-Eğitim insanları birleştirir. İnsan için insanlık kavramının idrakini pekiştirir. Bunlar tartışmasız gerçekler. Yani 2+2=4 olduğunu bilen iki kişinin birbiri ile anlaşması ile matematik bilmeyen iki kişinin birbiriyle iletişim çabası farklıdır. Biri doğrudur. Diğeri yanlış.

Peki eğitim insanları yakınlaştırıyorsa niye uluslararası ortak eğitim müfredatı üzerinde ciddi ciddi çalışmıyoruz?

Örneğin Türkiye bu hizmete şöyle destek olabilir: Türk Cumhuriyetleri ile ilk ve orta öğretim tarih ders kitapları ile coğrafya ders kitaplarının müfredatlarının birebir aynı olmasını sağlamak. Tabii ki lehçe ve lisan çeşitlilikleri her ülkenin ders kitaplarında bulunacaktır. Ve ancak anlatılanlar birebir aynı olabilecektir. Bunun ardından Türk Osmanlı Devleti’nin etkin olmuş olduğu coğrafyalardaki ülkelerle ortak müfredat ile ilgili çalışmalıyız. Bugün Ürdün’den ya da Lübnan’dan bir kişi “Türkler bizim topraklarımızı işgal etmişlerdi. Osmanlılar bizi sömürdü.” diyebilmektedir. Bu gerçekten çok üzücü ve ancak gerçekten bunu söyleyenlerin sayısı oldukça fazla. Bunun sebebi eğitim zafiyetidir. Türkler Arap topraklarını işgal etmemişlerdir. Türkler Ortadoğu coğrafyasına Orta Asya’dan ulaştıklarında buradaki etken otorite Doğu Roma İmparatorluğu idi. Yani Türkler Arap topraklarını Araplar’dan almamışlardır. Bilakis Türkler baskıcı Doğu Roma İmparatorluğu rejimini alaşağı edip Araplar’a özgürce ibadet edebilme hakkını iade etmiştir. Bunlar Arap talebesinin ders kitaplarında yazılabilmeli.

Daha da ileri gitmeli ve Balkanlar’daki yakın kültürlerle ortak ders müfredatları çalışmaları yapmalıyız. Eğitimi bir olanın zikride bir olur. Bu anlayış sayesinde uzak coğrafyalardaki insanların birbirlerine daha yakın hissetmelerini sağlayabiliriz.

Biz bunları yapmaya başlarsak Dünya’ya bir hareketlenme gelebilir. Uluslararası BM onaylı ders kitapları olabilir. Örneğin bazı okullar “BM onaylı müfredat uygulamamız vardır.” diye tanıtım yapabilirler. Mavi Bayrak denilen plaj uygulaması yapılabiliyorsa bu hayli hayli yapılabilir.

Her ne denirse ya da düşünülürse düşünülsün; ortak müfredat insanlığın menfaatinedir.

 

-Her okula bir orman kampanyası vardı bir ara. Yaklaşık 25 yıl evvel. Çocuk ağaç ekmeyi bilmeli tabii. Bir okul her sene 300 fidan ekse, 10 yılda 3.000 ağaç eder. Böyle böyle orman olur işte. Anadolu’yu halen hakkıyla yeşertebilmiş değiliz. Harran Ormanı diye bir ormanımız bulunmuyor. Bereketli toprak var, güzel iklim var, su var ve ancak ağaç yok!

Pamukta fasülye yeşertmek güzel. Ve ancak çocuğun büyüdükten sonra “Şu ağacı 30 yıl önce ben dikmiştim.” diyebilmesi güzeldir. Yani fasülye deneyi güzel, ve ancak ağaç ekimi önemli.

Bizi ortaokulda ağaç ekimi aktivitesine götürmüşlerdi. Ektik ağaçlarımızı. Çamdı çoğu. 20 yıl sonra oradan viyadük geçeceği için ektiğimiz ağaçlar kesildi. Fikirtepe mevkiinde E-5 karayolunun yanında bir alandı.

Bunlar insanı depresif yapacak şeyler. Bu plansızlık. Bu ham hum şaralopçuluk. Çocukken ağaç ekiyorsun. Yıllar sonra bir bakıyorsun ağaçların olduğu yerde bir Güneş Enerji Santrali var. Çevreci uygulamayı çevre katliamı için kullanmaya bir örnektir bu. HES HES diye diye vatandaş baya bir tantana yaptı. Ve ancak HES olabilecek en temiz ve atıksız enerji üretim biçimlerinden biri. Bizdeki hata neydi peki denilirse; HES’in barajını 600 mt yukarıya yapsalar nehrin debisi ve genel yapısı zarar görmeyecek. Ve ancak 600 mt yukarısı sapa. İnşaat zor. Pahalı. O yüzden olduğu yere yapılıyor. Sonra seller taşkınlar…

Eğitim yuvalarının doğanın en birincil savunucuları olduğunu unutmamak gerekir. Tarım, sebze-meyve. Örneğin derste kurbağa kesmek kimsece garipsenmemektedir. Garipsenmemeli de zaten. Peki ya derste bir karpuz kesmek? Bir ayva kesmek? Bir domates dilimlemek? Belki bunlar garip gelebilir. Ve ancak garip değil. Pek çok 14 yaşındaki insan halen yiyeceği meyveyi soyamamaktadır.  Bu tür uygulamalar insanı yeşile yaklaştırır. Hangi derste? Coğrafya nasıl? Yörelerimizden toprak kokan lezzetler. Nasıl?

“İstanbul’un en yaşlı ağacının tespiti yapıldı mı?”

Ne? Sen ne diyorsun kardeşim?

“En en yaşlı ağaç hangisi biliyor muyuz?”

Kardeşim ortalığı bulandırma şimdi. Bir laf anlatmaya çabalıyorum şurada.

Çorak kabristanlar var yahu. Yahu insan kabristan deyince üzerinde kuşların cıvıldadığı, dingin ve huzur dolu yer akla gelir. Ama ağacın olmadığı yerde kuş nereye konup cıvıldayacak ki? Utanmıyoruz hiç. Köy olarak, mahalle olarak kabristanlarımızı çorak bırakıyor oluşumuza hiç gocunmuyoruz.  Kimseyi üzmek ve incitmek değildir niyet… Ve ancak gerçek bu.

Yeşil tutkusu eğitim esnasında edinilen bir meziyettir. Japon kültüründe ağaç sevgisinin ve sevdasının çok iyi ifade edildiği söylenir. Ve ancak bizim Anadolu’muzun binlerce yıllık tarihinden günümüze gelen çizimlerde Hayat Ağacı simgesi karşımıza çıkar. Yani bu topraklarda doğan, büyüyen ve yaşayanlar için ağacın özel bir yeri vardır.

Eğitim tabiatı ihmal etmeye başladığında, yani okullar işin peşini bıraktığında çevre katli tavan yapıyor. Çamlıca dev bir şantiyeye çevrildi. Yeni villa tipi lüks apartmanlar, montasyon bir cami ve dev bir iğne dikildi Çamlıca’ya. Binlerce yıldır ahalinin koruyup gözettiği Çamlıca deyiş yerinde ise katledildi. Çamlıca sevdalıların ağaçtan ağaca birbirlerini kovaladıkları, arkada tüm İstanbul’un harika manzarasının olduğu ve güzel kızın “Bu mutluluğumuz hiç bozulmasın istiyorum Ferit.” dediği yerdi. Mahvedildi.

Ağaç yaşken eğilir.

Ağaç canlı ise yaştır.

Bu olayı çözecek olan talebelerdir. Bu durumu doğruya yönlendirecek olan öğretmenlerdir.

 

-Tabii ki sınırları zorlayan bazı fikirler de ortaya çıkmıyor değil. Örneğin; lise öğrencisine okula geldiği her gün için 2 Lira vermek. Okul veriyor öğrenciye. Para. Günde 2 Lira. Yıl sonunda bir Xbox alabiliyorsun.

Aynı şekilde öğrencilere üniversite kayıtları için gereken kaynak konusunda destek olan eğitim kredileri. Bu krediler öyle şekillenebilir ki öğrenci kendi başına krediyi alabilir. Bizde genellikle ebeveyn kredide devreye girer. Çünkü kim işsiz bir öğrenciye kredi verir ki?

Aslında bu soru belki şöyle yanıtlanabilir. Bir bilgi: ABD’de askeri eğitim bulunduran üniversitelerde öğrencilerin çoğu beş parasız olmalarına rağmen üniversiteyi karşılayacak tutarı bankadan kredi olarak çekebilirler. Karşılığında ülke savaşa girerse önde listede yer alırlar. Ülke savaşa girerse eğitimlerini dondurup silah altı olurlar.

Bu bir yöntem.

Bunun yanında şu da bir öneri: Üniversite Giriş Sınavı’nda birinciye bir Dodge Viper, ikiciye bir Porsche, üçüncüye bir BMW 116 verilse. Sınav konusunda öğrenciler daha bir hevesli olmaz mı?

“7 tane birinci, 9 tane ikinci ve 26 tane üçüncü olursa ne olacak?”

Verilecek ikramiye. Başka çıkar yok.

“Yahu bir Viper 2,5 milyon Dolar. Türk Lirası olarak neredeyse 40 milyon para!”

Piyangonun vermediği para değil.

“Yahu bu sadece bir tanesi be!”

Evet, aslında öğrenciyi motive edeceğiz derken sınav sistemini finanse edemeyecek hale düşmeyelim.

Buradaki ana fikir aslında sadece eğitim kurumunun öğrenciye para vererek öğrenciyi kendisine bağlaması idi.

Ya da direkt para vermek yerine öğrencinin girdiği her ders için 2 Lira’nın haznesine yazılması yoluyla günde 10 Lira’nın haznesine yayılması, 3 sene içinde yaklaşık 7.000 Lira tutarında bir meblağ birikmesi ve bu meblağın öğrencinin üniversite kredisinde kullanılması, ilk senenin ardından öğrenci 3,5 not ortalamasının üzerinde olursa geride kalan 3 sene için kredilendirme yapılması… Bunun gibi… İnek güden çocuğun bir şekilde yükseköğrenime yürüyebilmesini sağlayacak bir ekonomik döngü yapmak. Eğitim ve öğretimdeki başarı maddi olanak oluşturabilmeli. Değil mi?

 

-Öğretmenliğe atanana devlet yüz kitaplık bir kütüphane verse? Hangi kitaplar olacağını listeden öğretmen seçse?

 

-Atatürk büstü olmayan Türk okulları. Eseflik bir durum. Yahu Atatürk büstü Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin şahıslaşmış halinin temsilidir. Bunun neresi kanınıza dokunuyor anlamıyorum ki. Bir Türk okulunda Atatürk büstünün olmaması büyük skandaldır.

Sadece Türkiye’de ki Türk okulları değil, yurtdışındaki Türk okullarının bazılarında Atatürk büstü bulunmamaktadır.

Atatürk Dünya’nın birçok ülkesinde ders kitaplarına girmiş olan bir önderdir. Dünya’daki sayısız okullara Atatürk büstü hediye edeceğimiz yerde kendi okullarımızdan Atatürk büstü kaldırmaya yeltenir olmuşuz.

Türk Devleti’nin portresi Atatürk

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin insanî yüzü Atatürk

Bu gerçeğe karşı bir saplantı içerisinde davranarak takıntılı bir tavır ile Atatürk büstlerini azaltma gayreti içinde olmak gaflettir.

 

Bugün 25 Ekim 2022   Salı   01:27         İstanbul   Bahadır Gezer 

Eğitim 2

2022 © www.zehirzemberek.com Bahadir Gezer Tüm Hakları Saklıdır.

zehirzemberek.com

zehirzemberek.com