Ukrayna’daki savaş ile ilgili Türkiye’nin atmakta olduğu adımlar uygunluğu tartışmaya açık eylemler haline dönüşüyor. Evet; terör konusunda dış oluşumlarla mücadele önemlidir. Ve ancak asıl mühim olan iç mihraklardır. Terörist Apo’nun “Sayın Öcalan” haline getirilmesine çanak tutan yönetim zayıflığı dış oluşumlara dikkati çekiyorsa bu ancak ve sadece milli ilginin yönünü saptırmak amacıyla yapılıyor olabilir.

Türkiye’nin NATO içinde Finlandiya ve İsveç’in üyeliğine karşı çıkan yegane ülke durumunda olması Türkiye’yi sorunlu bir ülke olarak göstermektedir. Eğer Türkiye hiçbir çıkarı olmamasına rağmen İsveç ve Finlandiya’nın üyeliğine karşı durmakta inat edecekse önce kendi söylemine ortak yaklaşım sergileyen diğer üye ülkeler ile gruplaşmalıydı. Tek başına çıbanlık yapmak Türkiye’yi gelecekte NATO’da yalnız bırakabilir.

Diğer bir konu ise şu: Ülkeler ve devletler tarih haritasını bilgisayarda belli bir kronolojik hızda oynattığımızda zamana yayılan sınır değişiklikleri, dev göçler vs hakkında fikir sahibi oluruz. Bugün ABD; Irak ve Afganistan’ı işgal etmek suretiyle İran’ı kuşatmaya almıştır. Maalesef Rusya buna kuzeyde Ukrayna, güneyde Suriye olmak suretiyle Türkiye’yi çeperleme yoluyla yanıt vermektedir. Durumun ciddiyeti göz ardı edilemez seviyede. Bu tempo devam ederse en fazla 20-30 yıl sonra Rusya’nın delice bir saldırı ile Türkiye’yi tehdit etmeye çalışması uzak bir ihtimal olarak görünmemektedir. Olağan düşman olan Rusya ile yakın durmak zorunluluğumuzun oluşu ise yadsınamaz bir gerçektir. Çünkü ekonomimiz zayıftır. Geride bıraktığımız 20 senede herhangi bir ağır sanayi hamlesi yapabilmiş değilizdir. Halen bazı ülkelerin kendi öz varlıklarıyla yapabildikleri şeyleri yapmaktan mahrumuz. Yani biz sadece Rusya ile değil; herkesle yakın durmak zorundayız. Milli menfaatlerimizi savunmamıza yarayacak olan kaynak yurtta mevcuttur. Ve ancak; yönetim aşamasında zaaf vardır. Yönetimin “Para yapılmaz; bulunur.” şeklindeki anlayışı rahmetli Necmettin Erbakan’dan miras kalmış bir tutumdur. Bu anlayışa göre İslamî sermayeye borçlanmakta hiçbir sorun bulunmamaktadır. Bu süreç içerisinde zengin Arap ülkelerinin “Olunca ödersin.” biçiminde tepkisi Türkiye’yi tembel bir ülke haline getirmiştir. Üretim merkezleri kapanmış, esnaf azalmış, tarımsal yeterliliğimiz yerlebir vaziyete gelmiştir. Ne de olsa para geliyordur. Ayakkabı kutularında, çizme kutularında paralar. Pay kapma hevesinden akan salyalar.

Türk Birliği. 1990’lı yıllarda küresel anlamda fikirleri ile şekillendirici etkiye sahip olan Lester. C. Thurow kitabı Kapitalizmin Geleceği’nde, 50. sayfada aynen şöyle demektedir: “ Avrupa, Ortadoğu ve Orta Asya kavşağında yaşayan ve çoğunluğu Türkçe konuşan halklar arasında kurulmayı bekleyen daha büyük bir Türk ortak pazarı var. Bu gerçekleşmeyebilir, ama yine söylüyorum, gerçekleşebilir de.” Bunu söyleyen kişi bir ekonomist. Gösterilebilecek en gerçekçi tavrı sergileyen bir kişi. Yani Türk Birliği şüphe dolu sis perdelerinin arkasında kalan, boş bir hayâl falan değildir. Alabildiğine gerçek ve olabildiğince uygun olan ülküdür.

Bu uzak bir hedef midir? Öncelikle şu belirtilmeli; farklı Türk devletleri tarih boyunca neredeyse hep birbirleriyle çekişmiş ve otorite rekabetine girmiştir. Bugün, 21. yüzyılda ise çok farklı bir durum var: Tüm bağımsız Türk Devletleri birbirleriyle dostane ilişkiler içerisinde. Sadece bu bile Çin ile Rusya arasında bir dengeleyici unsur olabilecek Türk Birliği hareketinin uzak bir ihtimal olmadığının göstergesidir.

Bu hedef Türkiye’nin AB üyeliği milli siyasetine aykırı değildir. Herhangi bir birlikte olmak, farklı bir birlikte olmaya engel olmak zorunda değildir. Ayrıca AB ile iyi ilişkiler gütmesi muhtemel olan Türk Birliği sadece Türk’ün değil, tüm Dünya’nın menfaatine olandır. Aşırı militer ve despot yapıya sahip Rusya ve Çin’in birbirine komşu olması ve bir arada hareket etmesi her zaman olmuş olduğu gibi Batı Küre’yi tehdit edebilecektir. Bu durumda Çin ile Rusya arasında bir Türk Birliği ABD’nin ve AB’nin işine gelmektedir. Yani bir çıkar örtüşmesi mevzu bahistir.

Rusya’nın Türkiye’yi çevrelemeye başlaması göz ardı edilebilecek bir konu değildir. Saldırmazlık Paktı bir çözüm sunabilir görünmesine rağmen bunun talepkârı olan taraf bir nevi güçsüzlüğünü kabul etmiş olur.

Tüm bunlar ile asli mücadele yordamı ise sanayidir. Kendini destekleyen ordudur. Motor sanayii, roket sanayii, ulaşım aracı sanayii, elektronik gereç sanayii, ilaç sanayii, millî nükleer enerji, suya doyan Harran ve Dünya ihtiyacının en az %10'unu üreten tarım… ülkeyi “Ben bu ülkenin dış ticaretinin %25’ini karşılıyorum.” diyen para kaçakçısına teslim eden zihniyet ile üretmek fiili çatışır. Bu akli tutum ile yeni ağır sanayi oluşmaz. Oluşmadı.

Rus gibi alabildiğince gerçek bir işgal tehdidi karşısında elimizi güçlü tutmanın yolu oldukça net: hükümet değişikliği. Farklı bir devlet görüşü yönetime geçmeli ki böylece değişimin getirdiği ivmeyi, heyecanı, yeniliği yaşayabilelim ve yurdumuza yapıcı bir enerji yayılsın.

Ukrayna’daki savaştan bahsetmem gerekirken bu makalede fazlasıyla Türkiye odaklı görünmüş olabilirim. Ve fakat Ukrayna işgalinin işaret ettiği yeni bir askeri “operasyon” tehdidini en çok hissetmesi gereken Polonya değil, Türkiye’dir diye düşünüyorum.

Putin 80 yaşına kadar iktidarda kalmayı düşünebilir. Bu daha yaşayacağı ve Dünya’ya terör ile vahşet saçabileceği 20 sene daha demek oluyor. Bu süre içerisinde başka nasıl delilikler sergileyecektir, hangi ülkelere saldırma planları yapmaktadır, anlatıldığı gibi, tahmin etmesi oldukça zor değildir.

Aslında Elon Musk, Rusya Devlet Başkanı Vladimr Putin’ün başına 500 milyon Dolar ödül koysa?.. Kelle avcıları Putin’in peşine düşse?..

Sürekli ve tutarlı gerçekçi yaklaşımın ardından bu biraz absürd olmuş sayılabilir. Kimse kiralık katil tutmaktan yana değilse Ukrayna’nın kendisi böyle bir kelle-ödül uygulaması yapsa?

Samimi inancım ise; Halen Ukrayna’nın Ruslar tarafından işgal edilmiş topraklarından Ruslar’ı dışarı iteceğine ve Putin’in geri çekilme kararı almak zorunda kalacağına inanıyorum. İnanmak istiyorum. Ukrayna’nın yaralarını saracağına, yakılıp yıkılan kasabalarını-şehirlerini yeniden imar edeceğine inanmak istiyorum.

Putin’in “meşru sebebi olmayan savaş çıkarmak suçundan” hüküm giyeceğine inanmak istiyorum. Putin’in kendisinin Dünya karşısına çıkıp “Ben yanlış yaptım. Bu savaş bir hataydı. Bunun mesuliyeti Rus Halkı’nda değil, bizzat ve yalnızca bendedir.” biçiminde açıklama yapacağına inanmak istiyorum.

Bizleri savaşa alıştırmaya çalışan bir çark var. Savaş, hayatımızın gündelik bir parçası olsun isteyenler var. Dünya Ukrayna işgaline alışırsa, bu bağımsız Ukrayna için en büyük tehlike olur.

Rusya’nın Ukrayna işgali hakkında Ukrayna’yı galip görmeyi arzulamak Rus’un da menfaatini gözetmektir. Ruslar için bağımsız medyayı, bireysel özgürlüğü, ifade hakkını gözetmektir.

Bazı savaşları ancak ve sadece doğru olanın kazanması sonlandırır.

Bugün 9 Haziran 2022  Perşembe      19:14            İstanbul     Bahadır Gezer  
      

​Bu site SSL sertifikalıdır.             This site is SSL certified.

Aheste aheste… Çaktırmadan… İnce ince…

Dünya tarihinde pekte sık rastlanmayan bir durum var: ABD Ukrayna’daki savaşa her gün biraz daha giriyor. Her gün biraz daha askeri yardımı Kiev yönetimine ulaştırırken Rusya’yı yıpratıcı adımları atmaktan çekinmiyor. Ancak bunu öyle bir tempoda yapıyor ki ABD’nin Ukrayna’da net bir taraf olduğunu sezinleyemez oluyoruz.

Amerikan füzelerinin Rus karargahlarını dövdüğü hakkındaki haber aslında bir gerçeği ortaya çıkarıyor: Amerika Ukrayna’da. Ancak yavaş yavaş… kademeli kademeli giriyor Ukrayna’ya ABD.

Putin bunu görüyor. Olanların ve olacakların farkında. Ancak ABD’ye karşı herhangi bir yaptırım yetisi yok. ABD’ye herhangi bir nota da veremiyor. Amerikan silahları istilacı Rus birliklerini tarumar ediyor ve Moskova yönetimi bunu sineye çekmekten başka bir şey yapamıyor.

Belki şöyle bir yol izlenir; ABD en şahanesinden iki destroyeri Ukrayna’ya “satar”. Gemiler İstanbul’a gelir. Ukraynalı personel İstanbul’da gemileri teslim alır. Ve bu yüzen kışlalar Kuzey Karadeniz sahillerinde örneğin Kırım’a yerleşmiş Rus birimlerini vurur. Tüm bunlar 1 hafta içerisinde yapılabilir. Savaşın neredeyse 20 haftadır sürdüğünü unutmamak gerek.

Bu arada IMF ya da Dünya Bankası’nın “Ukrayna’ya koşulsuz, faizsiz, açık kredi” verdiğini açıklaması Rusya’da moralleri hırpalayacaktır.

Peki şu kurguya ne demeli; Ukrayna Dünya Bankası’ndan ucu açık ve limitsiz kredi alınca nükleer başlıklı misil edinir. Rusya’ya işgali bir an evvel durdurmazsa bu silahın kullanılacağı ültimatomu verilir. Rusya üzerinde büyük bir uluslararası baskı oluşturulur. Savaşın başından beri aslında Rusya’nın yanında duran Çin bile “Kardeşim, çık şu Ukrayna’dan… İş sarpa sarıyor…” diyecektir. Dosttan düşmandan gelen tüm bu küresel baskı belki de Ruslar’ın geri çekilmelerini sağlayabilir.

Bir de asıl konulardan biri şu: silah alıp satmak… Yani şu anlamda; Örneğin Etiyopya gidiyor ABD’den F16 istiyor. ABD diyor ki “Olmaz.”. Etiyopya diyor ki “Parasıyla değil mi kardeşim?”. ABD diyor ki “Parası tamam. Ama sen demokrasi değilsin. Diktasın. Despotsun. Saldırgan ve baskıcısın. Olmaz… Sana F16 falan veremem.” İşte bu noktada Türkiye işe dahil oluyor. F16’ları biz satın alıyoruz ABD’den ve bu F16’ları ABD’nin sattığı rayicin üzerinde bir fiyatlandırma ile Etiyopya’ya satıyoruz. Nasıl iş? Kebap. Hem bu sadece F16 ile sınırlı değil. Daha nice şey var alıp satabileceğimiz. Bu kadar sığ olunur mu acaba yahu?

Önümüz yaz. Savaşın ne kadar süreceği belirsiz. Ruslar Ukrayna’da kış koşullarında herhangi bir deneyim yaşamadılar. Coğrafya her ne kadar Rusya’nınkine benzese de arazinin şartları ve avantajları konusunda bilgili olanlar Ukraynalılar’dır. Özellikle Rus birliklerinin ısınma kabiliyetlerini bozmak (anayurtlarından petrol, kömür ve gaz sevkiyatlarını durdurmak) ve Ruslar’ın donmasını sağlamak akılcıl olabilir.

Önümüz yaz. Yaz mevsiminde kışta ne olurun derdinde olmak. Savaş ayrıca bir imaj mücadelesi. Rusya “başarılı” imajı oluşturmak için elinden geleni yapıyor. Ve fakat bu her geçen gün Rus askerlerinin öldüğü gerçeğini örtemiyor.

Bu esnada bireysel tepki eylemleri belki yapılabilir. Örneğin Moskova’daki Amerikan Elçiliği bahçe sancağına Ukrayna Bayrağı çekilebilir. Ya da birileri Rusya Devlet Bakanlıkları’ndan birinin bahçesindeki bayrağı Ukrayna Bayrağı ile değiştirebilir. Savaş esnasında Rusya tarafı savaştan kaçan Ukraynalılar’ın Rusya’ya geliyor olmasıyla övünüp durdu. Bunu zorlayarak yapıyor olması bir şey değiştirmiyordu. İşgal ettiği ülkenin vatandaşları Rusya’ya geliyorlarsa bu Rusya’nın “medeni” olduğunun göstergesiydi. Şimdi Rusya’ya göçe zorlanan onbinlerce Ukraynalı’dan binlercesi Moskova’da Ukrayna Bayrakları ile tepkilerini gösterseler ne olur?

Rusya’nın görsel savaş lansmanı için ABD’nin Irak’ta izlediğine benzer bir prosedür uygulama hevesinde olduğu görülebilir. Amerika’nın Saddam Hüsein’in o meşhur heykelini alaşağı ederek savaşın sonucunu görsel olarak tüm Dünya’ya ve Irak’ın kendisine göstermesi, sonucun netliği hakkında simgesel belirleyici rol üstlenmiştir. Peki Rusya Ukrayna’da neyi yıkmak, neyi tarumar etmek hevesinde olabilir? Saddam’ın heykeline benzer bir sembolik heykel mi? Ya da işi iyice abartıp Ukrayna Parlamentosu’nu yıkmaya girişebilir mi?   

Diğer bir mevzu ise mülkî haklar konusu… Milyonlarca Ukraynalı sahibi olduğu evi bırakıp başka bir ülkeye iltica etti. Peki bu insanların Ukrayna’da sahip oldukları mülk hakkında durum ne olacak? Örneğin eğer evleri yıkılmış ya da yaşanmayacak derecede hasar almış ise sigorta kurumları devreye girip kaybın finansmanını üstlenecek midir?

Peki ülkeleri sigortalamak mümkün müdür? Savaş ya da kıtlık ihtimalinden dolayı devlet uluslararası bir kuruma gider ve der ki “sigortam ol”. Bu bağlamda sigorta için az miktarlarda ve süreli olmak üzere ödemeler yapar. Uluslararası sigorta ise risk değerlendirmeleri doğrultusunda bu devleti doğal afetler, savaşlar gibi durumlar için sigortalar. Ülkede 6 şiddetinde deprem mi oldu? 50 milyar $ anında afetzede devlete aktarılır. Uluslararası sigorta aktarır yani. Olur mu böyle?

Çılgınca… Ukrayna iki tane savaş gemisinde bir alay piyade ile Boğaziçi’nden geçip daha sonra Süveyş Kanalı aracılığıyla Hint Okyanusu’na çıksa ve buradan Pasifik Okyanusu’na doğru yol alsa ve ardından Rusya’nın doğu kıyılarına ulaşsa ve buradan Rusya’ya saldırsa nasıl olur?

Rusya işgal etmiş olduğu alanın sınırlarına duvar inşa etmeye kalkar ve bu yolla Ukrayna’dan toprak koparmaya kalkarsa böyle bir uygulamanın başarıya ulaşmaması için her şey yapılmalıdır.

Dünya “Ukrayna’daki savaştan daha önemli sorunlarımız var.” diyememelidir. Milletlerarası terörün ve haksızlığın göz ardı edilmesi ihtimali kabul edilemez. Gazze’ye yardım için yola çıkan ve Türkiye’deki mevcut yönetimce yüz üstü bırakılan Mavi Marmara girişimine benzer bir barış eylemi gerçekleştirebiliriz. Hatta yine Mavi Marmara ile Kırım’a gidebilir özgürlük, bağımsızlık ve insanlık yanlısı barışseverler.

Haklı olan Ukrayna, kazanan oldu sonunda…

Diyebilmek umuduyla

Bugün 28 Haziran 2022    Salı      05:42     İstanbul     Bahadır Gezer

Rusya'nın Ukrayna'daki kayıpları Bahadır Gezer

Ukrayna ile Rusya arasında güvenli bölge kordonu oluşturmak bu savaşta sağduyunun önerilerinden biri olabilir mi? Bu yapılması imkansız bir ihtimal olarak mı görünmekte?

Bu yapılamıyorsa taraflar arasında müzakere ile silahsızlandırılmış bölgeler ortaya çıkarmak birçok sivilin hayatını kurtarabilir. Kurtaramaz mı?

Bugün 27 Mayıs 2022  Cuma   23:25        İstanbul   Bahadır Gezer

2022 © www.bahadirgezer.blog Bahadır Gezer Tüm Hakları Saklıdır.

Geride bırakmakta olduğumuz ay boyunca Ukrayna’daki savaş kendine kalıcı bir yer edinme temayülü içerisindeydi. Rusya kendine sürekli çatışma içerisinde olacağı bir saha arayışı içerisinde. Eğer bu sağlanırsa devletin militarist yapısının sürmesi için meşru sebep ortaya çıkmış olacaktır.

Savaşın herhangi bir yerde kalıcı ve sürekli olması can yakıcı bir durum. Rusya’nın bu “operasyon”a ne kadar devam edebileceği bir soru işareti. Ayrıca Batı Küre’nin ekonomik yaptırımlarının etkilerinin açık bir biçimde görülmesi için en azından 1 sene geçmesi gerekiyor. Yani en azından böyle görünüyor. Yine Batı’nın Ukrayna’ya yapmakta olduğu yardımlar (teknik ekipman, silah, mermi, tıbbi malzemeler vb) şöyle bir tablo ortaya çıkarıyor: Rusya her gün zayıflarken Ukrayna her gün kuvvetleniyor. Ukrayna sanki kar toplayan Güneş gibi… Uluslararası yardımları düzenleyerek planlamasını yapıyor.

Tarih birçok kez göstermiştir ki; büyük zaferler bazen daha evvel görülmemiş veya çok nadir uygulamalar ile kazanılır. Fatih Sultan Mehmet’in gemileri Galata’da karadan yürütmesi insana delice gelebilir. Ve zaten öyledir. Yani bazen delirmek gerekir.

4000 tane uzaktan kumandalı model araba. Bunlara bomba yerleştiriyoruz. Sonra bunlara kirpi kamuflajı yapıyoruz. 10-15 metre mesafeden bakıldığında aynen kirpi gibi görünüyor. Bunları tek tek coğrafyamızın çeşitli yerlerine konuşlandırıyoruz. Yaklaşık 500 km² büyüklüğünde bir alanda 4000 tane pusu yeri kurmuş oluyoruz. Ruslar askeri sevkiyata başladıklarında tüm kirpilerimizi aynı anda bu 500 km²’lik alanın çeşitli yerlerindeki Rus mekanize birliklerine yönlendiriyoruz. Tankın içindeki asker önündeki asfalt yolda kirpiyi görmesine rağmen kirpi olduğu için kimse bunu önemsemiyor ve kirpi aracın altına girdiğinde gümlüyor. Tüm kirpiler aynı anda saldırdığı için Rus ne olduğuna ayamıyor. Tabii 500 km² alan içinde en azından 30-40 Rus tankını, 50-100 Rus zırhlı nakliye aracını aynı anda imha edebilmeyi hedefleyen bir saldırı biçimi bu. Binlerce kirpi ile aynı anda Ruslar’a saldırıp bir anda büyük kayıp vermelerini sağlamak. Komik, saçma, çocuksu, delice, mantıksız… Belki… Ve ancak ya ihtiyaç duyulan da tam da bunlarsa? Sonuçta trajikomik bir dramı milyonlarca insana dayatan ergen çocuk zihniyetine sahip Putin’in açtığı bir savaştan bahsediyoruz. Anladığı dilde yanıt verilmesi gerekiyor olabilir. Bazı savaşlar sadece o savaşa özgü bazı hamlelere sahne olabilir. Daha evvel görülmemiş harekatlar olması ihtimali aslında çokta düşük değildir.

Putin’in Ukrayna’ya açtığı bu savaş ile ilgili aslında insan aklının alması oldukça zor olan bazı noktalar var. Bunlardan biri “Sürpriz Savaş” algısı. Binlerce yıllık uygarlık tarihinde çeşitli kültürler birbirleriyle sayısız kere savaşmışızdır. Bu tarih akışına baktığımız zaman tüm savaşların hikayeleri birbirine benzer. İki otoriter güç olan devlet birbirleriyle çekişmeye girer. Sonra elçiler iki devlet arasındaki diplomasi trafiğini gerçekleştirirler. İki devlet birbiri ile restleşmeye başlar. Sonra savaş tehditleri savrulmaya başlar. İhtar verilir. Gerekirse bir daha ihtar verilir. Ve halen antlaşma sağlanamadıysa savaş ilanı yapılır ve iki ülke savaşa tutuşurlar. Yani savaş aslında girizgahı, gelişmesi ve sonucu olan bir süreçtir. İşte Putin’i manyak statüsüne koyan durumlardan biri de bu. 1 ay içinde Ukrayna ile kriz başlatıp zart diye işgal harekatına girişti! Tıpkı Pearl Harbor’da ABD Ordusu’na aniden saldıran Japonya gibi. Bunun adı sürpriz savaş. Askeri kodda yeri olduğunu sanmıyorum. Biraz onursuz görünüyor. Aniden savaş açmak.

Asıl konu ise şu: Avrupa Birliği Ordusu. Euro Army. Nedense herkes söz kesmişçesine bu konuya değinmemek için ekstra çaba sarf ediyor. Yahu 30 yıl önce bir AB vizyonu vardı. Buna göre AB kendi ordusunu kuracak ve kıtasal güvenliğe bu sayede katkıda bulunacaktı. Hani? Ne oldu? Herkes varsa yoksa NATO’yu konuşuyor. AB niye ordusunu kuramadı? Bunca yıldır bunca Avrupalı devlet insanı ne yaptı? Aslında bu fazla konuşulmuyor ve ancak AB’nin dağılabileceğini düşünenlerin sayısı az değildir. İngiltere’nin Birlik’ten çıkışının bunun net bir sinyali olduğunu düşünenler var. Gerçektende Avrupa Birliği son 20-30 yıldır kendine yeni hedefler koyma konusunda zayıf kalmıştır. İşin korkunç tarafı ise şu; Putin bunu özellikle yapıyor olabilir. Yani AB içinde bir kriz oluşturup birliğin dağılmasına çanak tutmaya çalışıyor olabilir. Avrupa Birliği içinde askeri harcamaları müsriflik ve israf olarak gören bir kesim lobiler var. Onlara göre askere ihtiyaç bulunmamaktadır. Çünkü kriz anında kuşlar ya da karıncalar insanlığın imdadına koşacaktır. Şaka bir yana Avrupa askeri yatırıma “yazık” gözüyle bakar bir hale gelmiştir. Kimilerine göre demokratik yaklaşım anti-militerdir. Ve ancak AB için bu kriz anı bir fırsat sunuyor: AB Ordusu çalışmaları hızlı bir ivme içine girebilir. Putin’in savaşı AB için kıta huzurunu sağlama yolunda çok güçlü adımlar atmak sonucunu doğurabilir.

SASİHA™ . Su Altı Silahlı İnsansız Hava Aracı. Aslında adı zaten kendini anlatıyor. Yüzlerce metre derindeki bir denizaltıdan çıkan bu dron hızla su yüzeyine çıkmakta ve bunun ardından havalanmaktadır.

Bununla beraber nakliye denizaltısı kavramı ne kadar mantıklıdır? 20 tane tank, 40 tane zırhlı araç, 50 tane cip taşıyan dev bir denizaltı. 300 metre uzunluğunda bir nakliye gemisinin neredeyse yarısı kadar yük taşıyabilmekte. Yapsak mı? Etsek mi?

Papağanmışçasına sürekli tekrarlanan proje ise şudur: Portatif su üstü pist yapımı. Buna göre Boğaziçi’ndeki Suada’ya benzer platformlar bir gemiye yüklenir. Bu gemi uzak bir coğrafyaya gider ve platformları güvertedeki vinçler ile tek tek çıkarıp denizin üstüne dizip bunları birbirine kenetler. Suyun üzerinde yaklaşık 2 km uzunluğunda bir pist vardır. Başka bir geminin kargosu ile gelmiş olan ve aralarında ağır bombardıman uçaklarının da bulunduğu uçaklar piste çıkar ve havalanır ve iniş yaparlar. Operasyon tamamlandığında vinçli gemi bu platformları toplar ve yeni görev yerine doğru yol alır. Fikrin Türkçe ortaya çıkmasının sebebi Türk Tarihi’dir. Türk askeri mühendislerin yüzyıllar boyunca orduların dev nehirleri hızla aşabilmeleri için geliştirdiği köprü biçimleri. Geçici yapılan köprüler. Bunun sayesinde fırlatma ve yakalama teknolojisine sahip uçak gemisine daha az ihtiyaç duyulabilecektir. Bununla beraber uçak gemilerinin sürekli hareket kabiliyeti tabii onların gücünü yine muhafaza edecektir.

Bu vesile ile şunu bir daha hatırlatmak gerekiyor: “S400 krizi tamamen kurgusaldır.” Çünkü bundan yaklaşık 20 yıl evvel Yunanistan S300 alırken NATO içerisinde hiçbir karşı ses yükselmemiştir. S400’ün F35 Projesi ile ilişkilendirilmesinin sebebi: F35 hiper teknolojik bir savaş aracıdır. Türkiye’deki AKP yönetiminin bu jetleri alır almaz İran’a gönderip İranlı mühendislerce incelenmesini sağlayacağı muhakkaktır. Tersi eşyanın tabiatına aykırıdır. Her Türk Hükümeti için aynısı söylenebilir mi? Hayır. Ancak İranlı para kaçakçısı hakkında “Ben onun önüne yatarım” diyen bakana sahip bir hükümet F35’i düşmana peşkeş çeker.

Ukrayna nüfusu yettiğince kendini ve hakkını savunuyor. Halen sivillere silah, miğfer ve yelek dağıtımı gibi bir uygulama duyulmadı. Putin’in daha görmediği birçok ihtimal var.

Çatışma anında önce siper mi alınır hedef mi?

Bugün 27 Mayıs 2022   Cuma   01:50   İstanbul   Bahadır Gezer

European Army Bahadır Gezer
Ukrayna Savaş Bahadır Gezer
Türk Birliği Bayrağı Bahadır Gezer

Savaş Sayfa 2: