tarafındaymış.

“Oha abi. Ay’a kadar mı gitmiş sinek?”

Bütün olay o astronotların modüle girişlerinden evvel son tetkikleri yapan mühendislerde bitiyor. Bunlar girer çıkarken bir sinek modüle girip gizlenince olan oluyor.

“Ben İstanbul’dan uçağa binip bizimle New York’a uçan sinek görmüştüm. Birebir gördüm bunu. Ama uzay yolculuğunda sinekle uçmak ayrı bir olay tabii.”

 

-Şurdan bi tane Aşıklar Köprüsü alır mısın? Aşıklarda inicem ben.

“Onu tam inerken söylemen gerek. Şimdiden nerede ineceğini belirtme olayı olmuyo.”

Nedenmiş o? Ben ineceğim yeri peşinen söyledim işte, benden çıktı.

“Kardeşim o öyle olmuyo… manyak mıdır nedir?”

 

-“Türkler köprüyü çalmış efendim!”

‘Ne?! Köprüyü mü?!’

 

Abi köprü komple çelik. Bir iskelet. Lego gibi bir şey. Bir sökmeye başlasak 5 saatte tüm köprüyü kamyonlara yükler götürürüz. Acayip para. Tabii prestijde var. Yani köprüyü çalmamız bize imaj yapar.

 

‘Salaklar! Size dedim köprüyü beton yapın diye! 5 günde 15 köprü çaldı herifler!’

 

Sülün Osman; Brooklyn Köprüsü’nü satın aldım. Yo, gerçekten. 950 milyar Dolar ödedim ve aldım. Şimdi köprüyü söküyoruz. Tüm parçaları zaten numaralı. Bu parçaları Haliç’te birbirine remonte ediyoruz. Yani Brooklyn Köprüsü’nü Haliç’e taşıyoruz.

Hafiften abartı oldu.

Bu anlatı gerçek dışı gelebilir. Ve ancak bu zaten var. Yani birçok köprü hırsızların müdahalesine maruz kalıyor. Adam su başındaki köprüden 50 kg demir alıyor örneğin. Ona sorsa yapının statiğine zarar verecek bir şey yapmıyor. “Traşlıyor” sadece köprüyü. Bu tip hırsızlıklar çoğu zaman karayolları denetimleriyle ortaya çıkıyor. Ve ancak bunu haber yaparak daha vahim bir hale gelmesinin önüne geçilmek isteniyor. Yani köprü hırsızlığı zaten var. Sadece bütün köprüyü çalmayacak kadar naifler.

 

-At arabası yarışları. Maksat atların en iyi performanslarını görmek olduğunda düz koşunun yanında araba çekerek gerçekleştirilen yarışlarda ilgi çekebilir.

Her atın arabası aynıdır. Hepsinin aerodinamiği ve ağırlığı tıpatıp aynıdır. 2 ton! Haydi bakalım.

 

-En son 6 sene önce tatile çıkmıştın. Yalnız başına tatil yapmayı sevenlerdendim. Şimdi 6 sene sonra bu güzel kıyı Ege kasabasında hoş bir oteldesin. Sabah kahvaltını erkenden yaptın. Denize girdin. Sonra odana çıkıp sıcak bir duş aldın. Banyodan çıktın. Balkonun tülü hafifçe kımıldandı ve içeri güzel bir meltem esintisi doldu. Beyaz çarşaflı yatağın üzerine yüzükoyun uzandın. Hoş bir serinlik hissi vücudunu sardı. Totoşunun üzerinden sanki rüzgar akıp geçmekteydi. Tam bu esnada cıbıl popona bir sinek kondu. Sinek, poponun yanağında santimetrelerce mesafede yürüyüşler yapıyor, bir aşağıya bir yukarıya çıkıyordu.

 

-Hayvanların konuşması olayı çok klişe bir mevzu. Defalarca anlatılmıştır, fabllar falan.

Peki ciddi ciddi, gerçekten hayvanların dile geldiğini düşünebiliyor musun? Akşam haberlerinde bir köpek açıklama yapıyor: “İnsanların panik olmasını gerektirecek bir şey yok. Sadece küresel iletişimimizde keskin bir evrim virajını dönüyoruz. Bundan sonra hayvanlar olarak kendimizi siz insanlara ifade etmekten çekinmeyeceğiz.” Ortaya çıkacak kaosu düşünebiliyor musun?

Hayvanlarla insanların iletişim olanakları büyük oranda hayvanların elinde diyebiliriz. Yani insanla konuşup konuşmama kararını verenler hayvanlar.

 18 Ekim 2022   Salı   01:02           İstanbul       Bahadır Gezer

zehirzemberek.com

2022 © www.zehirzemberek.com Bahadir Gezer Tüm Hakları Saklıdır.

Rahat 2

zehirzemberek.com