Ukraine Ministry of Defence

S A V A Ş  S a y f a 1: asla fırsat olarak algılanmaması hedeflenen bir insanî buhran hali. Şu anda tüm Dünya Ukrayna’ya saldırarak komşusuna savaş dayatan Rusya’nın sebep olduğu caniliği konuşuyor. Herkesin dikkati, ilgisi bu yönde. Bu sebeple ben olabildiğince kısa bir paylaşımda bulunmak zorunluluğu hissediyorum:

Fırsat olarak görülmemeli dedim. Tamam. Ve fakat bununla beraber bu hadisenin sonuçlanabileceği ihtimalleri göz önünde bulundurmamız faydalı olur.

Beklenmeyenin gerçekleşmesi: Ukrayna karşı saldırı ve kaliteli komuta ile Rusya’dan toprak koparırsa bu Putin için müthiş bir fiyasko olur. Belki fırsat olarak addedilebilecek olanaklardan biri şu: Eğer Ukrayna Kuzey Karadeniz coğrafyasını Ermenistan’a kadar alır ve Rusya’nın Karadeniz ile bağını koparırsa bu insanlık tarihine aç gözlünün (Rusya) zararla kalacağını yadsınamaz bir biçimde işler.

Ancak savaş gerçeklikten uzaklaşılması mümkünsüz bir gerçektir. Ukrayna Rusya ile askerî açıdan boy ölçüşmekte zorlanabilir. Ve yine de bunu yapabilir. Dahiyane bir kumanda ve bir alay asker bunu başarabilir. 1000 asker tüm tahminleri altüst edebilir.

Annem ve babamla akşam yemeğimizde bu konuyu konuştuk doğal olarak. Az evvel anlattıklarımı sofrada da dile getirdim. Annem “Gerçekçi olmak lazım.” dedi. “Ukraynalılar zaten Rusya’yı istiyor.” dedi annem (Annem bunu okuduktan sonra "Ben Ukrayna'daki Ruslar'dan bahsetmiştim." dedi.). Bu Rus propagandasıdır. Dünya’yı Ukrayna’ya destek çıkmamaya ikna için ortaya atılmış bir söylemdir. Buna göre Ukrayna hep Rusya’nın yanında yer almıştır. Ve Rusya bir gün “E hadi yeniden birlik olalım.” demiştir. Ukrayna “Nasıl olur ki?” demiştir. Rusya “İşgal edeyim seni. Birkaç bomba falan atayım.” önerisinde bulununca Ukrayna buna “tamam” demiştir öyle mi?! Yahu Ukraynalılar insan. Bu anlatılana insan olan olur vermez.

Gerçekçilik. Gerçek şudur ki; savaşta her ihtimal vardır. Rusya Afganistan’a saldırıp kıçına baka baka Moskova’ya dönen Rusya’dan daha zayıftır.

“Ben zaten kesin kazanırım.” egosundakini yenmek daima mümkündür.

NATO müdahale ederse savaşın büyüyeceğine inanmıyorum. Asker savaş bitirir.

Avrupa’yı zor durumda bırakmak için kışın yapılan bu savaş esnasında Rusya doğalgaz üreticisi olmasından faydalanıyor. Ancak yaz gelecek.

Durum daha net değil. Ve fakat şu net: Rusya işgal ediyor. Putin 20 yıldır iktidarda değişmeyen bir figür. Yani bir diktatör. Dünya bu vahşet ile ilgili Moskova, Putin ve Rusya’ya unutulamayacak bir ders verecek gibi hissediyorum. Tabii bu bunca kötülüğün içinde iyimser bir yaklaşım.

Türkiye 20 yıldır gaflet, dalalet ve hıyanete maruz vaziyette. Yani konu hakkında etkisiziz.

Dünya’nın en geniş sınırlara sahip ülkesi Rusya, yine sınır genişletmek hamlesi ile Ukrayna’ya harp ediyor. Kanaat getirmek, “bu kadarı yeter”, “bu kadar kâfi” demek yok Rusya’da. Bu durum ayrıca Rusya’daki özerk devletlerin bağımsızlık söylemi geliştirmeleri için uygun ortamı meydana getirmektedir. Bu özerk cumhuriyetlerin meşru bağımsızlık haklarının savunumu için Dünya seyirci kalmamalıdır.

İşin kötüsü; Ukrayna Rusya ile zıtlaşmak bir yana, Rusya’nın suyuna gitti. Buna rağmen bomba yağdırıyor Rusya Ukrayna’ya.

Rusya haksız yere Kırım’ı işgal etti. Bunu Dünya’ya yutturabildiğini görünce Ukrayna’yı direkt işgale başladı.

Dünya ekonomisi sarsılır diye Dünya’nın Rusya’ya karşı eli kolu bağlı durması insanlık suçu olur.

Rusya yanlış. Ukrayna mağdur.

Savaş ilan edenler…

Teslim olmayanlar…

Savaş bitirenler.

Şu anda Karadeniz’in kuzeyinde savaş var. Üzülmemek, tedirgin olmamak olanaksız. Umarım can ve mal kaybı az olur. Umarım Ukrayna onursuz Putin’in olmayan insafına terk edilmez.

Bugün 25 Şubat 2022  Cuma  23:30  İstanbul    Bahadır Gezer



Savaşla ilgili ilginç bir gerçek: Haberler Ukrayna’dan. Rusya’dan haber çıkmıyor. Rus Halkı ne durumda, şehirsel ve kırsal yaşam olağan akışında mı? Bunları bilmiyoruz. Rusya’da Putin’e muhalefet eden bir tane bile siyasi parti olmaması açıkçası acınası bir durum. Yani en azından bir çatlak ses çıkıyor olması gerekir. İfade özgürlüğü olan diyarlarda böyle olur. Fatih Sultan Mehmed İstanbul’u fethederken en değerli hocalarının bile muhalefetine göğüs germiştir. Muhalefet elzemdir. Eğer bu yoksa Rusya’da -ki durum bunu gösteriyor- bu Ruslar’ın kendi devletlerince esarete alınıp hapsedildiğini gösterir.

Tüm bu hadisenin içinde daha evvel bu konuya değinmiş olsam dahi yine de bunu tekrar yazmak gerekli oldu: “Amerika Afganistan’da, Irak’ta ne yapıyordu? Herkes Rusya’yı konuşuyor ama buna dikkat etmek lazım.” Tam Rus propagandası. Rusya’yı haklılaştırma çabası. Niye? Çünkü Irak’ta fötr şapka giyip, halka seslenişlerinde kürsüde eline bir Kaleşnikof alıp havaya ateş eden, kendi vatandaşlarını bombalayan bir manyak hüküm sürüyordu. Birileri bir şey yapmalıydı. Afganistan’da ise kadınlara tecavüz günlük hayatın bir parçası haline gelmişti. Tecavüz edilmemiş kadın sanki yok gibiydi. Toplumun her mertebesinde tecavüz normalleşmişti. “Geçen gün sana tecavüz ettiğim için özür dilerim.” , “Önemli değil, hayatın bir gerçeği.”, “Bu arada özür diledim diye bir daha olmaz sanma! Hahaha!”, “Hahahah ilahi!” Birileri bir şey yapmalıydı. ABD’nin Afganistan ve Irak’taki girişimi Rusya’nın mutlu ve mesud bir ülke olan Ukrayna’ya saldırmasıyla kıyaslanamaz bile. Çünkü Afganistan ve Irak’ta işkenceye maruz kalan halk kitleleri, Ukrayna’da ise akşam yemeğini TV’de komedi programı izleyerek yiyen aileler vardı. Lütfen dikkat edilecekse buna dikkat edilsin.

Peki Putin Rusya için reklam mı yapıyor? Sonuçta Ukrayna Ordusu’nun envanterinin büyük bir kısmı SSCB zamanından kalma. Yani Rus silahları Rus silahlarını alt edemiyor. “Bizim silahlarımız bu kadar iyi işte. Kendi silahlarımız bile kendi silahlarımızı yenemiyor.” Savaş tabii ki kötü. Ve ancak reklam iyi reklam. Gerçektende eski tip Ukraynalı Rus tankları yeni nesil Rusyalı Rus tanklarıyla mücadele edebilmiş ve edebilmektedir.

Dünya bu savaşta Rusya adına da üzülmektedir. Rusyalı yetkililerin yaptıkları açıklamalara göre Batı Dünyası Rusya’ya Soğuk Savaş döneminde bile böylesine sert ve kapsamlı ekonomik yaptırımlar uygulamamıştır. Bu Rusya’nın zararına. Bu kesin. Ve ancak bu Dünya’nın da zararına. Yani Rusya kendini yakarken Dünya’yı da incitmiş oluyor. Rusya kadar büyük bir coğrafyada uluslararası ticaretin olmaması Dünya için kayıptır tabii. Rusya için bitiş, Dünya için kayıp. Dünya Rusya’nın kendini imha etmesine üzülür mü? Pek tabii. Nasıl üzülmeyelim? Kötüyse kötü, saldırgansa saldırgan; insandır sonuçta. İnsanlığın bir parçasıdır.

Ve ancak Putin’in hedeflemiş olabileceği durumlardan biri ise işte tam da budur: Dünya’nın dışladığı bir Rusya. Kendi içine kapanan bir Rusya. Uluslararası yatırım ve sermayeye kapalı bir Rusya. SSCB zamanındaki gibi. Yani Putin “Mc Donald’s artık Rusya’da satış yapmayacakmış! Aman ne üzüldüm ne üzüldüm!” biçiminde bir tavır takınmakta. Çünkü bunun taşıdığı fakirleşme vaziyeti Putin’e sirayet etmemektedir. Bu nedenle Putin olayın idrakine varamamaktadır. Çünkü kendisi yine onbinlerce Dolar’lık takım elbisesi ile zırhlı lüks aracında seyahat etmekte ve şaşalı yaşantısına devam etmektedir. Mc Donald’s’tan 90 Ruble tutarında bir dondurmayı alan Rus çocuğu için günün en büyük hadisesinin bu olduğunu göremeyen, halktan kopuk tutumdur bu. Zaten Putin’in başkan olmadan evvel mensubu olduğu teşkilat Rus Halkı’nı ötekileştiren ve elit olduğuna inanan bir zümre idi. Onlara göre Rus Halkı için en iyi olanı yalnızca ve sadece kendileri bilmekteydiler.

Okunmakta olan ezan. Tutulan oruçları Allah kabul buyursun. Kırım’daki camiler “Allah-u Ekber” diyor mudur acaba? Kırım’daki camilerden ezan okunabiliyor mudur? Neden ise Türkiye resmi anlamda Kırım’da hak iddiasında bulunmayı aklından bile geçirmemektedir. “O defter kapandı artık” tepkisizliği ve eylemsizliği T.C.’nin resmi üslubu halini almış vaziyette. Yahu defter kapanmamış ki savaş var halen orada. Türkiye’de hiçbir resmi kaynak “Kırım’da Türk’ün hakkı vardır! Ezan okunmalıdır! Eğitim kitaplarında Türk idaresindeki Kırım anlatılmalıdır! 300 yaşında bir tapuyu Kırım’daki arazisini gösterir şekilde elinde tutan Türk hak sahibinin toprağı iade edilmelidir! vb.” biçimlerinde açıklama yapmamaktadır.

Problemler göz ardı edilince hâl olundu sanılıyor. Bu yanlıştır. Problemler ihmal edildikçe büyür. Kırım adı Türkçe. Bir Danimarka değil yani. Osmanlı Devleti’nin uluslararası gücünün en yakin destekçisi Kırım olmuştur. Kalkıp “Bugün Kırım’da olanlara aman biz bulaşmayalım.” biçimindeki biçare tutum hakkında şahıslara bir şey demem, ve fakat Ay Yıldız’a yakışmıyor.

Suriye’de kan gövdeyi götürüyor. Bebek cesetleri sahillere vuruyor! Allah aşkına! Türk Ordusu buna müdahale etmeyecekse neye edecek? “Aman bulaşmayalım! Aman bataklığa saplanırız!”

Karabağ 30 sene Ermenistan tarafından işgal ediliyor! 30 sene! Türk toprağını 30 sene boyunca işgal ediyor Ermenistan! Yuh artık! Toprağının işgal altında olduğunun 30 yılda farkına varıyor akla ziyan zihniyet.

Ayrılıkçı terörü tatlı dille iknaya çalışan, abuk sabuk bir algı.

Askeriyesi Türkiye kadar büyük ülke sayısı az. Ve ancak askerini kullanmakta en pısırık davranan yine Türkiye. Yahu komşum Suriye yanıyor. Ben halen ABD ya da İngiltere Suriye’ye operasyon icazeti versin diye bekliyorum. Savaş benim savaşım. Ve ancak savaş ilanını başka ülke yapsın istiyorum. Allak bullak, yalapşap bir hâl. Komşumda milyonlarca hayatı ziyan edenlerin üzerine yürümüyorsam bu silahlı kuvvetler niye? Niye NATO’nun en etken 2. ordusuyum ben o zaman? Süs müyüm ben? Caydırmadıktan sonra caydırıcı olmuşun ne fayda?

Bugün yine Türkiye ile tarihsel ve kültürel açıdan direkt bağı bulunan Kırım konusunda askeri planlama yapmıyoruz. Halbuki Rus’u savaşta bozguna uğratmak için iyi zaman.

Rusya öyle bir ortamda bulmalı ki kendini; kimin kimi desteklediğinin belli olmadığı, kimselerin direkt temasta bulunmadığı ve ancak sürekli artan bir direnç, vıcık vıcık bir savaş. Devlet bütçesinden her gün eksilen yüz milyonlarca € ve bir türlü alınamayan sonuç. Çıksa bir türlü, kalsa bir türlü. Berbat, rezalet bir hâl Rusya için. Rusya’nın hak ettiği bu.

“İşgal ettim! Dediklerimi yaptırdım!”

Yok ya? Yahu Orta Çağ mı la bu? Salaklık bir nebzeye kadar kabul kaldırır ama senin ki en safından, dobra dobra dangalaklık be! Amerika da diktatörlükleri işgal ediyor. Ve ancak bununla beraber Amerikan restoranları geliyor, Amerikan arabaları geliyor, internet geliyor, IPhone geliyor… Peki Rusya ile ne geliyor?

İşte asıl sorunda bu. Rusya’nın insanlara vaad edebildiği hiçbir çekici özelliği yok. Getirebileceği bir yenilik ya da standartları yükseltebilir bir hali yok. Ne ideolojik anlamda, ne ekonomik anlamda, ne güvenlik anlamında, ne de sağlık anlamında hiçbir yere katkı sunabilecek bir çapı yok. Bu yüzden insanlar sadece vatansever duygularla değil, hayat tarzlarını koruyabilmenin de mücadelesini veriyor Ukrayna’da.

Bu arada pek de konuşulmayan diğer bir konu ise Belarus. Bu ülke Ukrayna’nın kuzey komşusu. Muhtemelen Ukrayna ile aralarında komşuluktan ötürü saldırmazlık paktı var. Ve ancak Putin’in ordusuna kapılarını sonuna kadar açan bir Belarus var. Hakkı var mı böyle bir şey yapmaya? Putin iki ülkeyi işgal etti. Birini silahla, diğerini şantaj ve tehdit ile. Belarus fazla konuşulmuyor. “Böylesine küçük bir ülkenin Rusya’ya direnmesi olanaksız.” yaklaşımı sergileniyor. Yahu Belarus bilfiil Rusya tarafından işgal edilmiş oluyor ve ancak bunu silahlar sıkılmadan yaptırabildiği için olmuş olan işgalden farklı bir şey oluyor öyle mi? Belarus işgale direnmedi. Ukrayna ise işgale direniyor. Belarus’un yaptığı öyle yenilir yutulur bir şey değil. Komşuluk ilkelerine tamamen aykırı. Devlet denilen örgüt Belarus’un yaptığını yapmazdı.

İhtimaller ortaya çıkmış vaziyette. Ve ancak durumun nasıl şekilleneceği netlik kazanmış değil. Ukrayna’daki savaş yıllar sürebilir. Bu bir ihtimal. Bu esnada Rusya Dünya’dan tecrit edilir ve hiper fakirlik yaşamaya başlar. Yine de inattan savaşa devam eder. Ya da Ukrayna sağlanan dış yardım ile silahlı kuvvetlerine ulaştırabildiği teçhizat sayesinde birkaç ay boyunca Putin’in ordusuna büyük kayıplar verdirir ve bilfiil Rus askerini ülkenin dışına iter. Bu da bir ihtimal. Putin zaferin gelmediğini görünce göz korkutarak dilekleri yerine getirilsin diye Ukrayna’nın orta ölçekli bir iki şehrinde kitle imha silahı kullanabilir. Bu da bir ihtimal. Rusya cephedeki askerinin ihtiyaçlarını tedarik ederek birliklerini tazeleme yoluyla Ukrayna’nın büyük bir kısmında kontrolü ele geçirebilir. Ve bu vaziyette Ukrayna ile müzakere ederek isteklerini kabullendirmeye çalışabilir. Bu da bir ihtimal. Ve lâkin her türlü ihtimalde olmazsa olmaz kriterler olmalı. Örneğin uluslararası camia savaşın sonu ne olursa olsun Ukrayna’nın sınır bütünlüğünün korunması gerektiği konusunda resmi bir karar alabilir.    

Bu arada BBC web sitesinde yayınlanan habere göre Rusya’nın Ukrayna’daki asker kaybı 15.000’i bulmuş durumda. Ancak net rakam tabii ki paylaşılmıyor. Ukrayna Savunma Bakanlığı’na göre bu sayı 19.000’i bulmuş halde.

Sıradan bir Rus için bu savaşı özel yapan hiçbir şey yok. Yani Putin’in Ukrayna’daki kampanyası Ruslar’ı bir milli heyecana sevk etmiyor. Ortada haklı bir dava yok çünkü.

Şu anda iki milleti karşılaştırdığımızda; “Ukraynalı mı, Rus mu?” dediğimizde Ukraynalı daha bir millet duruşuna sahip. Bir milli beraberlik, bir milli gurur, bir milli emel için beraber duran bir Ukraynalı Milleti var. Öteki yanda ise olan bitene ilgisini yitirmiş, Dünya ile bağlantısı kopmuş, milli bir heyecan taşımayan Rus var.

Basit bir soru: Rusya’da bir daha ki genel seçimler ne zaman? 2026’da. Anlaşılan o ki Putin seçim tarihini uzak tutarak başladığı rezilliği başarı ile neticelendirebilmenin yolunu aramaktadır. Çünkü örneğin Rusya’daki bir daha ki genel seçimler 2023 yılında olsa idi Ukrayna bu tarihe kadar dişini sıkar ve mücadelesini dik tutardı. Başlattığı savaşı bitiremeyen Putin ise Rusya’da oy ve iktidarı kaybederdi. Bundan anlaşılan en net çıkarım şudur: Rusya’nın aklına gelebilecek en son ihtimal Ukrayna’nın direnişini 5 yıl kadar sürdürebilmesidir.

Savaşın 5 yıl sürmesi ise gerçekten sıkıcı bir tablodur. Bu savaş ile Dünya ülkeleri sıralamasında Rusya Ukrayna’nın, Ukrayna ise Rusya’nın mertebesine yaklaşmıştır. Yani Putin’e göre Rusya’nın rakibi Ukrayna’dır.

Biz ne yapmalıyız? Öncelikle bize düşen görev Ukrayna’ya insani destek ulaştırmaktır. Bunu belli ölçülerde yapıyoruz. Yalnız lütfen yanlış anlaşılmasın ve ancak şu gereklidir: Gönderdiğimiz battaniyelerin, yastıkların üzerlerinde Türk Bayrağı mutlaka yer almalıdır. Bu önemli. Çünkü ihtiyaç halindeki Ukraynalı bunu unutmayacaktır ve Türkiye’nin Ukrayna’nın yanında yer almaya en azından gayret etmiş olduğunu görecektir. İçme suları, pirinç ve un paketleri. Hepsinin üzerinde Türk Bayrağı mutlaka olmalı. Çünkü bu Türk ve Ukraynalı milletleri birbirine yakınlaştıracaktır.

Ukrayna’nın şu ana kadar elde ettiği en önemli kazanımlardan biri budur. Ukrayna Dünya’ya daha da yaklaşmıştır. Dünya’nın taktirini ve saygısını kazanmıştır.

Buca’da ve Ukrayna’nın dört bir yanında öldürülen suçsuz, masum, sivil Ukraynalılar’a Allah’dan rahmet ve ruhlarına mutlak huzur diliyorum.

Ukrayna için hayat sadece bir mücadele değil; Ukrayna için hayat bir savunma. Tüm bu hengamede lütfen unutulmasın; Ukrayna Devleti savaş başladığından beri zorunlu askerlik uygulamasını seçmemiştir. Sadece bu bile Ukrayna’nın kimilerince küçümsenen askeri kabiliyetinin seviyesi hakkında bilgi sunabilir.

Bu savaşta sabrın, dirayetin, kuvvetin bol olsun; attığın tutsun Ukrayna!

Bugün 9 Nisan 2022  Cumartesi  00:02     İstanbul   Bahadır Gezer

Bunca insan evinden oluyorsa. Hayatını geride bırakıp farklı diyara göçüyorsa milyonlarca kişi. Şehirleri boşatıyorsa ahali, bunun Ukrayna Ordusu’na ne anlattığı belli: Yakın şehri! Yıkın binaları! Ama Ruslar’ın başına yıkın! Bütün o kentleri, kasabaları, köyleri yapan; görmüş olacağın ve yani bizden geri kalanlardan ibaret değil! Bütün kentlerimizi, kasabalarımızı, köylerimizi kent yapan, kasaba yapan, köy yapan bizlerdik! Adımız Ukrayna! Yıkın Dünya’yı Rus’un başına!

7 Mart 2022      Pazartesi  23:16       İstanbul     Bahadır Gezer

urgent action organization

Saat 15:35 itibariyle CNN’de geçen son haberlerden birinde Kiev’den haberi yapan muhabirin yazmış olduğu 5 paragraflık rapora göre Kiev banliyölerinde çatışmalar sürmekte. Bu habere göre “Irpin” isimli sokakta apartmanlar, evler ciddi hasar almış vaziyette ve halen yanmakta olan bir askeri araç görülebilmekte. Bununla beraber muhabir durduğu yerden sokakta durumu kontrol eden Ukraynalı askerleri görebilmekte. Ayrıca yerde yatan 4 Rus askerini sayabildiğini muhabir telgraf notuna ekliyor.

“Telgraf mı kaldı yahu?”

Anlatsam da anlamaz bunu diyen.

Saat 15:23 itibariyle dikkat çeken haberlerden biri; BM tarafından açıklanan rakamlara göre 836.000 mülteci Ukrayna’dan çıkış yapmış durumda. 453.892 kişi Polonya üzerinden Ukrayna’dan kaçarken, 116.348 Ukraynalı ise Macaristan üzerinden savaş sahasından ayrılmış vaziyette. Savaştan kaçmak isteyen, çoluğunun çocuğunun can güvenliğini sağlamak isteyen az sayıda Ukraynalı’nın ise Rusya’ya kaçtığı haberler arasında.

Bu süreçte Ukraynalı vatandaşların mülkî hakları nasıl korunacak? Şu unutulmamalı: Ukrayna halen Rusya’ya “Tamam. Kazandınız. Dediklerinizi yapmayı kabul edeceğiz.” biçiminde bir teslimiyet göstermedi ki tarihte birçok ülke savaşta yenilgiyi kabul ederek savaş sonrası masaya oturmuştur. Savaşta yenilginin kabullenilmesi yaygın bir yöntemdir. Ancak ve fakat Ukrayna direniyor. Ukrayna Rusya’nın istikrarlı bir işgalin altından kalkamayacağını görüyor. Rusya’nın son 5 günde yaptığı hamle bir patlama. Sıkışmış Rus askerî gücünün yapmış olduğu ani ve şiddetli bir patlama. Ve ancak Rusya bu patlamayı takipleyebilecek kondisyona sahip değil.

Bununla beraber çatışmayı uzatarak Rus ekonomisini mümkün olduğunca yıpratmak elzemdir. Rusya ekonomisinden kaçış ve çıkış yapan sermaye Dünya’nın farklı ülkelerine akarak Borsa piyasalarında yükselişe bile neden olabilmektedir.

Bugün   2 Mart 2022     Çarşamba    16:03     İstanbul     Bahadır Gezer                

Ukraine Military


Ukrayna Donanma Ukrainian Navy Bahadır
Turkish States

Telif Hakkı © 2022 www.bahadirgezer.blog  Bahadir Gezer Tüm Hakları Saklıdır.

Ukrayna Halk Kiev Ukraine People Kyiv

+18 paylaşımında gördüklerim beni Ukrayna-Rusya Savaş dosyasında daha fazla paylaşım yapmamak konusunda karar vermeye zorladı. Ayağında patiği ile ölü yatan çocuk cesedi. Ne yazılabilir ki artık?

O çocuklardan daha fazla çocuğun ölmesine engel olabilecek öneriler. Evet iddialı bir yaklaşım ve fakat gerçek bu. Çanakkale Boğazı’nın güneyine ABD gemilerinin toplanması Rusya üzerinde baskı oluşturur. Askerî sevkiyatları bile etkiler. Putin ABD’ye Rusya’yı işgal edebilmesi için meşru sebep oluşturdu.

Rusya nereden geldiğini anlamaz… Darmaduman eder NATO Rusya’yı. Rusya yine bir iki kat daha küçülür. Sovyet yıkılışından sonra ikinci küçülme dalgası.

Çanakkale güney kapının ABD Donanması tarafından tutulması Ukrayna’da hayat kurtarabilir. Güney cephesinden tehdit hisseden Putin birliklerinin bir kısmını Güneyde (Kuzey Karadeniz) konuşlandırmak zorunluluğu duyabilecektir.

“E peki Ruslar’da Kuzey İstanbul Boğazı’na su üstü yığınak yaparsa?”

“Bize dokunmasınlar arkadaş! Kendileri ne yapıyorlarsa yapsınlar!”

“Hiç öyle savaş falan hayır! Olmaz! Savaşı bize de sıçratmasınlar!”

Gerçek: “Rusya yüzlerce yıldır emperyal siyaset gütmekte olan bir ülke olagelmiştir. İşgal eder. Kendi toprağına katar ve sınır büyültür. Bu net. Tartışmak abes olur. Şimdi Kuzey Karadeniz’i “halletmeye” çalışıyor. Eğer bunu başarırsa bir daha ki basamağın Güney Karadeniz -Anadolu- olacağı bariz belli. Savaşmayalım. Evet bir yangının içine girmeyelim. Ve fakat Anadolu’yu hedef alacak olan Rus ile Kars’ta ve Edirne’de mi savaşmak daha iyi? Ukrayna’da mı? Demek istediğimi anlıyorsunuz herhalde. Şunu da lütfen unutmayın: Nato öyle bir organizasyondur ki birliğe üye devletlerin vatandaşlarına hissettirmeden Dünya’nın herhangi bir yerinde askerî operasyon düzenleyebilir. Yani Nato savaşırken New York, Londra, İstanbul, Roma, Paris bunu hissetmeyecek ve yani hayat olağan akışında devam edecektir.”

“Ruslar Kuzey İstanbul’a yığınak yaparlarsa ne edeceklerini kendileri düşünsünler. Kucağımıza kadar gelirlerse domino gibi batar gemileri. Hatta bazılarını ele geçiririz. O esnada parça parça Amerikan Donanması gelir… Ruslar iyice sıçışlara bağlar…”

“Ya aslında Türk Ordusu’nun kıta sahanlığında (Avrupa-Kafkasya-Mezopotamya) serbest dolaşımı olsa aslında Rus tehdit olmaktan çıkar.”

“Tabii kalimera. O saman Rus teedit olmas tabiiğ. Türkler ôlur tabiyetiyle.”

“Türkiye AB’de olsaydı büyük ihtimal Ukrayna’da olacaktı. Ancak Avrupa Avrupa’yı görmezden geldi.”

“Belki de Ukrayna’da çatışma sahasına farklı ulusların tüfeklerini bırakabiliriz. Rus askerler bunları bulduklarında “Biz kaç devlete karşı savaşıyoruz?” stresi, çaresizlik ve bezginliğini yaşar. Ama bu durumun gerçeği Türk’ün Kurtuluş Savaşı’nda Türk’ü motive etmiştir. Fakat dikkat etmek gerek; gerçeği…”

Yersavar: Uzayda konuşludur. Yakın ya da uzak yörüngede. Cephanesi vardır. Dünya zemininde 0.5 cm’ye kadar yüksek çözünürlüklü zooma sahiptir. Daha anlatayım mı? Rusya’nın uzaya gönderdiği uydulardan yarısından fazlası Amerikan uydularını takip etmeye çalışmakla meşgul. İzliyorlar, izliyorlar ama öğrenemiyorlar. Çünkü anlaşılması bakmaktan fazlasını gerektirir.”

“Her vatandaş savaş aygıtını ele alır. Savaşta taraf olan ülkeler Ateşserbest ilan ederler ve her vatandaş oturduğu yerden düşman ülkenin bir vatandaşını vurabilir. Bu tür savaş aslında ABD’nin Bağımsızlık Savaşı’ndaki askerî durum ile benzerliğe sahiptir. Orada askerler birbirlerinin uzağında sıra halinde durup aynı anda ateş ederlerdi. Ön sıradakiler daima ölürdü. Her vatandaşın diğer herhangi bir ülke vatandaşını evinde, oturduğu yerden vurabilmesi halli askerî nizamda doğal olarak avantaj nüfusu fazla olandadır. Ve ordusu iyi olanda tabii. Peki herkesin herkesi vurabileceği sistem nasıl çalışacak? Yersavarlarla belki de…”

“Belki de Biden Putin’le telefonda konuşurken “You see that green light on your bellybottom?” dese iyi olabilir.”

“Bence Biden Putin ile konuşmamalı. Bu Putin’in işgalini meşrulaştırıcı olabilir.”

“Yahu ne alakası var? Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski bile müzakere yolunu kapatmadı. Sen ABD Başkanı konuşursa meşrulaşır diyorsun.”

Arkadaşlar. Kendi aramızda konuşmuyoruz. Ortaya atıyoruz sözlerimizi.

“Bu nasıl terapi yahu? Ben hiçbir yerde böyle lafı ortaya atmak gibi bir uygulama falan duymadım.”

Devam edelim.

“…”

“…”

“…”

“…”

Herkes diyeceğini dedi yani öyle mi? İşte tartışma böyle olur. Herkes söylediğine ve söylediği ile doyar.

“Heeğ! Bir de ben şey diyecektim!..”

Nedir?

“İşgalcilere ölüm!”

10 Mart 2022  Perşembe   19:14     İstanbul         Bahadır Gezer

Ukrayna Büyükelçiliği Ankara Bahadır Gezer
Ukraine Military

ABD Başkan Yardımcısı Harris’in son yaptığı basın açıklamasında “Karada ve havada Rusya ile herhangi bir çatışmaya girmeyi düşünmüyoruz.” demesi acaba denizde Ruslar’ı bekleyen bazı yaptırımların olduğunun göstergesi midir?

2 Mart 2022 Çarşamba 17:25 İstanbul                             
Bahadır Gezer

 

Dünya üzerinde bir tane Rusya taraftarı gösteri düzenlenmiş mi? Hiç duydunuz mu böyle bir şey? “ABD New York Şehri’nde Rus asıllı Amerikanlar ve Ruslar BM Genel Merkezi önünde Rusya’ya destek gösterisi düzenlediler.” Var mı böyle bir şey? Hayır. Çünkü Rusya haksız olduğunu biliyor. Samimi ol Rusya, yanlış olduğunu biliyorsun.

Şimdi, gelin, kesin olan bazı bilgilere gelelim: Ukrayna’nın askerî bütçesi ülkenin toplam bütçesinin neredeyse %3’ünü teşkil ediyor. 2012 yılından 2017 yılına kadar hiç %3 altına inmemiş ve kontrollü yükselme grafiği izlemiştir. Dünya üzerinde askerî bütçesi en yüksek 22. ülkedir Ukrayna. Devletin yıllık bütçesi kabaca 370 milyar Dolar’ı bulur. Bunun %3’ü ise 11.1 milyar Dolar etmektedir. Milyon değil, milyar. 11.1 milyar Dolar ile yine kabaca konuşulursa 500 adet üstün kabiliyetli jet satın alınabilir. Ukrayna’nın böyle bir tutarı askeriyeye bağlamasının sebebi maaş ödemeleri, halihazırdaki filolar ve birliklerin bakımı, özel eğitim sponsorlukları gibi pek çok mecra olabilir. Bir daha söylemekte fayda var: Dünya’da askerî harcamaların miktarı açısından 22. olan ülkesidir Ukrayna.

Haydi gelin hiçbir listeye bakmadan, gugıllamadan Dünya’nın askeri bütçesi en yüksek ülkelerine bakalım:

ABD, Çin, Rusya, Almanya, Hindistan, İngiltere, Fransa, İspanya, İtalya, Pakistan, İsrail, Malezya, Endonezya, İsveç, Norveç, K.Kore, G.Kore, G. Afrika, Avustrulya, İran, Mısır ve Ukrayna (22!)

Niye saydım? Şunu görelim diye: Bu ülkelerin hiçbiri kolay lokma değildir.

Bu sebeple Ukrayna’nın olası başarısı sürpriz niteliğinde olmayabilir. Şunu unutmamakta fayda var: Pek çok konuda olduğu gibi artık askerî anlamda da yeni bir çağı yaşıyoruz. Maalesef artık ortaya 30-40 ve hatta 100 yıl sürecek savaşlar çıkmaya başlıyor.

Bunu arzulayan bazı manyaklar olduğunu biliyoruz. “Aşırıcı yıkıcı ve şiddetli savaşların yerine zamana yayılan ve sürekli hale gelen, çatışma dozajı orta seviyede savaşları başlatabilirsek insani ve beşeri kaybın daha az olmasını sağlarız, hem de aynı anda savaşmış oluruz. Silah satımına da iyi gelebilir bu.” diyenler olduğunu biliyoruz. Kim mi diyor? Tarif etsem de tanımazsın, o sebeple o konuya takılma.

Şimdi… Kirli zihin yapısıyla biraz olaya bakmayı deneyeceğim. Anladığınız gibi çok çirkinleşebilirim. O sebeple “uyarmadı” demeyin: “Aslında Rusya’ya iyice yanaşmak için tam vakti. Böyle bir zamanda yanlarında olduğumuz için yıllarca bize yalakalık yaparlar. Ayrıca bunlara dost ayağı yapıp Kırım’ı koparmanın bir yolunu mu bulsak nedir? Ya Türkiye’den bir imtiyaz veririz, karşılığında Kırım’ın bağımsızlığı sağlanır falan. Aslında Kırım için masa çalışmasının tam vakti. Bu zaman maalesef Kırım için doğru vakit olabilir. Çünkü bu durumda Bağımsız Kırım ayrılıkçı bir hareket olarak ortaya çıkmış olmaktan uzak olacaktır. Ne Ukrayna’dan, ne de Rusya’dan ayrılarak kurulan bir bağımsızlık yerine, ortaya çıkmış olan savaş halinde, haksız işgale bir başkaldırı olarak tanımlanabilecektir.”

İşgal edilen ülkelerin topraklarının dağılımı ve paylaşımı. Kendi öz tarihimizde mağduru olduğumuz ve unutulmaz bir gerçek.

Niye insanlar gerektiğinde ölmez? Örneğin Putin şu an ölse, Dünya bir “Oh!” çeker. Yani bütün Dünya bir herifin ölmesini bu kadar beklerken nasıl ölmez o kişi? Dünya bu kadar mı korumacı yani? Herkes ölmesini istiyor olsa bile yine havasını, suyunu mu veriyor bu mahlukata? Hitler o bira evinde masaya çıkıp hararetle konuşmasını yaptıktan sonra ayağı kayıp düşse ve ölseydi 20 milyon insanın hayatı kurtulacaktı. 20 milyon insan. Bu kişinin ölmesini istemezsin de ne yaparsın?

Putin 15-20 senedir Rusya’nın en etkin ismi. Sağ kolunu sabit tutup, sol kolunu Chicago’lu bir gangster edasıyla sallayarak yürüyen, vatandaşının kendisini afrodizyak gibi görmesini isteyen, fiziki olarak zinde, İngilizce konuştuğu duyulmayan, herhangi bir Sovyet Cumhuriyeti’nin dilini bilmeyen, bir önce ki ABD Başkanlık Seçimleri’ne direkt müdahalede bulunmuş ve bunun hakkında sorgulandığında “Müdahale etmişte olabiliriz, etmemişte olabiliriz.” diyen, elini sıkmış olmayı dilemeyeceğiniz bir tip. Kası spor salonunda yapan değil, kas yaptıktan sonra spor salonuna yazılan tip gibi. Maksat gösteriş olsun.

Anlaşılan o ki Kremlin, bahçesine işgalci tanklar girmedikçe Dünya’ya dehşet saçmaya devam edecek. Bazen devletlerin işgalci politikalarından arınmaları için işgal edilmeleri gerekir. Putin’in bir daha ki açıklamasında “Dünya herhangi bir yaptırımda bulunursa UUİ’yi (Uluslararası Uzay İstasyonu) vururuz!” diyebilir.

Gerçekten; Ukrayna Rus uydularını niye hedef almıyor ki? Rusya’nın tüm uyduları vurulursa Rus Devleti fonksiyon gösteremez.   

Her şey bir yana; bizim artık nükleer silahlar ile ilgili ciddi bir U dönüşü yapmamızın vakti geldi. Dünya’da 13.890 tane nükleer başlık bulunduğu söyleniyor. Bir devlet dairesi günde 2.000 evrak görebiliyor. 2.000 evrak… 13.890 nükleer başlık… Yani yapmamız gereken her nükleer silahı tek tek numaralandırmak (ki bunu yaptık zaten diye biliyorum), sonra her birine bir tasma-çip yerleştirerek kullanılabilirliğini sınırlamak. Ya da bir uluslararası kanun çıkarma yolunu deneyip nükleer silah kullanımını mutlaka referanduma bağlayabiliriz.

Bir ülke, savaş arifesindeyse ve nükleer bir güçse, referandum yapıp halkından nükleer silah kullanma salâhiyeti almalı örneğin. Eğer bu yönde bir halk kararı çıkmadıysa kimseyi nükleer silah kullanmakla falan tehdit etmemeli.

Demek istediğim şu; 13.890 dosya baş edilmesi çok zor bir sayı değildir. Her nükleer silah hakkında bir klasör açıp hepsini 7/24 takip edebiliriz. Putin gibi bir zihni noksan her an “Bir nükleer atmış olalım!” deyip Rus Devleti’ni yok edebilir. Rusya şu anda ele geçirdiği rehinlerinin alnına silahı dayayıp aynı anda vücuduna sarılı bomba düzeneğini göstererek “Hepinizi öldürürüm!” diye bağıran meczup durumunda.

Rusya Ukrayna’yı rutin şamar oğlanı haline getirmek istiyor. İstediği zaman askerî operasyon yapabileceği, yasalarını yönlendirebileceği bir Ukrayna istiyor. Moskova güdümünde bir Kiev istiyor. Ve ancak Ukrayna bu ölçekte bir ülke değildir. Ukrayna büyük devlettir. Yukarıda hatırlatılan 22. sıra  bilgisi azımsanacak bir şey değildir.

Halen Ukrayna’dan bir huruç hareketi ümit ediyorum. Güzel insanlar ülkesi Ukrayna’nın millî güvenliğini ivedilikle tesis edip yurdunu işgale yeltenenleri pişman etmesini diliyorum.

2 Mart 2022 Çarşamba  19:35  İstanbul   Bahadır Gezer  

Ukrayna yurdunu muhafaza etmek için mücadele ediyor

Sidney'den Kudüs'e, Roma'dan New York'a, Kaliforniya'dan Berlin'e, Londra'dan Paris'e... ifade haklarının hususiyetle korunduğu ülkelerde arzdaşlar tepki halinde. Berlin Duvarı'nı yıkmak için çok uğraşıldı. Masum insanların hayatları harap oldu. Ve ancak sanırım şu anda yine bir duvar gerekebilir. Rusya ile sınır paylaşan ülkeleri ayırmak için bu sefer. Yani bu sefer duvarı Batı tarafı inşa edebilir.

Yanıldığıma sevindim. İstanbul'a bakınca sanki bütün Dünya bu savaşa tepkisiz sandım. Öyle değil. Sayısız insan şu anda bu vahşete tepkisini ortaya koyuyor.

UN United Nations - Birleşmiş Milletler Ukrayna
Ukrayna Hava Kuvvetleri Bahadır Gezer


Moskova merkezli bağımsız uluslararası haber kaynağı Bahadir Gezer
Crimea Khanate Crimean State Kırım Hanlığı

Savaş gitgide uzun süreli savaş haline geliyor. Ukrayna’dan gelen haberler biraz rutine bağlamış vaziyette. Sokak çatışmaları, bireysel ve kitlesel sivil direniş… Tüm bunlar olurken Ruslar Ukrayna’dalar. Yani geçen zaman Ruslar’ın Ukrayna’da geçirdiği zamanı gösteriyor ki bu yolla Putin Dünya’ya Ukrayna’daki Rus varlığını tanıması için bir tür baskı oluşturuyor.

Savaş çığırtkanlığı, yapmayı en son isteyeceğim şeydir. Ancak lütfen gelecek sözlerimin sığlığı sizin sinirinizi gerer ise beni affeyleyin:

Son 1000 yıllık tarihimize baktığımızda Rus’un üzerine yürümek için bundan daha iyi bir vakit olamaz. Ruslar’la kapanmamış hesaplarımızı kapayabiliriz. Yüzyıllarca bünyesinde Rusya’ya hükmetmiş olan hakim güç Kırım Devleti’nin kendi öz iradesine kavuşmasını sağlayabiliriz. Ruslar’ın gaz ve petrol yataklarını ele geçirebiliriz. Evet ekonomi berbat. Zaten bu yüzden söylüyorum: Biz NATO’nun uç kalesiyiz. Yani NATO’nun Ruslar’ın biletini kesme kararı alması ile NATO’nun uç kalesine milyarlarca Dolar yağacaktır. 2 milyar, 5 milyar değil… 100 milyar 150 milyar miktarlarında NATO desteği olacaktır. NATO diyorum. Daha evvel dediğim gibi; NATO herhangi bir ülke ya da ülkelerle yapılan bir savaşta taraf olduğunda kendi üye ülkelerinin vatandaşlarının bundan etkilenmemesini sağlayan bir kudrettedir. Yani NATO şehirlerinin gündelik yaşamı bundan olumsuz etkilenmez. Buna Türkiye’de dahildir doğal olarak.

Ancak sorun şu: NATO’nun ağır topları ABD, Türkiye ve İngiltere devletlerinin ikisinde berbat iktidarlar var. Yani 100-150 milyar Dolar’ı maalesef Türkiye’nin mevcut yönetimi çizme kutularına atacaktır. Yani Türkiye’nin yönetimi hakkında askerî olarak ne konuşacaksın ki? Genelkurmay Başkanı’nı “terörist” diye yaftalayıp hapse atıp ardından peşmerge kıyafetli Barzani ile Diyarbakır’da beraberce miting düzenleyen bir yönetimden bahsediyoruz burada. Gülhane Askerî Tıp Akademisi’ni “Abdulhamid Hastanesi” yapan, Kuleli’yi ileride satılması için boşaltan ve kapatan bir yönetim…


Türkiye’yi Rusya ile yaşanabilecek potansiyel bir çatışmada büyük bir yokluğun beklediği iddiasını Türkler’e zerk etmeye çalışanlar yalnızca ve sadece Rus propagandası etkisi altındadırlar. Çünkü; NATO ile Rusya’nın olası çarpışması Rusya topraklarında olacaktır.

Şimdi derin bir nefes alayım ve daha makul üsluba döneyim: Savaş’ın düşüncesi, savaş bu kadar yakınken ağzımı kurutuyor. Ağzım pamuk gibi oluyor. Kalp ritmim farklılaşıyor. İtiraf etmekten hicap duyuyorum: Endişeleniyorum. Türk’ün sıkıntı çekmesini istemiyorum. Savaşmaktan kaçılır mı? “Kaçmak ile kaçınmak arasında fark vardır.” İyi laf. “Vergiden kaçınmak ile vergi kaçırmak arasında fark vardır.” Kızılay Genel Müdürü. Berbat bir laf.

En büyük zaafımız tıpkı Kremlin gibi köhne olan yönetimimiz. 20 yıldır iktidara yapışan bir yönetim. Bu öyle bir yönetim ki; temel destekçileri olan Türkiye’deki yobaz kesim, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne o kadar eleştirel bakmaktadır ki Ordumuz’un ve müttefiklerinin kabiliyetinden bihaberdir. Bu yobaz kesim “Savaşırsak mahvoluruz! Elimizde avucumuzda ne varsa eriyip gider! Alimallah, işgal bile ederler! Topraklarımızı kaybederiz! Anarşi hortlar!” falan diye feveran etmektedir. Yahu, sizden alâ anarşi, sizden alâ iç-işgal mi olur be?

Türkiye’de “NATO kararına Türkiye uymalı mı?” diye garip bir tartışma dönüyor. Yahu, NATO’da oluşunu Türkiye Cumhuriyeti Devleti devletinin imzası ile onaylamıştır. Türkiye’de bu tartışma yapılıyor ve ancak bu tartışma on yıllar önce yapılmış ve TC bu konuda kararını vermiştir ve NATO’ya üye olmuştur. “Kararına uyar mıyım, uymaz mıyım?” Yalancı mısın sen? Kendi verdiğin sözünü mü çiğneyeceksin? Bunu tartışman bile ayıp. Kendi imzanı at, sonra “Ben kendi imzamı tanımıyorum.” de, he mi?

Ayrıca biz belki bunun farkında pek değiliz vatandaş olarak, ve fakat Rus tehdidi şu anda olabildiğince üst seviyededir. Manyak Putin’in bir anda Türkiye’ye saldırma kararı alıp almayacağının garantisini kimse veremez. Karadeniz’i bir Rus Denizi yapma saplantısı olan ve 15 senedir iktidara yapışan bir denyodan bahsediyoruz. Tanklarının paletleri gıcırdayıp duruyor, uçak pistlerinde kasisler ve çukurlar var, askeriyen çürürken sen lükse düşkünsün, askerlerine verecek yazlık üniforman bile yok, yahu; sen hangi hâd ile NATO’ya uzanmaya çalışıyorsun? Aklını başına topla Putin! Gerçekten; akl-ı selîm ol ve bu anlık ihtirastan vaz geç. Dünya’da kimseyi yaptığın bu vahşete ikna etmek için bir çaba sarf etmedin. Çünkü sende farkındasın yaptığının tam bir deli saçması olduğunun. Halen Ruslar’ı ikna etmeye uğraşıyorsun. Rus ise “Ben hayır desem ne, evet desem ne?” bezginliğini yaşıyor. Putin’in savaşı Rusya’ya yapılmış en büyük ihanetlerdendir.

Pes etme Ukrayna! İyi niyet senin yanında!

5 Mart 2022  Cumartesi    20:00    İstanbul    Bahadır Gezer

Ukrayna 2022

Ukraine Military
Kırım Hanlığı İngilizce Ukrayna Savaş
Ukrayna F16
Flag of Barbarossa the ultimate admiral
EU Turkey
Ukraine Resistance
Ukraine on war

Bunları yazdığım için utanıyorum; ve ancak şu bir gerçek: Savaşlar silahların reklamıdır.

“Eğer Türk zırhlı kara araçları (Ejder gibi, Akrep gibi, Altay gibi, Kirpi gibi, Kobra gibi vf.) ve İnsansız Hava Araçları Dünya’nın dikkatini çeksin istiyorsak Ukrayna’daki savaşta kullanılan bu tip askerî mekaniği ve silahı sahaya sürmeliyiz. Sadece Ukrayna’ya destek olmak zorunda değiliz. Türk yapımı helikopter, tüfek, zırhlı araç, İHA, SİHA gibi imalatları Rusya’yada satabiliriz.”

Eğer bunlar çok kirli düşünceler olarak görünüyorsa BM ya da NATO’nun Ukrayna’da yapacağı herhangi bir operasyonda müttefiklerin teçhizat ihalesini almaya çalışabiliriz. Miğferler, üniformalar, zırhlı yelekler, dürbünler, çoraplar, botlar, çantalar, tüfekler, tabancalar, el bombaları, havan topları, uydu telsizleri, mini piknik tüpleri ve ocakları ve daha nice ihtiyacın tedariğini biz yapabilirsek bu Türkiye’nin yararına olur.

Yine de savaştan fayda sağlamak ahlâkî bir vicdan yüküdür.

Savaş boyunca dikkat çeken bir unsur: hiçbir Rus silahı ön plana çıkmadı. Yeni bir Kaleşnikof ortaya çıkmadı.

Herhangi bir silahın ya da taşıtın meşhurlaşmadığı bir savaş olarak görünüyor. Yani bir Mauser (nam-ı değer Mavzer) ya da yeni bir Thompson ya da bir Huey ya da Apache ortaya çıkmadı. Rusya tanıtabileceği en son teknoloji bile piyasanın üst hakimlerinin 20 yıl önceki kapasitesi ile seviye tuttuğundan dolayı silah tanıtamıyor. Rusya’nın tanıtabileceği bir silah olmayınca herhangi bir silahın üne kavuştuğu bir savaş hüviyeti alamıyor Putin’in savaşı.

Bunun yanında Ukrayna Savunma Bakanlığı “Askerlerimiz Rusya’ya oranla daha motive ve daha iyi silahlanmış vaziyetteler.” açıklamasını Bakanlık resmî web sitesinde yapıyor. Bununla beraber aynı sitede Bakanlık tarafından paylaşılan bazı bilgiler tüyler ürpertici. Bu bilgilere göre Putin’in Savaşı’nda ölen Ukraynalı sivil sayısı, ölen Ukraynalı asker sayısından daha fazla. Yani Rusya katliam yapıyor. Bununla beraber 200.000 kişinin farkı ülkelerden Ukrayna’ya savaşmak için geldiği bilgisi paylaşılıyor. Ayrıca Ukrayna kırsalının mayınlandığı bilgisi sunuluyor.

Daha evvel söylendiği gibi: 2022 yılında bir savaşta 10.000 askerini kaybediyorsan bu o savaşı kaybettiğin anlamına gelir. Ve ancak Putin’in işi bu gerçeği gizlemek.

Bunu bilen kişi doğal olarak Ukrayna’nın kayıplarının ne ölçüde olduğunu tahmin edebilir.

Putin’in şu sıralar ölmesi Ruslar’ı uzun vadede agresif siyaset gütmenin adil olduğuna inandıracaktır. Putin’i onu öldürmeyi düşünen Ruslar’dan korumalıyız. Yoksa ciğeri beş para etmez adamın cesedinden kahraman yaparlar.


12 Mart 2022   Cumartesi   22:58           İstanbul    Bahadır Gezer

Ukraine Ministry of Defence
Ukrayna Savaş Sayfa 2 Bahadır Gezer

Haberlerde bebekleriyle ölen hamile kadınlar var. Yıkılan, patlayan evler ve akan suçsuz insan kanı var. Haberlerde evini bırakıp göçe zorlanan 2.8 milyon insan var. Haberlerde yaşam koşulları tamamen ortadan kalkmış 7.5 milyon çocuk var. Çocuk cesetleri var haberlerde. Ve fiyakalı takım elbisesi içinde demeçler verenin attığı bombalar/füzeler var. Sevgilisi ölenler var, karısını kocasını kaybedenler var. Annesini babasını yitirenler var. Katliam var, kıyım var, gasp var, yağma var. Haberlerde bunlar var.

Dünya’da bunlar olurken, bunlardan haberdar değilmişçesine davranmaya çabalayanlar var. “Haberimiz olmazsa sorunluluğumuz da olmaz.” anlayışı insanlığı sarmış vaziyette. Bu hâl ve vaziyette Ukrayna’da Putin’in savaşı başladığından beri ana internet sayfasında manşeti hep Ukrayna odaklı tutan CNN olan biteninin haberini mümkün olan en taze biçimde servis etmeye çalışıyor. Savaş var iken cep telefonuma gelen mesajlara inanamazsınız. Kiev’de bomba yerleşim yerine düşüyor, onlarca ölü, yüzlerce yaralı var ve benim telefonuma gelen haber Kanye West ile ilgili. Ya da birilerinin Kanlıca’daki yalısından yaptığı yayın ile ilgili bir spoiler. Telefonumda kendi kendine beliren haberler bu minvalde. “E o senin şimdiye kadar yapmış olduğun kullanım ile alakalı.” Gerçekten mi? Bu sonuca varmakta ne kadar zorlandın? Benim Kanye West ile ne alakam olur? Kanlıca’da yalı search’ü falan mı yapmışım Google’da? Ya git işine, iki tane kendinle alakalı şey gördün diye gördüklerini sana göre dizayn ediyorlar sanıyorsun. Başka bir şey değil. Çok ender sana senin hakkında sadece ve yalnızca senin bildiğin bir şeyi gösterirler ya? Sana da öyle yapmışlar, sende etkisinde kalıp “Tercihe göre dizayn var” moduna girmişsin.

Ukrayna’da ümit ettiğimiz bir askerî yarma harekatı yapılamadı. İş böyle giderse Putin Ukrayna Yüksek Şurası Genel Kurul Salonu Kürsüsü’nde Ukrayna, Rusya ve Dünya’ya sesleneceği bir canlı yayın düzenleyecek. Ya da… Ya da Ukrayna’ya gönderilen uluslararası mühimmat ve silah yardımı nihayet sahada yerini bulacak. Dağıtım yapılmış olacak ve Ukrayna yeni bir direniş biçimi sergileceyecek. Ruslar Ukrayna’yı her köşe başına bir asker dikmekle, her mahalleye bir tank göndermekle kontrol edebileceklerini düşünecekler. Ve fakat Ukraynalılar Ruslar’a rahat vermeyecek. Her kulvarda Ruslar’a tepki gösterecekler. Aylar geçse dahi yine Rus araçlarının altına mayın döşenecek. Gene akşam yemeğinden dönen bir manga Rus askeri pusuya düşürülecek ve etkisiz hale getirilecek. Bunu nasıl mı söylüyorum? Görüntüler gördüm çünkü. Şehre füze ve bomba yağarken şehrin meydanına toplanmış Ukraynalılar’ı gördüm. Ellerinde bayraklarıyla gökteki jetlere yerden bir protesto gösteriyorlardı. Buna ne denir ki? Heyecan ve panik içerisinde girebilecekleri bir kuytu bulma telaşını geç, meydanda toplanıp tepki gösteriyorlar.

Putin’in işine en çok zorlaştıracak mevzu şu: Ukraynalılar Ukraynalı olmaktan memnun idiler. Yani Ruslar gibi değil. Ruslar Rus olarak doğmanın onlara verilmiş bir ceza olduğuna inanıyor. Tabii çoğu. Yani gece yatağa aç giren kısmı. Ve fakat Ukraynalılar öyle değildi. Eski bir komedyen olan Zelenski bunun kanıtı. Ukraynalılar mutluydular. Gülüyorlardı. Güldüreni Devlet Başkanı yapıyorlardı. Ve Ukraynalılar biliyor: Rus önce kan sonra fakirlik getirir.

Yani Ukraynalılar’ın vatanlarını savunmaları için nedenleri çok. Çünkü Ukrayna’yı savunmak demek yaşam şartlarını, hayat biçimlerini savunmak demek.

Putin’in tam bi denyo olduğunun başka bir göstergesi ise şu: Yahu bir ülke fethedeceksen önce bir bak o ülkede içişleri nasıl? Mutlular mı? Huzurlular mı? Ya da devletlerinden, ekonomik darboğazdan ikrah mı gelmiş. Motivasyonu düşük olan ülkeye saldır saldıracaksan. Ne diye mutlu, mesut vaziyetteki ülkeye saldırırsın ki?

Türkiye’nin güneyi savaş, kuzeyi savaş… Doğusu Türk’ün Cumhuriyeti’ne düşman… Batısı dost canlısı değil. Eğer Türkiye merkezli konuşacak olursak oluşan tabloda en mantıklı öngörü Türkiye’nin doğusunda bir savaş olmasıdır. Dediğim gibi, Dünya’ya ve olan biten her şeye Türkiye merkezli bakacak olursak: Kuzeyimiz, güneyimiz savaş… Doğu düşmancıl, Batı zararsız ve ayrıca faydasız… Bu durumda en akla gelen durum doğumuzda savaş olmasıdır.

Duruma her nasıl bakar isek bakalım göz ardı edilemeyecek bir şey var: Savaş Türkiye’ye çok yakındır. İçinde bulunduğumuz coğrafya 3000 yıldır bu minvalde. O sebeple militarizmi hor görmemek gerek. Örneğin Putin; aşırı militarist biri ve aksiyonu militaristik. Bu durumda Putin’e verilecek diplomatik bir yanıtın ne işe yarayabileceğini umabilirsin ki?

İntihar SİHA’sı gönderelim Ukrayna’ya… Ukrayna’nın üzerinde uçsunlar ve Rus konvoy ve birliklerine bomba yağdırsınlar… Nokta atışlar ile Rus Ordusu’nun ileri gelen komutanlarını etkisiz hale getirsinler. Eğer Ruslar tespit eder de Allah muhafaza vurursa, yere düşüp bizi el vermemesi için kendini imha uygulaması ile tamamen havaya uçuralım SİHA’yı. Kalkıp Putin bize “Ukrayna’da Anka gördük. Ne iş?” falan diyemesin. Derse bile “Hayır ya. Ne alakası var? Öyle bi olay duymadım ben.” diyebilelim. Kalıntısını bulamasın yani.

Tabii bir SİHA’yı böyle “harcamak” iç yakan bi durum. Ve ancak bir ihtimal işte. Yani bunu söyleyeceğim için utanıyorum ve fakat; SİHA öyle ucuz bir şey değil.

Savaş ne zaman biter? Aslına bakılırsa savaşın sonlandığı birçok eşik geçildi. Örneğin Rus Ordusu’nun 10.000 kayıp vermesi bir mağlubiyet göstergesidir. Bununla beraber çoğu Ukrayna şehrinin Rus Ordusu’nun insafına terk edilmiş gibi görünen hali bir mağlubiyet göstergesidir. Artık savaşların “berabere” bitmeye başladığı bir döneme giriyoruz. Savaş ne zaman biter? Savaş silahlar sustuğunda biter. Silahlar ne zaman susar? Bu sorunun yanıtı silahların ilk ateşlenmesi sebebinin ne olduğuna bağlıdır. Bu sebep Putin’in işgalidir. Bu durumda silahlar Rus askeri Ukrayna’yı terk ettiğinde susar.

Şehir gerillaları Rus askerinin canını yakacaktır. Rusya sürekli ve her gün kayıp verecektir. Dünya’nın uyguladığı yaptırımlarla ve Ukrayna’da her gün gelen askeri zayiat ile. Rusya’da muhalefet güç kazanmaya başlayacaktır. Hatta Rusya’daki hoşnutsuzluk o kadar artacaktır ki Putin karşıtı gösteriler meydanları dolduracaktır. Putin kendi halkına silah doğrultacak ve bu sivil kalkışmayı silah zoruyla bastırmaya çalışacaktır. Başarısız olacaktır. Devrilecektir. Özel belirlenmiş bir yerleşkede hayatının sonuna kadar yaşamak zorunda bırakılacaktır. Bir ihtimaller silsilesi.

Neticeyi Ukrayna belirleyecek!


14 Mart 2022  Pazartesi   21:48        İstanbul        Bahadır Gezer

Khazar Empire Crimea
Ukrayna savunma hattı
UN war in horizon BM'de sular ısınıyor Bahadır Gezer

Rusya Ukrayna’nın güneyinde kasaba ve şehirleri tehdit etmeye devam ediyor. Son haberlere göre Mariupol Şehri Rus kuşatması altında.

İtiraf etmek gerekirse durum şöyle görünüyor: Ukrayna en güçlü direnişini halen sergilememiş ve bunu savaşın ileri safhalarına saklıyormuş gibi. Yani Mariupol’deki savunma hattının kırılması Ukrayna’nın yekûn muhafazası için bir çöküş anlamı taşımayabilir. Bunun yanında Ukrayna’nın şehirlerinin bir bir Rusya işgali altında kalması Ukrayna’yı bağımsız bir devlet olma halinden uzaklaştırır.

Kiev’de çatışmalar devam ediyor. Cayır cayır yanıyor Ukrayna.

Bu arada savaş hakkında bir detay: Adam Rus ordusunda asker. Ukrayna’ya yapılan işgalde ön saflarda bulunuyor. Evli değil. Bir yolunu bulup Ukraynalı mülteciler ile birlikte Polonya üzerinden Avrupa’ya göçüyor. Rusya’da yaşadığı fakirlikten ve baskıdan bıkmış ve yılmış. AB’de kendine yeni bir hayat yapmanın derdinde. Birçok Rus askerin ise kendi kendine silahını, teçhizatını bırakıp kendi imkanlarıyla Rusya’daki evine döndüğünü, resmî kayıtlarda Ukrayna’da savaşıyor görünmesine rağmen Rusya’daki evinde televizyon izlemekte olduğunu bilenlerimiz var.

Ayrıca Rus askerlerin zil zurna sarhoş oldukları da yine bilinen bir durum.

Bu arada ABD Dışişleri Bakanlığı’nın resmî web sitesinde Ukrayna’nın Uluslararası Adalet Divanı’na başvuracağı duyurulmakta. Bu sitenin halinden anlaşılmaktadır ki ABD’nin tüm mesaisi Ukrayna üzerinedir.

Niyeti işgal edip kendine ait olmayan bir ülkenin topraklarını gasp etmek olmasa, Ruslar niye şehir şehir, kasaba kasaba kontrolü ele geçirmeye çalışsın?

Rusya ortada fol yok yumurta yokken, hiç yoktan bir savaş çıkardı. Bu hazmedilir gibi bir durum değil. Ukrayna tüm komşularına olduğu gibi Rusya’ya dostluk çerçevesi içinde davranmış ve barış hedefli, ona buna musallat olmayan bir ülke idi. Buna rağmen bir anda ham hum şarolop bir biçimde hızla bir savaş ortaya çıkarıldı. Bu akıl alır şey değil.

Bu yüzden Dünya’nın ortak sağduyulu desteği Ukrayna’dan yanadır. Barışçıl olmak işgal edilme sebebi olmamalıdır.

Ukrayna iyi, Rusya kötü.

Ukrayna onurlu!   Rusya sorunlu!

Ukrayna gururlu!  Rusya’nın yetmiyor ordusu!

Ukrayna umutlu!

Dünya umutlu!

3 Mart 2022              Perşembe      17:02        İstanbul             Bahadır Gezer

Mosques of Crimea Kırım Camileri
Ukrayna

Türkiye’de, siyaset sahasında tam bir işe yaramazlık var. CHP uzatmalı genel başkanı “Montrö’ye sahip çıkarız!” diye absürt bir açıklama yaptı. Yani Karadeniz havzası dışındaki ülkelerin askerî gemilerinin boğazlardan geçişini engelleriz diyor. Kimin yanında durduğu belli değil. Aynı kişi Suriye’de kan gövdeyi götürürken, Suriye nüfusunun %6’sı ölürken “Aman biz bulaşmayalım. Askerimiz kışlasında güzel.” tepkisi veren biri. Yani tepkisi tepkisizlik. İktidarı ise zaten umursayan yok. Ama yine de “İktidar ne alemde?" diye sorulursa: Akp Putinci. Bunu herkes biliyor. Kötü yani iktidar. Ve ancak kötülüğü bile o kadar etkisiz ki Dünya’da Türkiye’deki iktidara kulak veren falan yok. İktidar halen aynı: yobaz ve yoz. Ve halen aynı. 20 yıldır.

Ekonomi ev içi huzuru bırakmadı. Sanki herkes birbirini suçluyor. Sadece biz değil, neredeyse tüm Türkler olarak bu haldeyiz.

“Işığı niye kapamadın?”

“Kalörifer yakma!”

“Çayın altını kapa!”

Ve halen Millet demiyor: Hükümet istifa!

Hükümet istifa yahu!

Hükümet istifa be!

Hükümet istifa da!

(Türk Bayrağı’nı arkasına alarak televizyon ekranlarından “Türk dış ticaretinin %20’sini ben karşılıyorum.” diyen, önüne yatmanızla övündüğünüz sibobu çağırın da kurtarsın ekonomiyi.)

26 Şubat 2022  Cumartesi       21:16                               İstanbul                           Bahadır Gezer 

Ukraine not obeying

Kherson Şehri’ni geri almak için Ukrayna Ordusu bir harekatta bulunur mu?

“Birkaç tane Grippen jeti alalım. Üzerlerine Ukrayna Silahlı Kuvvetleri amblemleri koyalım. Ve salalım Ruslar’ın üzerine!”

Olur mu öyle yahu?

Savaş, bir Türk vatandaşı ve arzdaş olarak benim sinirlerimi bozdu. Daha Dünya ölümcül bir virüsten kafasını kaldıramamışken, küresel iklim değişikliği hepimize hayatı zehir etmek üzereyken, Aral Gölü kururken savaşa tutuşan bir devlet. Bu neyin hırsıdır? Nasıl bir nefrettir bu? İnsanlığa ve doğruya ve güzele bu kadar karşı durmanın sebebi nedir?

Ukrayna’nın Kherson Şehri’nin yaklaşık bir haftada düşmesi. Diğer şehirler ile ilgili kaba bir hesap yapılırsa savaşın Rusya tarafından kazanılabilmesi için yaklaşık 1-1,5 ay sürmesi gerekebilir gibi görünüyor. Her merkezi şehir bir hafta kuşatmaya dayansa bu 5 şehirden toplamda 35 gün eder. Ve Rusya 35 gün sıcak çatışmada kalırsa bildiğin göçer. Ekmek kuyrukları olur Rusya’da. Meyve-sebze bulunamaz olur.

Şaşırtıcı olamaması gereken bir haber ise şudur: Birçok Ukraynalı Ukrayna’dan kaçarken, pek çok Rus ise Rusya’yı terk ediyor. Özellikle Ruslar’ın elit zümresi Rusya’dan kaçma eğiliminde. Peki Ukrayna Rus toprağına saldırmaz iken Ruslar niye Rusya’yı terk ediyor? Tabii ki Rusya’da gelecek berbat göründüğü için.

Ukrayna, en büyük avantajın Seni işgal etme çabasında olanın bir ahlâk yıkıntısı olmasıdır. Rus askerlerinin motivasyonel eksikliği olduğunun bilinmesi gerekir. Rus askeri bu savaşın adil bir ihtiyaçtan doğmadığını biliyor. Rus askeri Putin’in siyasi güç elde edebilmek ve yerini ölene kadar koruyabilmek için kendisini kullandığının farkında.

Ve nedense Rusya Rus bayrağına sarılı tabutların uçaktan indirilişini Dünya medyasına servis edemiyor. Niye? Çünkü yanlışlar. Bayrağa sarılı tabutu gösterebilmek için haklılık gerekir. Görenler “Adam insanlık için, barış için, adalet için savaştı ve canını verdi.” diyebilmelidir. Putin’in savaşında ise Rusya’nın noksan olduğu gerçek budur.

Yok olma Ukrayna!

3 Mart 2022              Perşembe               13:18                     İstanbul                 Bahadır Gezer

Dünya’nın şu anda ihtiyaç duyduğu anlayış şöyle olabilir: Hindistan Başkanı der ki; “Biz NATO’ya eğer Rusya’yı durdurmak konusunda eyleme geçecek olursa tam destek vereceğimizi belirtmek isteriz.” demeli örneğin. Bu NATO üzerinde baskı oluşturur, NATO’nun üzerinde baskı ise Rusya üzerinde baskıya neden olur. Evet, biraz karıştı; farkındayım. Ve ancak durum bu… NATO’dan bahsediyoruz. Dünya’nın en güçlü donanmalarının, Dünya’nın en güçlü ordularının birliği. NATO’yu cümbür cemaat mekanize etmek devasa bir harekattır. Yani devin kaykılması biraz zaman alır. Ancak ayağa bi kalkarsa tabiri caîz ise: ağzına sıçar, bi de altına sıçtırtır adamı. Ve ancak denildiği gibi: ayaklanması için gerçekten başka çare kalmamış olmalı. Hindistan gibi ülkelerin bu süreçte NATO’ya gaz verici demeçleri NATO üzerinde “çare kalmadı” etkisi yapabilir. Bu durumu açıkça görecek olan Putin NATO ile çatışmanın nasıl bir intihar şekli olduğundan haberdar olmasından dolayı, kendi üzerinde baskı hissedecektir.

Artık böyle bir Dünya’da yaşıyoruz: Liderler sözleriyle savaşların gidişatını etkileyebilirler. Hem de savaş nerede olursa olsun.

Diğer bir haber ise şu; CNN Ukrayna’dan çıkıyormuş. Güvenlik sebebiyle. Açıkça söyleyeyim; ben CNN izlerken şaşırıyordum: “Yahu bunlar bildiğin canlı yayın ekibi götürmüşler oraya. Karavanlar, minibüsler falan. Her yer yıkılırken nasıl yapıyorlar ki bunu?” CNN açısından çıkmak ne anlam ifade edebilir? CNN savaş muhabirleri yine muhakkak, kurşun işlemez yeleklerle haberin peşinde koşacaktır. Ama belki de Ukrayna’nın bir şehri bombalanırken high definition canlı yayın bağlantısı yapılmayabilir.

5 Mart 2022  Cumartesi    23:21          İstanbul    Bahadır Gezer

cia Ukrayna Ordusu hakkında kısa raporu

İnsanlar ve insanların ülkeleri bazen diğer insanları ve ülkeleri tüketmek ihtiyacı sergiliyorlar. Şimdi Dünya olarak Ukrayna’yı tüketiyoruz. Buna “dur” diyen ve diyecek olan Ukrayna askeridir.

Peki Ukrayna kazanırsa ne isteyecek Rusya’dan? Ukrayna’nın savaşın başında talep ettiği bir şey yoktu.

Peki ya şu söyleme ne demeli: “Kiev’i Rusya’nın yeni başkenti yapmayı düşünüyoruz.”



Haberler berbat. Putin’in birlikleri birçok Ukrayna şehrini işgal etmiş vaziyette. Kiev’de yapılan duraklamanın ardından, kısa süre içinde Batı Ukrayna’nın da işgal edilmeye başlanmasıyla durum Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’nin inisiyatifi yitirmekte olduğunu gösterir niteliğe kavuşur oldu.

Rusya’da savaş karşıtı gösterilerde ülke genelinde 5.000 kişinin göz altına alınmış olması göz ardı edilebilecek bir vaziyet değildir. Önemlidir. Ruslar’ın bu savaşı istemediklerinin göstergesidir. 5.000 kişi göz altına alındıysa en az 50.000 (ve hatta fazlası) kişinin gösterilere katıldığını düşünebiliriz.

Rusya Ukrayna’yı işgal eder. Hükümeti dağıtır. Ve kendi kayyumlarını Ukrayna’ya yayar. Bu savaştan sonra ikinci aşama. Bunun ardından üçüncü aşama gelir: Rusya ve Ukrayna’yı eş zamanlı olarak referanduma sokmak. “Ukrayna ile Rusya’nın birleşmesine ne dersiniz?” Sürpriz sonuç: Cevap “hayır”. Ve ancak nasıl hayır olsun? Hayır deyince işgal ediyor herif. Zaten referandumda Rus kayyumların gölgesinde oluyor Ukrayna’da.

Ya da Rusya Ukrayna’da Kiev’in göbeğindeki dev sancağa Rus Bayrağı çeker.

Ya da tarih… tekerrür… Rusya Afganistan’da işi kotardığını, Afganistan’ı kontrol altına aldığını düşünmüştü. Birkaç askeri tesisin Afganistan’a yerleşmesi ve büyük şehirlerin kontrolünün ele alınmasıyla iş bitti sanmıştı. Dünya iş bitti sanmıştı. Ama Afganlar yılmadılar. Şartlar ne olursa olsun Ruslar’a Afganistan’da rahat vermemekte inat ettiler.

Peki soru: Ukrayna Devlet Başkanı Türkiye’ye gelmek istese ne yapılır? Türkiye’ye gelmeyi düşüneceğini pek sanmıyorum. Ve ancak bu soruyu sormamın nedeni net: Zelenski’yi misafir etmek dertsiz başa dert almak mı olacaktır?

İhtimaller ihtimaller… Savaş sonrası Dünya, Rusya üzerinde, birliklerini Ukrayna Devleti sınırları dışına çekmesi yönünde baskı oluşturur. Putin inatla “Hayır! Ukrayna bizim! Savaştıkta aldık!” demektedir.

Rusya askeri açıdan vasat görüntü verdi. Diplomatik açıdan yüksek kalitede olacaklarını düşünmek yersiz olur. Dünya Putin’in koskoca Ukrayna’yı yutmasına göz yummayacaktır diye ümit ediyorum. Gerçi Kırım’ın ayan beyan Rus işgaline maruz kalmasına kimseler bir şey demedi.

Yaklaşık 7 saat öncesinden bir haber: Papa Francis, Angelus duası esnasında Vatikan Şehri’nde “Ukrayna’daki saldırıların Allah aşkına durdurulması” dileğini dile getirdi.

Putin’in şu an ki derdi; Ukrayna’da savaş yıkımını yaşamayan bir kent bırakmamak. Tüm ülkeye dehşet saçmış olmak. Gerçekçi olmak gerekirse tüm bu olanlardan sonra farklı ülkeler birbirlerini suçlamaya başlayacaktır. Çin ABD’ye “Maç izler gibi izlediniz tüm hadiseyi!” der, ABD “AB ve Nato’nun konuya müdahale etmekte geç kaldığının farkındayız. Ukrayna birliklerinin bu saldırıyı püskürtebileceğini düşünmüştük.” falan diye geveler. Türkiye AB’ye seslenir: “Nerede sizin insanlığınız!” ama sormaz kendine “Peki biz ne yaptık?”.

30 yıllık mevzu: Avrupa Silahlı Kuvvetleri. AB’nin ordusu yani. Bir türlü yapılamadı. Bazı girişimler oldu. Ve ancak bir türlü yapılamadı böyle bir örgütlenme. Ukrayna’nın işgali AB içinde bu tartışmaları başlatmalıdır.

Tekrarlamak gereken bazı konular var: Artık Dünya’nın Rusya’ya ambargo uygulamak için meşru bir sebebi var. Rusya önümüzdeki 10 yılda 100 yıl öncesine dönebilir. Böylesi yüksek çapta bir zararı Rusya’ya karşı yürütülecek fiili bir savaş bile yapamaz. Yani ümidim odur ki Putin bu yaptığına gerçekten çok pişman olacak.

Bununla birlikte diğer bir konu ise şudur: “Biz karışmayalım!”, “Batarız mahvoluruz savaş bize sıçrarsa!”… Tepkiler anlaşılabilir tepkiler. Kimse savaşı savunacak değil. Ve ancak şu unutulmamalı; Nato kendi bünyesindeki ülkelerin vatandaşlarına hissettirmeden her türlü askeri operasyonu yürütebilecek kalibrede bir örgütlenmedir. Yani Nato Kuzey Karadeniz ve Kafkaslar’da, Ural’da, Altay’da Rusya’ya karşı sıcak çatışmaya girerse bundan İstanbul, Roma, Paris, Londra, Berlin, Madrid, Brüksel, Amsterdam, Kopenhag, Varşova, Budapeşte, Viyana, Atina vf. etkilenmeyecektir. Belediye otobüsleri çalışmaya, lig maçları oynanmaya devam edecektir. Bunun unutulmaması gerekir.


13 Mart 2022  Pazar   22:34           İstanbul        Bahadır Gezer   

Ukrayna coğrafi anlamda büyük bir ülkedir. Bu avantaj. Özellikle savunma anlamında. İşgal kuvvetleri Ukrayna’nın içine çekilip ani bir çevreleme/kapatma hamlesi ile imha edilebilir. İşgalci kuvvetlerin Ukrayna’nın içlerine girmedikçe zafer elde edemeyecek olmaları bu yöntemi seçenekler içine dahil ediyor.

27 Şubat 2022              Pazar                     01:15                 İstanbul                Bahadır Gezer

 

Ukrayna’nın içlerine gitmek Rusya için bir seçenek değil; zorunluluk.

Savaşta düşmanı kandırmak, yanıltmak, bu amaçla yalan söylemek mübahtır. Dünya’nın önde gelen bazı ülkelerinden Ukrayna x Rusya Savaşı’nda taraf olmayacaklarını açıklamaları belki bununla ilgilidir.

27 Şubat                      Pazar                     02:26                        İstanbul                  Bahadır Gezer

 

Ruslar’ın ileri gelen illerinde, orada yaşayan Ukraynalılar bombalar patlatmak zorunda görülüyor. Resmi kurumların hedef alınabileceği bu türden bir karşı saldırı makul sayılabilir. Bu terörizm değil. İşgal edene karşı yapılabilecek bir durdurma hamlesidir. Kabullenilebilir bir sebep olmadan ortaya çıkan bir şey değildir.

Dünya bir climax bekliyor gibi. Yani örneğin kucağında bebeği olan bir Ukraynalı kadına iki Rus askerinin dipçik ile vurma görüntüleri gibi bir durum olursa Moskova’da sirenler ötmeye başlayabilir.

Küresel tepki şu: devletlerden beklenti. ABD’den beklenti, NATO’dan beklenti, AB’den beklenti, İngiltere’den, Fransa’dan, Türkiye’den beklenti… Peki ya Amerikanlar? Peki ya Avrupalılar? İngilizler, Fransızlar, Türkler? Niye herkes evinde oturuyor?! Niye Rus elçilik ve konsoloslukları önünde protestolar yok?! Neden?!

27 Şubat 2022 Pazar 12:50 İstanbul Bahadır Gezer

Dİnamo Kiev Savaş 2022
Who's got the advantage? Avantaj kimde?
Türk korsan flaması Bahadır Gezer

Ukrayna 2022

Baskın yemiş Rus konvoyu

Mantara bağlamış Rus konvoyu

Az evvel Reuters’in web sitesinde bir haber okudum. Yaklaşık iki sayfalık bir haber. Rusya sınırları içinde Dünya’da Putin’in savaşına karşı yapılan protestolar hakkında. Reuters haberin kesinliğini doğrulayamasa da Rusya sınırları içerinde yaklaşık 2.000 protestocunun göz altına alındığı söyleniyor (Bu sayı 7 Mart'ta 4.600'e çıkmıştır.) . Bununla beraber Almatı’da 2.000 kişinin katıldığı bir Putin protestosu yapıldığı ve yine de haberin tam olarak doğrulanmamış olduğunu belirtiyor Reuters.

Ben bu haberi okurken (bu kadar geç olması aslında büyük hata) aklıma direkt Patrik geldi. Ekümen İstanbul Patrikhanesi geldi. Fener Patrikliği yani. Niye mi? Yahu, Patriklik’e tavsiye vermek, ne yapabileceğini izah etmek hâddim değildir. Yine de sınırlarımı zorlayarak sadece şunu söylemem bir zorunluluk gibi geliyor bana: Fener Patrik’i Dünya’daki diğer ulusal patrikleri bir araya toplayıp Rusya’nın bu saldırısını sonlandırmasını telkin edebilir. Hatta belki Ukrayna’ya gidip Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski ile objektifler karşısına geçerek tüm Dünya’ya ve Rusya’ya iyi tarafın kim olduğunun mesajını verebilir.

Bunun Türkiye için nasıl bir avantaj sunduğunu şu anda umursayamıyorum. Evet, tabii ki Türkiye’nin uluslararası namı farklı kültürleri bir arada tutan ve merkez alınan bir hale bürünecektir.

Şu anda Türkiye vasıtasıyla Dünya’ya ve Rusya’ya verilecek en güzel mesajlardan birinin Türkiye Cumhuriyeti’ni en üst seviyede temsil eden kişinin Yunanistan’a resmî ziyaret yapması olabileceği unutulmasın. Yunanistan ile Türkiye’nin “Rusya’nın Ukrayna’da başlattığı savaş hakkında her konuda mutabıkız.” şeklinde açıklama yapması NATO’nun doğu ucunun yapmış olacağı bir gövde gösterisidir aslında.

Bu birçok konuda anlaşmazlık yaşayabilen ülkelerin bile Putin’in bu saldırısı hakkında hemfikir olabildiklerinin göstergesi olarak Rusya tarafına seviyesi yadsınamaz bir etki yapabilir. Yani kaba tabir ile Ruslar “Türkler’le Yunanlar bile bize karşı birlik haline geliyor. Demek ki biz gerçekten yanlış bir şey yapıyoruz yav.” diyebilecektir.

ABD Başkanı Biden Senato’da yaptığı güçlü ve etkili konuşmada gerilen Dünya’yı sakinleştirirken Ukrayna’daki kıyıma kayıtsız kalınmayacağını net bir biçimde dile getirdi. Bununla beraber ben bir dinleyici olarak ekonomiden bahsedilen bölümde yaşanan son gelişmeler dolayısıyla Amerikan askerî bütçesinin artırılması ile ilgili bir bilgi bekledim. Yani “Yıllık toplam millî hasılamızın %2’si olan silahlı kuvvetler bütçemizi önümüzdeki 5 yıl için %8’e çıkarıyoruz.” gibi bir söylem. Sadece bu bile Rus askerî kabiliyetinin ABD yanında nasıl bir mertebede olduğunun ve olacağının kanıtı olur. ABD’nin yıllık askerî bütçesinin nasıl şekilleneceğini bilmek gerekiyor. Bilelim ki bizde ona göre bir öngörüde bulunalım.

Yontulmamış konuşma biçimi ile: Rus ile Türk tarihte birçok kez savaşmış. Bu savaşlarda Rus defalarca saldırmış, Türk püskürtmüş… Bunun yanında Ruslar'a Türk Devleti (Kırım Hanlığı) hüküm etmiş… Rus ile Türk arasındaki olası bir savaşta eğer ki Türk Ordusu Avrupa’da serbest dolaşım sahibi olur ise, sadece bu bile Rus’u bitirir. Tarih boyunca imparatorluklarımızın Ruslar’la 3 noktada savaştığını görüyoruz: Tuna, Kırım ve Kafkaslar. Ruslar’ı farklı cephelerde aynı anda savaşmaya zorlamak ve bu esnada Rus ordusunun Rusya’nın merkezinden uzağa gitmesini sağlamak avantajdır.

Bu Türk bakış açısı ise Amerikan’ınkini tahayyül ediver.

Az evvel Reuters’in web sitesinde en son haberlere bakarken “Ateşkes” kelimesini görmeye başladım. Okuduğum makaleye göre Türkiye yönetiminin en üst kısmı Putin’i telefonla arayıp Dünya’nın ateşkes isteğini Rusya’ya bildirmiş.

Ateşkes gerçekten Ukrayna’nın işine gelir mi? Rusya bu süreyi yorulmuş ordusunu rotasyona tutmak için kullanacak ve birliklerinin konumlarını sağlamlaştıracak. Bu kaçınılmaz bir sonuç. Burada dikkat edilmesi gereken nokta: Rusya ve Ukrayna, iki tarafta ateşkes askerî pozisyonunu sağlamlaştırmak için kullanacaktır. Soru şu; “Hangisi birliklerini daha fazla kuvvetlendirecektir?” Ukrayna’nın avantajı şu: belli standartta bir askerî varlık Ukrayna’nın Rusya’yı ülke dışına itmesine yetebilir. Ancak işgalci kuvvetler için bu böyle değildir. Uluslararası meselesi de olan işgalciler müthiş büyük bir orduya ihtiyaç duymakta. Azı karar çoğu zarar durumu. Bu arada bu süreçte Rus ordusunun Moskova tarafından desteklenirken Ukrayna’nın Brüksel, Paris, Londra, Berlin, Roma, Washington tarafından destekleneceğini unutmamak gerek. Yani ateşkes Ukrayna için faydalıdır diyebiliriz. Nasıl demeyelim ki? Akan kan duracak belli bir süre. Ukraynalılar’ın nefes almaya ihtiyacı var. Ayrıca Putin’i işgal etmeye çalıştığı devletin başkentinde kontrolü ele almadan ateşkes ikna edilmesi iyi olabilir.

Anlatılanlar dozu iyi ayarlanmamış bir militaristik yaklaşım gibi görülsün istemem. Sonuçta burada söz konusu olan savaştır. Sürmekte olan bir savaş.

Ukrayna!


6 Mart 2022  Pazar   17:18     İstanbul    Bahadır Gezer

Artık CNN web sitesinin anasayfa manşetini ne zaman Ukrayna dışında bir konuya ayıracak beklentisi oluşmaya başladı.

Dünya olarak asıl kendimize itiraf etmemiz gereken şudur: BİZ DEMOKRATİK ÜLKELER İŞGAL EDİLMEZ sanıyorduk. Yani böyle bir algı oluşmuştu. Demokratik ülke demek ifade özgürlüğü, bireysel ve insan haklarına saygı, barışçıl olmak gibi erdemleride kapsadığı için bizler -insanlık- demokratik ülkelere saldırılmaz diye düşünüyorduk. Diktatörler, terör devletleri, baskıcı ve fanatik rejimler işgal edilebilirdi; evet. Ve ancak sağlam işleyen bir parlamentosu olan, vatandaşın seçimine bağlı yönetim ilkesi bulunan devletler işgal edilmezdi. Çünkü işgal edilmelerini haklı gösterecek bir şey bulunmazdı.

İşte Putin bu gerçeğin tek kelimeyle ırzına geçti. Demokratik olmak, barışçıl olmak, dostane olmak, komşularla iyi ilişkiler içinde olmak, bireysel özgürlük vb işgal edilmemek için sebep değildir. Rusya’nın yaptığı gibi saldırgan bir askeri yapılanma demokrasiyi tehdit edebilir.

Ukrayna’da sadece Ukrayna ve Rusya çatışmamaktadır. Ukrayna’da demokrasi ve despotizm karşı karşıyadır. Ve işte bu gerçek ise şu manaya gelir: Ukrayna’nın en büyük avantajı demokrasinin ta kendisidir.

Bu arada köşeye sıkışmakta olan Putin cenabından şu biçimde teklif ve planlamalar ortaya çıkarılmaktadır; “Almanya, sen Avusturya üzerinden Slovenya üzerine yürü. Böylece Akdeniz’de kıyın olsun. Ben o esnada Polonya’ya yürüyeyim.” ya da “Türkiye, sen Irak’ta ve Suriye’de Türkmeneli Cumhuriyeti’ni kurabilmek için gerekli askeri harekata giriş. Böylece Dünya’nın savaş konusunda dikkati yalnızca Ukrayna’ya göre yönelik olmaz. İlgi biraz dağılır. Bu ise bizim için iyi.” şeklinde teklifler. Eğer Rusya kendine müttefik edinebilirse bu gerçekten ürpertici olabilir. Dünya’da yine İyiler ve Kötüler gruplaşması başlar ise mahvoluşumuza çanak tutmuş oluruz.

Putin’i Lahey’e çıkarıp cezasını vermek onbinlerce Ukraynalı’yı katleden Rusya’nın gerekli cezayı aldığı anlamına gelmez. Bu anlamda cezası affı olacaktır. Yani “Yaptığım yanlıştı. Evet. Ve ancak yaptığımın cezasını çektim. Bedelimi ödedim.” biçiminde bir vicdani rahatlama edinecektir. Bu ise bir tür içsel aftır.

Net: ABD ile Rusya’nın çatışması kimin işine gelir? Tabii ki ABD ve Rusya ile yarışan, onlara bir nevi rakip olan yapılanmanın işine gelir. Kimdir bu yapılanma? Çin.

Yani Çin şu mantığı işletiyor olabilir: “Rakiplerim savaşsınlar, yaksınlar, yıksınlar. O esnada ben yol yapayım, hastane yapayım, trenler yapayım, teknolojik çalışmalara yöneleyim. Onlar enerjileri öyle, ben enerjimi böyle değerlendireyim.”

Şu konu ise dikkatten kaçmıyor: Ukrayna dağılan Sovyet Cumhuriyetleri içinde askeri kapasitesi en yüksek olan ülkedir diyebiliriz. Kazakistan’dan, Türkmenistan’dan, Kırgızistan’dan, Özbekistan’dan, Azerbaycan’dan, Gürcistan’dan, Belarus’tan, Slovakya’dan daha kapsamlı bir orduya sahip görünmektedir Ukrayna. Silahlı kuvvetlerine ayırdığı bütçe dağılan cumhuriyetler arasında en yüksek olandır denilebilir. Bu açıdan baktığımızda Ukrayna’nın askeri başarısının önemi daha berrak anlaşılabilir.

Ukrayna askeri yatırıma önem vermiş bir ülkedir. Bütçesinin önemli bir kısmını askeriyeye aktarmıştır. Hem de on yıllar boyunca. Eğer Ukrayna kaybederse bu artık asker beslemenin faydasız olduğu biçiminde bir algıya sebep olabilecektir. Yani üst-orta ölçekte bir ordu, üst sınıfta bir orduya karşı kendi ülkesini savunamıyorsa asker tutmanın bir mantığı olabilir mi? Bunu söylemişken şu hatırlatma elzemdir; Asker güvenlik demektir.

Bununla beraber Putin’in savaşı bundan böyle Ukrayna ile Rusya’nın beraber asla olamayacağını ortaya çıkaran bir vaka halini almıştır.

Ukraynalı ile Rus arasında benzerlik var olmuş ise; bu savaş o benzerliği ortadan kaldırmıştır. Bu savaş Ukraynalı ile Rus’un gerçek ayrılık savaşıdır.

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski Yunan Parlamentosu’ndaki görüntülü hitabında Yunan tarihine övgü göndermeleri yaparken Türkiye’nin alınabileceğini düşünmemiştir. İşgalde olan bir devletin başkanı olarak Zelenski sonuçta uluslararası her mecrada iyi ve kaba tabir ile; şirin görünmek zorundadır. Bu bağlamda misafiri olduğu ülkelerin tarihlerini övmektedir. Bu doğal. Ayrıca Batılı algı Yunan Medeniyeti’ni özel bir konumda değerlendirmektedir. Her ne kadar Batı Uygarlığı’nın temeli Anadolu olmuş olsa da Batı renkli mitolojisi sebebiyle Yunan Medeniyeti’ni kendine temel almaktadır. Yani Zelenski’nin Yunan Parlamentosu’na seslenişinde Türkiye’yi küstürmeyi hedeflemediği açıktır.  Ülkelerin tarihlerini överken, farklı ülkeleri incitme ihtimalimiz var. Bosna Halkı’nın 1990’lardaki destansı duruşunu överken Sırbistan’ın biraz incindiği fark etmeyebiliriz. İngiliz Ordusu’nun Falkland’da ki performansını överken Arjantin’i incittiğimizin farkına varmayabiliriz.  Örnekler oldukça çoğaltılabilir.

Bu tür konuşmalar zamanın etkisi ile değerlendirilmelidir. Örneğin “Türk ile Yunan kardeştir.” Ne zaman? Deprem sonrası tabii. Yunanistan güçlü bir depremle sarsılıp yerle bir olunca Türkiye yardım için elinden geleni yapar. Bu esnada Türk politikacılar “Kardeş Yunanistan” söylemleri dillendirir. Bunlar doğal şeyler.

Savaşın sahasının Belarus’a kayması Ukrayna’yı rahatlatabilir. Bu sayede Ukrayna şehir ve kasabaları ile alt ve üst yapısı daha az hırpalanır.

Bu vesile ile Ukrayna’ya has ürünlerin tanıtımının yapılması iyi olabilir. Bu sayede Dünya olarak Ukrayna menşeili ürünler kullanmaya özen göstererek Ukrayna’ya destek olabiliriz.

Putin’in sonu olsun Ukrayna.

Bugün 15 Nisan 2022   Cuma    18:18           İstanbul     Bahadır Gezer

Ukrainians on assault

Öyle bir durum oluştu ki bir ülke kalkıp “Biz Ukrayna’yı bu suçun mağduru olarak yalnız görmeyi kabullenmiyoruz. Ordumuz Ukrayna’nın yanında Rus işgalini durdurmak için sefere çıkmıştır.” dese o ülke Dünya ve insalık tarihi çerçevesinde tam anlamıyla kahramanlaşacaktır. Bütün Dünya o ülkeye süperman muamelesi yapacaktır.

Tabii burada ihtimallerden bahsediyorum. Dünya gerçekten bu yardım sever ülkeye arka mı çıkacaktır? Ya da tersi mi?

Örneğin İsveç Ukrayna’nın yanında savaşa gireceğini ilan etse Dünya ülkeleri onu bunu yapmamaya ikna etmeye çalışır mı?

“Çatışma sahası büyümesin!”

“Savaşın farklı uluslara sıçraması çok katılımlı bir harp ortamı oluşturabilir!”

“Eğer siz girerseniz herkes girmek zorunluluğu hissedecektir!”

gibi bahanelerle Ukrayna’ya silah arkadaşlığı edecek ülkeyi vaz geçirmeye mi çalışır Dünya?

Savaş sonrası ortaya çıkması beklenen konjonktürde birçok ülkenin Ukrayna’da imtiyazlı olabilme mücadelesi vereceklerini tahmin etmek zor olmasa gerek.

Bu arada sağda solda, orada burada arasıra Sovyetler Birliği’ni savunan ve bunu çağdaşlık, eşitlikçilik, insancıllıkmış gibi göstermeye çalışan tiplere denk gelmiş olabilirsiniz. Romantik bir hava ile Sovyetler’i överler. Gerçek ise ayyukta. İşte SSCB böyle bir şeydi. Komşularına saldıran, işgal eden, sonra işgal ettiği yerleri “birlik” kelimesiyle tanımlayan Rus yapısıydı. Aynen bugün olanlarda olduğu gibi hiçbir akla uygun sebep yokken işgal stratejisi benimseyen Rus’un devleti Sovyetler idi.

İtiraf etmeye gerek var mı bilmiyorum: Dünya nükleer bir krizin doğurabileceği felaketten dolayı tedirgin. Hasta Putin ise açıkça nükleer tehdidini savuruyor.

Nükleer konusunda şöyle bir kanı vardı: “bu silahların varlığı devletlerin birbirleriyle savaşmalarına engel olacaktır. Nükleer caydırıcıdır.” Ve ancak Rusya tam zıt bir yol izleyerek nükleeri bir saldırılamazlık garantisi olarak yorumluyor.

Nükleerin blöfü olur mu? Tahmin etmek gerekirse çok üzücü ama Rusya nükleer silah kullanırsa Dünya üzerindeki tüm (Çin hariç) nükleer silahlı ülkeler Rusya’yı daha fazla nükleer silah kullanmadan vuracaktır. Bu durumda Dünya genelinde 1.000 ilâ 1.500 adet nükleer başlık kullanılabilir. Bu durumda Dünya’da bir tek Rus bile kalmaz. Daha önemlisi Dünya kaldırması zor bir yara alır. Düşünmek istemediğimiz bir durum bu.

Adaletin işlediği bir Dünya’da Putin mahkum olmalıdır.

Rusya, yapısı itibariyle var olan nükleer silahlarını muhafaza etmekte bile zorlanan bir ülke. Hepimiz zaten (barış zamanında bile) Rusya ne zaman bir terörist örgüte kitlesel imha silahı satacak diye diken üstündeydik.

Bu zamanlarda tıbbın yardımına sığınasım geliyor. Yani Dünya’nın önde gelen doktorları Putin’in aklî patalojik durumda olduğu teşhisi koysa… Bu sebeple Putin alıkonulsa faydalı olabilir.

Ne denilirse denilsin; Rusya yaptığının bedelini ödemeli. Hatta Ukrayna’ya tahribat sebebiyle savaş tazminatı vermek zorunda bırakılmalı.

Putin’in herkese hissettirmeye çalıştığı şu dayatmaya bak: “Eğer Rusya Ukrayna’da yenilirse nükleer silaha baş vuracaktır. Bu sebeple yenilmesi daha kötü bir sonuç ortaya çıkarabilecektir.”

Rusya insanlığın sağlığını bozuyor resmen.

2 Mart 2022  Çarşamba  16:55  İstanbul Bahadır Gezer   

Ukrainian Resistance

Ukrayna’ya tırlarla gönderilen Türk İnsani Yardımı’nın Türkiye’den yola çıkışıyla ilgili pek çok haber okuduk, dinledik, izledik. Ve ancak bu tırların Ukrayna’ya varış haberi nedense yapılmadı. İşin içinde bir iş var demiyorum. Sadece; garip bir durum bu. Giderken gümbürtü, vardığında ise “hişşş… sessiz ol…”

Ukrayna Devlet Başkanı Dünya’yı Rusya’ya ticaret ambargosu uygulamaya çağırdı. Dünya bu uygulamayı yapmakta çekince duyuyorsa bu karara “savaş bitene kadar” maddesini ekleyebilir. Ancak şöyle bir durum var: Zelenski Ukrayna hava sahasının uluslararası karar ile “uçulmaz alan” ilân edilmesini istemişti. Bu biçimde Rus hava bombardımanın duracağı hedefleniyordu. Ve ancak Putin'in alınacak uluslararası kararlara saygısı olmadığı net bir gerçek. Bu sebeple Ukrayna Devlet Başkanı’nın bu talebi uygulanmadı. Şimdi ise “uluslararası ambargo” talep ediyor Zelinski. Bu talep en azından “savaş bitene kadar” eklentisiyle gerçekleştirilebilir görünmektedir.

Ve ancak; Rusya’nın bu ambargoyu delmek isteyeceği kesindir. Bu ambargonun delinebilmesi için stres ve odak noktası ise Türk Boğazları’dır. Yani Putin ticaret ambargosunu delmek için ticari hüviyetli gemilerini yola çıkaracak ve bu gemiler İstanbul’da herkesin ve tüm Dünya’nın gözünün önüne dikilecektir. Bu noktada Rus gemilerinin önüne çıkıp “Dur” demek gerekecektir. Bu ise Türkiye ile Rusya arasında gerginliği tırmandıracaktır. Türkiye bu durumda ne yapmalıdır?

Tüm Dünya’ya boğazlar geçiş yolunu geçici süreliğine kapamalıdır. Yani sadece Ruslar’a has bir kural değil. “Kimse geçemez” duruşuna geçmek. Tabii ki aslî gaye Rusya’ya uygulanacak ticari ambargonun uygulanabilmesini sağlamak. Hatta olayın yükümlülüğünün baskısını üzerimize almak istemezsek Birleşmiş Milletler’den boğazların geçici süreyle tüm vasıta geçişlerine kapatılması yönünde bir karar isteyebiliriz. Yani sorumluluk bizde değilmiş ya da savaşta taraf tutar durumda değilmişiz gibi gösterebiliriz.

Seçenek çok. Ve fakat anlaşılması gereken şu: Rusya’ya uygulanacak bir ticari ambargo ile küresel dikkatler Çanakkale ve İstanbul üzerine yoğunlaşacaktır.

Bununla beraber “uçuşa kapalı bölge” talebi karşılıksız kalan Ukrayna Devlet Başkanı’nın küresel ticari ambargo konusunda destek göreceğini öngörebilmek fazla iyimserlik olur.

Bu arada Ukrayna’daki savaş muhabirleri olan bitene adapte olmaya başladıkça Ukrayna’dan sıcak çatışma görüntüleri medyaya yansımaya başladı. CNN tarafından yayınlanan video savaşın ne demek olduğunu ortaya koyar nitelikte.

Ukrayna, Dünya’nın kalbi seninle birlikte!

7 Mart 2022  Pazartesi      14:49         İstanbul      Bahadır Gezer 

Putin ile Rusya küresel bir tehdit haline geldi. Putin nükleer ile şantaj yaparak bir nevi tüm Dünya’yı tehdit ediyor. “Tüm Dünya dediklerimizi kabul edecek! Yoksa burayı tamamen havaya uçururum!” diye bağırıyor. Bu ciddi bir sorun. Nükleer sosyopatlar ve küresel iklim değişikliği. Sonumuzu hızlı bir biçimde getirebilmesi oldukça mümkün iki vaka. Tabii bunlar, arada bir virüs hepimizi yok etmezse gerçekleşebilecek iki hâl. Putin’in “Eğer dediklerimi yapmazsanız bütün otomobillerimizi kömür ile çalışır yapıp ozonu mahvederiz!” diyen bir manyak ötesinden bir farkı yok. Ve ancak şu bir gerçek: söylediğini yapmayı denemesini sağlayacak eşyaya sahip. Yani nükleer silahı var.

Şöyle bir durum var: bir devlet nükleer tehditte bulunduğu zaman aslında kendisini tehdit etmektedir. Çünkü nükleer saldırının karşılıksız olması ihtimali sıfırdır. Saldırılan taraf anında misliyle yanıt verecektir. Bu kesin. Bu net. Bu durumda Putin gerçekten çıldırmışçasına Rus Milleti’ni tehdit etmektedir.

Tarih savaşlarla doludur. Ve tarih kitapları bu savaşların oluşma şartlarını, nedenlerini, hangi olayların bu savaşlara yol açtığını, savaşan tarafların askeri güçlerini ve savaş sonrası etkileri ile sonuç antlaşmalarını anlatırlar. Peki Ukrayna’daki savaş hakkında ne denebilecektir? “Ortada elle tutulur bir tane bile sebep yokken Rusya bir anda Ukrayna’ya saldırdı.” Bu tarih kitabı ciddiyetine yakışmayan bir anlatımdır. Ve ancak durum tam da budur. Belki tarih kitapları bunu şöyle açıklar; “20 yıl boyunca ülke iktidarını elinde tutan hissi hasta ve diktatör Putin savaşı kolay olur sandı.”

İşin çetrefilli tarafı şu: Rusya köşeye sıkıştıkça ve beklediği askeri ve ekonomik başarıyı sağlayamayınca sığınabileceği bir mecra bulamayacaktır. Bu ise yapacak bir şeyi kalmadığı duygusunu ortaya çıkaracak ve nükleer tehdidin gerçekleşmesi ihtimali ortaya çıkabilecektir. Buna karşı ayık olmak gerekiyor.

Yani Rusya’nın kazanmamasını istiyoruz. Ama Rusya’nın rezil rüsva olup paçavra haline gelmesini de istemiyoruz. Çünkü Rusya hezimeti anlarsa Putin deliliğine delilik ekleyip nükleere başvurabilir.

Nükleer silahsızlanma. Bu birçok kişiye masalsı gelir. Halbuki değildir. Kolay ve gerçekçidir. Ukrayna kuruluşunda nükleer silah sahibi bir ülke idi. Nükleer tesisleri zaten var. Herkes gördü haberlerde. Peki Ukrayna’nın nükleer silahları ne oldu? Cevap: Arındırdı kendini. Örneğin Kazakistan’da da kuruluşundan itibaren nükleer silahlar var idi. Bugün yok. Arındırdı kendini. Demek ki ülkeler nükleer silahsızlaşabiliyor. Bu bir Ütopya falan değil. Bunun için kaliteli, samimi, iyi insan olan devlet temsilcilerine ihtiyaç vardır. Tüm nükleer ülkeleri bir masada toplayıp silahsızlanma belgesine imza koymalarını sağlamak olasılığı çok düşük bir durum değildir. Ve ancak tıpkı küresel iklim değişikliğinde olduğu gibi, bu konuda da faaliyete geçmiyoruz.

Alternatif yöntemler uygulasak? Yani Ukrayna’da cereyan eden ve saplantılı Putin tarafınca ortaya çıkarılan savaş esnasında şöyle bir şey yapabilir miyiz: Rusya’dan göçmek isteyen savaş karşıtı Ruslar’a Dünya ülkeleri vize uygulamasını kaldırabilir. Böylece Rusya Rus kaybeder. Böyle bir şey olursa 500.000 Rus İsveç’e, 400.000 Rus Danimarka’ya, 800.000 Rus Amerika’ya, 20.000 Rus Brezilya’ya, 700.000 Rus Türkiye’ye, 600.000 Rus İngiltere’ye, 100.000 Rus İtalya’ya ve daha fazlasına göç edecek ve Rusya eğitimli, sağlıklı nüfusunu kaybedecektir.

Amerika Rusya’yı sınamalı. Örneğin Rusya’ya baktığımızda; ülkenin batısında savaş var. Yani Ukrayna’da. Rusya bu durumla meşgulken ülkesinin her yerine hakim vaziyette midir? Bu sınanabilir. Örneğin Amerika’nın Alaska eyaletinin karşısındaki Rus sınırları içerisine Amerikan jetleri giriş çıkışlar yapsa Ruslar bunu fark eder mi? Bazıları buna “taciz uçuşu” diyor. Ben ‘sınama uçuşu’ diyorum şimdilik. Bu ne işe yarar? Bu Rusya’nın askeri kabiliyetlerinin mertebesinin ne olduğu hakkında net bilgi sunabilecek bir aktivitedir.

Lütfen bu söyleyeceğim savaşı hafife almak ya da milyonlarca insanın hayatını etkileyen mevzular hakkında rahat tavır takınmak olarak addedilmesin: Rusya’ya para teklif edelim. Resmen rüşvet verelim. “250 milyar Amerikan Doları verelim. Ukrayna’dan tamamen çıkın.” Aynen bu biçimde. Resmen. Alelen!

Ya da;

Yaptırımlarımız o kadar güçlü ve etkili olsun ki Putin’e “Yaptırımları kaldıralım Ukrayna’da çıkın.” diyebilelim. Yaptırımların kalkması yıllık 400 milyar Dolar ederinde etki sahibi olsun örneğin.

Ya da öncesi ve ya da sonrası aynı kapı. İkisi de aynı aslında yani.

Dünya’da insanlar Ukrayna ile ilgili nasıl ele avuca gelir etki oluşturacak tavır sergilerler? Ne yapabiliriz? Belki şu etkili olur; Eğer onbinlercemiz ülkemizdeki Ukrayna Elçiliği’ne gidip Ukrayna vizesi başvurusu yaparsak ve Ukrayna pasaportlarımıza kendi vizesini yapıştırırsa bu Ukrayna’nın resmî işlerini yürütmekte bir aksaklık yaşamadığının kanıtı olabilecektir. Ayrıca Putin tedirgin olabilecektir. Çünkü Dünya genelinde 1.000.000 kişinin Ukrayna vizesi alması demek binlerce kişinin Ukrayna’ya savaşmak için gidebileceği gerçeğini ortaya çıkaracaktır. Ayrıca vize bedava bir şey değildir. Devletler vize verirken dosya masrafı adında ücret alırlar. Eğer Ukrayna vizesi kabaca 250 Dolar ise, Dünya genelinde 1 milyon kişinin vize alması durumunda 250.000.000 Amerikan Doları direkt olarak Ukrayna Devleti’nin kasasına girecektir. 250 milyon Dolar çok abartı bir miktar değildir. Ve ancak faydasız olamayacak bir miktardır. Ayrıca savaş halinde olan bir ülkeden, bu savaş esnasında tarihlenmiş vize almak şekilli bir durum.

Türkiye Cumhuriyeti olarak şu anda, içinde bulunduğumuz zamanda Ukrayna özel devlet pulu basmayı düşünür müyüz?

AVİHA™… Avcı İnsansız Hava Aracı. Düşünür müyüz?

Ukrayna, senin dirayetin derstir Dünya’ya!

Bugün 4 Nisan 2022   02:15          İstanbul       Bahadır Gezer
   
 

Türk Korsanlar Bahadir Gezer Turkish Pirates

Ukrayna Başkanı’nın konuşmasını tercüme eden çevirmenin duygularına hakim olamayarak ağlamaklı hale gelişini duymak. Zorbanın, zalimin dayattığı zulüm ile mücadele etmek.

Bahsettiğim video CNN web sitesinde yayınlanıyor:

https://edition.cnn.com/videos/world/2022/03/01/kharkiv-ukraine-missile-attack-zelensky-sot-newday-ldn-itnl-vpx.cnn/video/playlists/russia-ukraine-military-conflict/

Hatırlatmak belki de saçmadır: ilkokul tarih derslerinden beri bize öğretilmiş olan derslerde temel Rus siyasetinin çekirdeğinde güneye inebilmek olduğu bizlere anlatılmıştır. “Bilgi bu kadar yaygınsa doğru değildir.” görüşüne kesinlikle katılmıyorum. Gerçekten Rus tarih boyunca güneye inebilmeyi hedeflemiştir. Bir çocuğun bile rahatlıkla anlayabileceği bilgiyi çok basit olduğu için kabullenmemek yanlıştır.

Gerçek şu ki; Rusya’nın güneyindeki ülkelerde kuzeye çıkmak için herhangi bir motivasyon bulunmamaktadır. Yani ne Türkiye, ne İran, ne Kazakistan kuzeye doğru bir baskı oluşturmamaktadır. Bu açıdan Rusya rahattır. Çünkü ülkesi kimsenin fethetmek istemeyeceği bir toprak kütlesidir. Bu açıdan Rusya kendi üzerinde bir tehdit hissetmemektedir. Ve işte tam da bu sebeple zamandan zamana güneye doğru işgal hareketlerine girişmektedir.

Bu noktada, bulunduğumuz coğrafyada Türkiye Cumhuriyeti için güçlü ordunun ne demek olduğu daha rahat anlaşılabilir. GATA’nın (Gülhane Askerî Tıp Akademisi), Kuleli’nin anlamı daha rahat anlaşılır.

TCG Anadolu teste çıktı. Seyri çok, limanı çok, hayrı çok olsun. Türk Denizciliği, Akdeniz askerî güç dengesi ve Dünya barışı için önemli bir gelişmedir. Her ne kadar Türkiye’de yönetim askere destek olmaktan uzak görünse de 90’lı yıllarda projelendirilmeleri yapılıp ödemeleri taahhüt edilen yatırımların tamamlanmasına engel olamıyor. Örneğin ATAK helikopterleri bu çerçevededir. TSK’nın 1997’de duyurduğu bir projedir.

Maalesef son günlerde yaşananlar yazılara militaristik bir şablon örüyor.

Haberleri izledikçe sinirlerim bozuluyor. CNN “ABD Rusya’nın kısa bir süre sonra Kiev’e saldırısını yoğunlaştıracağını duyurdu.” diyor. Kepazelikte üstün seviye. Koskoca ABD “Rusya birazdan şuraya saldıracak!” diyor Rusya saldırıyor. ABD “Rusya şimdi ise şuraya saldıracak!” diyor, Rusya saldırıyor. ABD bu krizde savaşın spikerliğine soyunmuş vaziyette. Ve ancak gerçekçi olmak gerek. ABD bu olanları affedebilecek bir yapıya sahip değil. Dünya’yı ve komşularını şiddetle tehdit edip işgal eden bir ülke hakkında yapılması gereken ne ise bunu yapacaktır Amerika.

Ancak halen hiçbir ülke, ülkelerinde bulunan Rus elçilerini istenmeyen kişi olarak ilan edip sınır dışı etmemiştir diye biliyorum.

Kiev’e yapılan saldırıda farklı ülkelerin Ukrayna elçilikleri hasar görmüş müdür? Eğer gördüyse bu o ülkeleri Rusya’ya karşı yaptırım uygulamak zorunda bırakır mı?

Rusya’nın internetini kapayamıyor muyuz? Allah Allah, interneti kapamayı bilmiyorsak niye açtık yahu?

Şu anda Wolf Blitzer’ın CNN’deki programına bakıyorum. “Kiev’de mahalle savaşları yaşanıyor.” diyor. Rusya’nın tüm bu hengamede bir kazancı oldu: Güçlü bir düşman kazandı. Ukrayna ve Ukrayna vatandaşları önümüzdeki yıllarda Rusya’nın canını yakabilir.

Yine CNN izlerken Türkiye’den bahsedildiğini gördüm. Dünya’nın birçok yerinde düzenlenen protestolardan birinin Ankara’da tertiplendiği ile ilgili bir haberdi.

Reuters’in web sitesine göre Rusya’dan gelen son açıklamada Kievli Ukrayna vatandaşlarının evlerini terk etmeleri istendi. “Şehri boşaltın!” diyor manyaklaşmış Rusya. “Evlerinizden çıkmayın.” bile demiyor. Yani başka bir ifade ile “Şehri tarumar edeceğim, taş üstünde taş kalmayacak.” demeye getiriyor. Yahu insanlara “Evlerinizi terk edin!” talimatı veren bir işgal kuvvetinden bahsediyoruz.

Vandal bir kabile tavrıyla hareket eden Rusya’nın silahlı birliklerinin tez elden Ukrayna’yı terk etmelerini ümit ediyorum. Ukrayna’nın sınırlarının değiştirilmesine göz yumulmaması gerektiğine inanıyorum. Kırım’ın bağımsız olması için politika üretilmesi gerektiğini düşünüyorum (Çünkü şu an tam vakti).

Peki. Gerçek şu ki; Rusya tanklarını Kiev’e göndermek istese, bu yolculuk sadece benzin almak için arasıra dursa bile 5 gün sürerdi. Yani Rusya Ukrayna’yı tank hızında işgal etmiş bulunuyor. Tablo bu? Değil mi? Değil. Çünkü Ukrayna’nın bir de batısı var. Bununla beraber olası sivil direniş azımsanmayacak seviyelere çıktı bile gibi görünüyor.

Eğer Rusya Ukrayna’yı bazı dayatmaları kabul ettiren bir metne imza koymaya zorlarsa ve Ukrayna bunu imzalamak zorunda bırakılırsa bu söz konusu metni BM tanımamalı diye düşünüyorum. Yani iki taraf arasında “barış müzakereleri” adı altında Ukrayna’ya kabul edilemeyecek şartlar koşan bir tutum sergilenirse Dünya bu “antlaşmayı” tanımamalıdır.

Ukrayna Milleti Ukrayna’ya ihanet etmemiştir, bu bağlamda Ukrayna Devleti halkının hürriyeti için her türlü imkanı seferber etmiştir ve edecektir. Temennim bu yönde. Bu süreç içerisinde Ukrayna vatandaşlarının bölünme yaşamamaları takdire şayandır. Yani bir bölgedeki Ukraynalılar kalkıp “Burası Batı Ukrayna! Orası doğu! Biz kendi savunmamıza bakarız!” dememişlerdir.

Ukrayna sadece ve yalnızca Ukraynalılar’ın Ukraynalı olduğunu net bir biçimde gördü. Bu gerçekle yüzleşen milletler çoğunlukla tarih sahnesinde önemli yer edinirler.

Belki biraz gayriciddi algılanabilir. Yine de ben anlaşılacağını umuyorum: Haydi Ukrayna, Dünya’yı sevindir!

1 Mart 2022  Salı 21:17   İstanbul  Bahadır Gezer

Bu site SSL sertifikalıdır.                   This site is SSL certified.

İyi Parti

Ukrayna 2022

Ukrayna 2022

Kherson Şehri Ukrayna Savaş CNN

BU PAYLAŞIMDAN SONRA GÖRDÜKLERİM:

Ukrayna 2022

Halen uluslararası haber portallarının web sitelerini dolaşırken Ukrayna’nın yenilgiyi kabullendiği ile ilgili bir manşet görmenin tedirginliğini yaşamakla beraber aslında halen ve halen iyimserim. Örneğin halen “Ukrayna karşı saldırıya geçti!” biçiminde bir manşet görmeyi umut ediyorum.

Peki sizlere bir soru: Ukrayna’nın birçok devlet gibi acil askeri harcama bütçesi var. Örtülü ödenek gibi. Ve Ukrayna acil olarak taarruz helikopteri almak istiyor. Ve bize -Türkiye- başvuruyor. Diyor ki “Bize acilinden 30 tane ATAK helikopteri verebilir misiniz?” Ne yapıp edip kendi envanterimizden gelen talebi mi karşılarız? 30 helikopteri yapmanın en azından 15 ay süreceğini mi söyleriz? Bu savaş ortamında Rusya’yı direkt karşımıza alarak Ukrayna’ya silah sunulamayacağını mı söyleriz?

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski Dünya’ya izini kaybettirirse iyi bir şey yapmış olur mu? Yani Ruslar onun nerede olduğunu bilmeyecek ve o ise gizli karargahında direniş mücadelesini yönetecek? Nasıl olur bu?

Fazla gündeme getirilmiyor ve ancak Ruslar’ın bu savaş başladığından beri, 10.000’e yakın askeri Ukraynalı savunma tarafından etkisiz hale getirildi. Haberler bu yönde. 2022 yılında bir devletin ordusunun 10.000 asker kaybetmesinden bahsediyoruz. Ruslar’ın kaybı devasa. Ve ancak Dünya bunu pek gündemde tutmak istemiyor. Çünkü bazı zihinler “Ruslar bu kadar can kaybettiyse belki de yaptıklarında haklılık kazanmış olabilirler” biçiminde düşünebilir. Ruslar ise bu konuyu sürekli gündemde tutup bu seviyede bir askeri kaybın aslında mağlubiyet olduğu gerçeği ile yüzleşmek istemiyor. Putin inat ediyor. Binlerce Rus ölüyor. 1550 senesinde bir savaşta onbinlerce askerin ölmesi ile 2022 yılında 10.000 askeri kaybetmek arasında fark vardır. ABD Irak’ta senelerce savaşmış ve bunun neredeyse 1/5’i kadar askeri kayıp vermiştir.

Aslında gerçek şu ki biz Rus tankları işgale devam ediyor diye Rusya işgalde başarılı oluyor sanmış olabiliriz. Ve fakat Ruslar mağlubiyet sayılabilecek kaybın neredeyse 3 katı kayıp vermiş durumdadırlar.

Rusya bu gerçekle yüzleşeceği yerde yurt içi ve yurt dışı Putin propagandası ile Rus Halkı, kendini haberlerden ve tarafsız yorumlardan uzak tutan ağın içinde etkisiz bir halde beklemektedir. Burada gerçek Rusya’dan bahsediliyor.

Farklı bir konu ise şudur: Sonuç ne olursa olsun, savaştan sonra eğer ortaya birbiriyle düşmancıl tavır içerisinde olan Ukrayna ve Rusya çıkarsa -ki olağan olan budur- bundan herkes olumsuz etkilenecektir. Yani bugün Avrupa’dan yola çıkan bir tır Rusya’ya varmak için mutlaka Ukrayna’dan geçmektedir. Eğeer savaştan sonra Ukrayna Ukrayna’da hakim güç olarak kalırsa Rusya’ya kapıları kapatacaktır. Yani böylece kısmi olarak Avrupa’nın Rusya ile en ekonomik kara bağı kopmuş olacaktır. Ve ancak savaştan sonra Ukrayna coğrafyasında Rusya hakim güç olabilirse Avrupa ticaret rotasını korumak derdinden kurtulabilir. Rusya ile yapılacak ticaretin kargosu bu yolla Rusya’ya daha çabuk varabilecektir. Ne kadar çirkin, ne kadar düşünülmeyesice bir fikir.

Sırtlanlar iş başında! Bazıları şu anda Ukrayna’da gayrimenkul topluyor. Hatta Putin’in Suudlar’a Ukrayna’da arazi sattığını söyleyenler bile var! Rusya artık tek başına hareket edebilecek bir ülke değildir. Eğri oturulsa da doğru konuşula: Rusya’nın arkasında kim ya da kimler var? Bu destekçi ülkelerin Rusya’dan daha güçlü olması gerekmez. Bu ülkelerin 5-6 tanesi Rusya’ya destek verdiğinde bu büyük bir gücün desteğine denk bir yardımı&yataklığı ortaya çıkarır.

Başka bir konu ise; Nato ya da BM Ukrayna’da direkt müdahaleye geçerse bu Ukrayna tarafını mağlup gösterebilir. Uluslararası müdahale ile ayakta duruyor izlenimi ortaya çıkabilir. Ve ancak anlaşılması gereken şudur ki Nato kazandığında Ukrayna kazanır. Ukrayna kazandığında insanlık kazanır. Evini savunanlar, boyun eğmeyenler kazanır.

BM’den Ukrayna ulusal sınırlarını garanti altına alan bir ek karar çıkmış mıdır? Böyle bir şeye ihtiyaç var mıdır?

Rusya ile sınırdaş ülkeler kendi aralarında bir pakt oluşturup Rusya eğer herhangi birine saldırırsa hepsinin Rusya ile savaşta sayılacağına dair bir antlaşmayı imzalasalar mantıksız olmaz. Evet abes olur. Ve ancak söz konusu olan Rusya olduğunda pek de saçma sayılmaz.

Haberlere baktığımda şunları görüyorum: “60 km uzunluğunda bir Rus konvoyu Kiev’e doğru yola koyulmuş vaziyette.”, “ABD Rusya’ya sıcak savaş yoluyla verebileceğinden daha fazla zararı ekonomik yaptırımlar ile uygulamak için meşru uluslararası ortama kavuşmuş durumda.”, “Eski Başkan Trump’a Ukrayna’daki son durum sorulunca Trump yel değirmenlerini anlatmaya koyuldu. Yel değirmenlerinin kötü bir israf olduğu hakkında bir demeç veren Eski Başkan’a neden mikrofon uzatıldığı hakkında bir açıklamamız yok.”…

Tüm bu süreçte Avrupa’nın soğukkanlılığı dikkat çekti. Yani Avrupa’nın “Eyvah! Gazımızı nereden alacağız şimdi?! Mahvolduk!” biçiminde bir paniksemeye girmemiş olması aslında takdirname hak eder bir davranış. Bu sadece devlet adamlarının ya da komutanların değil, tüm Avrupalı vatandaşların ortak davranış biçimiydi.

Bu arada İngiltere Başbakanı’nın “Şimdiye kadar 1.000 mülteciye vize verdik.” şeklindeki böbürlenir açıklaması İngiltere’nin mültecilere vize uygulamakta oluşunun göstergesi olarak olarak biraz sırıtıyor. Yani Moldova, Romanya, Polonya, Macaristan savaştan kaçan Ukraynalı mültecilere koşulsuz şartız (vizesiz) kapılarını açarken İngiltere’nin yöntemi biraz farklı. Yine de herkesin bildiği “mülteci düşmanı” klâsik imajına AB bu sefer itibar etmedi ve Ukraynalı mülteciler mümkün olduğunca az mağdur edilmeye çalışıldı. Çalışılıyor.

Az evvel CNN web sitesinde bir makale okudum. Konu McDonald’s’ın Rusya’dan çıkma hazırlıkları içerisinde olması ile ilgiliydi. Rusya’da 62.000 çalışanı olan McDonald’s Rus zincirinin kapanması bunun ardından sayısız firmanın Rusya’dan çekileceğini de hatırlatınca Rusya’nın savaş kayıplarının istatistiğine net done oluşturabilecek bir sonuç ortaya çıkıyor. Ayrıca Rusya’da belli bazı standartları temsil eden “Echo of Moscow” adlı radyo istasyonunun kapandığı belirtiliyordu haberde. Bu radyo kanalı Batı hayat biçimini sahiplenen, çağdaş ve bireysel özgürlüğe fazlasıyla önem veren yapısıyla tanınmakta ve Ruslar arasında önemli/sembolik bir yer tutmaktaydı. Kapanması birçok Rus’a yarınların karanlık olduğunu ispatlar nitelikte. Aynı makaleyi okumaya devam ettikçe karşıma İstanbul çıktı. Bu makaleye göre Rusya’dan kaçan pek çok Rus İstanbul’a geliyor. Bazıları ise Tiflis, Erivan ve Tel Aviv’e gidiyor.

Reuters’in web sitesinde ise şu haber dikkati çekiyor: “İngiliz kaynaklar Ruslar’ın birkaç güne kalmaz Kiev’e büyük bir saldırı yapacaklarını belirtiyor.”

Yine Reuters’in anasayfasında duyurduğu haberlerden biri AB’nin Ukrayna ile ilgili tavrı hakkında. Ukrayna’nın AB’ye hızlı üyelik başvurusu reddedildi. Fransız Cumhuriyet Başkanı Micron “Biz bu çatışmada bir taraf değiliz.” biçiminde açıklama yaptı. Aynı Macron Rusya’ya karşı yapılacak yaptırımlara yoğunlaştıklarını gizlememekte bir beis görmedi.

Denildiği gibi; Rusya’nın Kremlin’e kadar askerlerle bilfiil işgal edilmesi Rusya’nın tüm yapısına Dünya’nın uygulama yolunda ilerlediği yaptırımlar kadar zarar veremez.

Eğer Putin’in Kiev’e büyük bir saldırı düzenlemesinin ardından ve Kiev düşerse Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski başka bir Ukrayna şehrine gitmek zorunda kalabilir. Geleceğe baktığımızda Ukrayna tarihi bu söz konusu şehri ikinci başkenti olarak kabul edebilir. İhtimaller.

Putin’e göre bu bir Rus iç hesaplaşması. Ancak durum böyle değil. Ukraynalılar vatanlarını savunmak ve işgale direnmek için ellerinden geleni yapıyorlar.

Dünya haritasını açıp Belarus ve Ukrayna ile Moldova’ya bakıp “Bu ülkeler gereksiz. Buralar Rusya zaten.” diyebilen akıl kıtlığı var. “Rusya Ukrayna ile mukayese bile edilmez. Rus Ordusu karşısında Ukrayna’nın şansı yok.” diyebilen bilgisizlik ve öngörüsüzlük var. “Yaptığı yanına kâr kalır.” diyebilen ümitsizlik var.

Ve Ukrayna var!

Ülkesini, devletini, bayrağını canı pahasına korumakta olan, savaşan, karşı koyan Ukrayna var!

Var kal Ukrayna!

11 Mart 2022  Cuma   21:35            İstanbul       Bahadır Gezer  

Ukraine Armed Forces

Dikkat etmek lazım: Rusya’nın halihazırda Akdeniz’de ya da Kuzey Denizi’nde zırhlısı var mı? Eğer var ise Çanakkale ve İstanbul Boğazları’ndan geçerek Karadeniz’e girmek isterse Türkiye’nin tavrı ne olacaktır?

Savaş esnasında böyle bir şeye izin verme salahiyetimiz olduğunu bile sanmıyorum. Yani mevzuat savaş bitene kadar bu geçişlerin yapılmasına engel olunmalı diyor.

“Rus’a geçer verirsek İngiliz’ede vermek zorunda kalırız.”

“Ne alakası var? İngiltere bir Karadeniz ülkesi değil ki. Karadeniz havzasından değil.”

“E Rus’da savaş halinde. Kural, kanun savaş hali var iken Boğazlar askerî gemi sevkiyatına kapanır diyor diye biliyorum.”

“Ya aslında Ruslar Boğazlar’dan geçirmek isteyeceği her gemi için bize 5 tane Mig 1.44 verse belki kabul edilebilir olur.”

“Yahu Rus, donanmasını niye Karadeniz’e hapsetmek istesin ki? Yani Boğazlar’ı güneyden kuzeye geçmek istemeyecektir zaten.”

Lira ile karşılaştırılmasında oldukça ucuzlayan Ruble sayesinde Türk sermayeli firmaların önümüzdeki dönemde Rusya’da büyümeleri olasılık mıdır?

İstanbul Boğazı’nda deniz mayını ne yahu? Sarıyer açıklarında! Ukrayna’dan sürüklenerek gelmiş! Haberlerde görmeme rağmen pek inanasım gelmiyor. Eğer doğru ise ben transit geçen gemilerden çok, her gün onbinlerce kişi taşıyan vapurları, motorları düşünürüm.

Putin Boğazlar’dan çift yönlü askerî gemi geçirmek ister. “Hayır” deriz. “Ben yinede geçeceğim.” der. İstanbul Boğazı’ndan geçerken mayına çarpar. Ancak Türkiye’nin döşediği bir deniz mayını değil. Ukrayna’dan gelmiş bir başı boş mayın. Türkiye ile Rusya arası gerilir. Savaş pamuk ipliğine bağlı hale gelir. Soruşturma başlatılır. Patlayan mayının ve öncesi ile sonrasında bulunan Ukrayna mayınlarının sayısının bu patlamada Rus zırhlısını Türk Silahlı Kuvvetleri’nin hedef almadığını işaret etmesi sıcak çatışmaya engel olur.

“Yani vururuz, suçu Ukrayna’ya atarız?”

Peki ya haberlerde Sarıyer açıklarında gösterilen mayının resmen 2. Dünya Savaşı mayınlarını anımsatmasına ne demeli?

Son haberlerde Kiev’in Rus işgalinden kurtarıldığı yönünde bilgi yer alıyor. Bununla beraber medyaya yansıyan son görüntülerinde Putin’inin yüzünde tebessüm olması bir şeyleri gizleme refleksi olarak görülebilir.

Rus gazına Avrupa’nın duyduğu ihtiyaçtan öte Rus’un gazını satmaya ihtiyacı vardır. Yani gaz konusunda tedirgin olup “Rusya’ya muhtacız!” hallerine bürünmek gereksizdir.

Savaşın uzaması Rusya için mağlubiyet anlamını taşıyacağı için Putin tarihin yazabileceği en berbat kişilerden biri olarak anılmayı göze alarak nükleer silah kullanma yolunu seçebilir mi? Geçen vakit ile üzerinde baskı hisseden Putin’in bunu yapmaya yönelme ihtimali ortaya çıkabilecekse çok dikkatli olmamız ve tüm nükleer silahları 7/24 yakın takibe almamız gerekiyor. Bu ihtimal gündemde olabildiği için Putin’i ortadan kaldırma fikri savaş uzadıkça daha da kuvvetleniyor. Yani bir Rus Rusça “Sen bir katil ve insanlık suçlususun!” diye bağırarak tetiği çeker ve kameralar karşısında Putin’i öldürürse çok şaşıracağımı söyleyemem.

Şu an ki tablo kabaca şöyle görünüyor: Ukrayna pes etmiyor. Direniyor. İşgal edenle cenk ediyor. Bu esnada Dünya Rusya’ya her alanda yaptırım uygulama yolunu seçiyor. Yani Putin’in bu savaşı daha fazla finanse etmesi zor görünüyor. Ukrayna direndikçe, Rusya yaptırımlarla ezildikçe savaşın sonu gelebilecek ve Rus askerî birlikleri Ukrayna’dan çıkabilecektir.

Savaşın matematiği; Ukrayna yerle bir oldu. Rusya kendini tüketiyor.

Savaşın mantığı; Ukrayna’nın artık kaybedeceği bir şey yok. Ülke resmen işgal altında. Rusya’da ise iktidarı bu savaşın sonuna bağlı olan uzatmalı bir diktatör var. Ukrayna’da haklı olmanın doğal sonucu olan güç var. Rusya’da ise sivillerin yaşadığı konut apartmanları tank ile vuran sarhoş askerler.

Ukrayna-Rusya arasındaki müzakerelere ev sahipliği yapmaya niye bu kadar hevesliyiz anlamıyorum. Bu Şampiyonlar Ligi Finali değil ki! Niye güvenlik açısından böylesine yük bir sorumluluk alıyoruz ki? Zelenski ve Putin şu anda birçok kişi ve oluşum tarafından hedef durumda. Hani Türkiye olarak bu savaşta etliye sütlüye karışmayacaktık? Aldığımız sorumluluğun getirisi yok. Aldığımız sorumluluğun bir manası yok. İşte efendim “Bu sayede Türkiye’nin jeopolitik önemine uluslararası alanda bir daha vurgu yapılmış olacaktır.” falan. Ayrıca Kırım konusu ile ilgili Rusya’yla husumetli olduğumuz ne zaman anlaşılacak acaba?

Türkiye ara bulucu ise, ortaya koyduğumuz antlaşma metninin maddeleri neler? Bizim teklifimiz ne? Örneğin rahmetli BM Genel Sekreteri Kofi Annan Kıbrıs’ta Türk ve Yunan tarafları için bir antlaşma metni teklif etmişti. Yani ara bulucu demek iki tarafı tatmin edebilecek belgeyi ortaya çıkarabilmektir. Zelenski’nin yanında fotoğraf vermek için arabuluculuk yapmak başka, yapıcı ve gerçekçi ve doğru ara buluculuk başka.

Ukrayna yaşam hakkına yapılan bu saldırıyı kabullenmedi. Kabullenmiyor. Ukrayna hayatını geri alabilmenin peşinde. Darmadağın edilen, hırpalanan ve paramparça edilen hayatını geri alabilmenin peşinde.

Ukrayna’ya savaş sonrası yeniden inşa için o kadar büyük bir miktarda uluslararası yardım yapılmalı ki Rusya güdümüne girmiş Kırım gibi yerlerde tüm halk kitlesi Ukrayna’ya dahil olmuş olmayı arzulasın… Rus egemenliğini kabul etmesin.

“Savaş uzadıkça çözüm yaklaşıyor.” biçimindeki algı ne kadar sağlıklıdır? “Savaş uzadıkça iş karmaşıklaşıyor.” biçimindeki algı ne kadar doğrudur?

Aslında süregelen tablo şunu gösteriyor: Rusya Ukrayna’yı fethedemedi, edemiyor, edemeyecek, edemez. Savaşın başından beri geçen tablo ve Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’nin kopmaması ve mücadelede gösterilen kararlılık aslında bu tabloyu göz önüne seriyor. Yani Ukrayna’nın kaybetmişliği kabul etmesinden çok Rusya’nın kazanamamışlığı kabul etmesi gerekiyor.

Aklımızda, düşüncemizde, fikrimizde, vicdanımızda sen varsın Ukrayna! Zafer senin olsun!

3 Nisan 2022    Pazar    02:34      İstanbul  Bahadır Gezer
 

Ukraine defending home

Yaklaşık 2 saat önce CNN web sitesinde geçen bir haberde Türkiye’nin Ukrayna’da olanlar hakkında vermekte olduğu tepkiden bahsediliyor. “Türkler Ukrayna’nın sınır bütünlüğü ve bağımsızlığından yana.” diyor haber.

Bununla ilgili Ukraynalı kardeşe söylenebilecek tek şey var: “İşiniz bunlara kaldıysa siz bitmişsiniz.” Dünya’nın Türkiye yolu ile Ukrayna’ya verdiği mesaj budur. “İnsani sorumluluktan ötürü 3-5 yardım ettik. Ve ancak bu senin kendi davan. Yalnızsın Ukrayna.” diyor Dünya.

Günler geçti ve sanki Ukrayna’daki savaşla ilgili hiçbir gelişme yaşanmadı. Çatışmalar durdu. Etrafa korku dolu bir sükûnet hakim gibi bir vaziyet. Putin tabii ki “Askerî işgali yaptık. Şimdi bekleyelim biraz ki hazmetsin herkes.” halinde. Ukrayna Ordusu bu planı bozacak baskınlar, pusular yapmıyor.

Bazıları Zelenski’den “Ukrayna Halkı, Halkım, yüzleşmek zorunda kaldığımız ve hepimizin kalbinde yara açan, sevdiklerimizi kaybetmemize neden olan bu işgal karşısında askerî anlamda son noktaya geldik. Silahlı kuvvetlerimiz artık işgalcilerle mümkün olduğunca çatışmaya girmeyecek ve hatta işgalcilerin talepleri doğrultusunda silah bırakacaktır.” biçiminde bir açıklama bekliyor. O ise bunun zıttında. Sürekli mücadeleden yana görünüyor. E be yenilgiyi kabul etmeyecek kadar askerin var ise, niye vurmuyorsun Rus’un göğsüne?

Sinirlerim yıprandı. Günler geçiyor ve işgal devam ediyor. Kimse tansiyonun yükseltilmesi gerektiğini düşünmüyor. Putin’in birliklerinin Ukrayna’da geçirdiği her gün Rusya Ukrayna’yı biraz daha ele geçiriyor.   

Uluslararası algı Türkiye’yi bu krizde kilit görmektedir. Bu ayrı bir konu. Kırım’da yüzlerce yıl sürmüş olan Türk hakimiyeti, yine Kırım’daki Türk mirası (mimarî, edebî vf.) Rusya’nın Ukrayna üzerinde talep ettiği hakların fasa fiso olduğunu kanıtlayacaktır.

Putin Kırım’ı işgal ettiğinde “Napıyon sen ya?” diye soran Amerikanlar’a hikayeyi şöyle anlatmıştı: “Bakın Çarlık zamanında Ukrayna imparatorluğun parçası olarak özerk bir biçimde var olurken bizim ulu yüce Çar’ımız Ukrayna’ya bir sevgi göstergesi olarak Kırım’ı hediye etti. Sonra aradan zaman geçti. SSCB (Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği) içinde Ukrayna birliğin bir parçasıydı. Sonra yine zaman geçti ve SSCB dağıldı. Ukrayna bağımsız oldu. Ve bizim Kırım Ukrayna sınırları içinde kaldı. Yani biz yaklaşık 150 yıl hüküm sürdüğümüz, kendi toprağımız olan Kırım’ı aldık.”

Ve Amerikanlar “Aslında mantıksız değil anlattığı. Hem şimdi Kırım için Rusya’yla yüksek seviye gerginliğe mi gireyim?” biçiminde bir tepki verdi. Kimse Amerikanlar’a demedi ki “Yahu o 150 sene hüküm sürdüyse ben 450 sene hüküm sürdüm. O zaman asıl bize ait Kırım!”

Bugün AB (Avrupa Birliği)’nin gelecekteki haritasının şekillenişine de tanıklık ediyoruz. Eğer Kırım bu hengameden bağımsız bir cumhuriyet olarak çıkmayı başarırsa, kurulacak olan Kırım Cumhuriyeti ileride pekala AB üyesi olabilecektir. Gürcistan zaten AB’ne hızlandırılmış üyelik başvurusunu yaptı. Ermenistan ve Azerbaycan’ın AB’nin doğal sınırları içerisinde olacağını tahmin etmek için dahi olmak gereksiz. Eğer Kırım Cumhuriyeti’de AB içinde yer alırsa AB Karadeniz’i bir iç deniz yapma imkanına kavuşur. Bu ise Sevilla’daki bir İspanyol’un cebine ayda 4 Euro daha fazla girmesi demektir. Bahsettiğimiz coğrafya Karadeniz. Yani zenginliği, madeni bol bir ulaşım kavşağı.

Estonya Başbakanı 3. Dünya Savaşı’ndan bahsediyor. Ukrayna Devlet Başkanı 3. Dünya Savaşı’ndan bahsediyor. Birçok kişi böyle bir savaşa hevesli görünüyor. Ve ancak şunu söylemem gerekir: Bir savaşın Dünya Savaşı olabilmesi için gruplaşmalar gerekmektedir. Yani bazı ülkeler bir tarafta, diğer bazı ülkeler ise diğer tarafta dururlar. Ukrayna Savaşı’nda böyle bir durum yok. Rusya’nın Ukrayna’ya yaptığının Sırplar’ın Bosna’ya yaptıklarından pek aşağı kalır yanı yok.

50 senede bir bağımsızlık referandumu şartı ile Rusya Federasyonu içinde olmayı kabullenir mi Ukrayna? Ukrayna bu ve bunun gibi yordamlara tamah edecekse niye binlerce Ukraynalı ülkesini savunmak için canını verdi?

Zelenski CNN’de yayınlanan son videosunda açık bir biçimde “Dış destek gerekli. Yardım edin.” diyor. Ve ancak ülkelerde haysiyet kalmamış ki. Bundan yaklaşık 300 yıl evvel ABD Britanya İmparatorluğu’ndan bağımsız olma mücadelesini verdiğinde yanında dost ülkeler var idi. Destek verenler, yardım edenler var idi. Bunlar olmadı denilemez. Bir Fransa’nın Amerika’ya verdiği destek yadsınır bir destek değildir. Fransa’yı Fransa yapan mertebenin oluşmasını sağlayan yardımı Fransa’ya verenin ise Osmanlı olduğundan pek bahsedilmez. Yani diyeceğim şu ki; ülke ülkeye yardım eder. Yardım istetmez ülkeler cemiyeti.

Demek ki işin içinde farklı bir durum var: Belki de; Dünya’nın önde gelen birçok ülkesi Ukrayna’ya gizli yardım göndermektedirler. Yeni bir savunma stratejisi geliştirilmesi için birçok ülkeden elit askerler sınırlı sayılarda Ukrayna’ya gönderilmekte. En son geliştirilen bazı silahlar yine Ukrayna’ya gönderiliyor. Böylece gerçek savaş ortamında bu silahların nasıl sonuçlar aldığı da görülüyor. Bu esnada Zelenski sürekli “Yardım edin. Yardım edin.” diyor ki Putin gelmekte olan yardımın boyutunu idrak edemesin. Ümit ederim durum budur.

Reuters’in web sitesinde yer alan bir habere göre önde gelen Rus Donanma komutanlarından biri Sivastopol’da öldürülmüş. Haber kısa. Getirdiği gerçek ise şu: pes etmeyen bir Ukrayna var. Sivillerin öldürülmesi yönünde katliam emirleri veren zalim komutanları bulup etkisiz hale getirebilen bir Ukrayna.

Ukrayna AB ile Rusya arasında bir nevi kurtarılmış bölge idi. Burası var oldukça AB ve Rusya gerginlik yaşamaz deniliyordu. Rusya kurtarılmış bölgeyi işgal etti. Şimdi önünde işgal hareketine devam edebilmesini sağlayacak birçok ülke var.

İsviçre yine taraf belli etmiyor. Dünya’da Rus zenginlerinin mallarına el konuluyor. İsviçre’deki Rus milyarderler hesapları ne durumda? Ben meselâ bankamın internet sitesi üzerinde Ruble satın alamıyorum. Ayrıca Yuan’da satın alamıyorum. Olağanüstü hal sebebiyle bu dövizlerin ticareti yapılmıyor. Peki ben bile sıkıntı yaşarken İsviçre’deki hesabında 80 milyar Dolar tutarında bakiyesi olan Rus’un bu varlığına neden bloke konulmuyor? Bahadır işlem yapamayınca tamam, çok zengin ise işleme devam yani öyle mi?

Bu savaştan kâr etmekte olan ülke kim? Delikanlı gibi söylensin bu! Ruslar savaş dolayısıyla oluşan tedirginlikle paralarını nereye kaydırdılar? Savaş başladığından beri paranın coğrafi yönü ne tarafa doğru oldu? Britanya bünyesindeki Virgin Adaları hesaplarına mı aktı paralar? Yoksa Çin Rus’a “Ver bana Ruble’ni. Benim sana itimadım var. Ruble’ye halen güveniyorum. Ben sana verdiğin Ruble ederinde Dolar vereyim. Malum önünde uluslararası yaptırım falan var. En işlek paranın canlısı seni bir süre idare eder.” mi demektedir?

Savaş bir düşünme sebebi. Ve yine de düşünmeye en namüsait zamanlardan biridir.

Rus’a karşı galibiyet nasıl olur?

Kahve. Kahve gereklidir. Kahve iyidir. Askerin moralini yüksek tutar. İnsanın moralini yüksek tutar.

Köy köy direniş. Rus işgaline direniş şehir şehir yapılmaktan ziyade köy ve köy yapılmalıdır. Yani tabii ben bunları Türk’ün Rus’a karşı yürüttüğü savaşlardan örneklendirerek söylüyorum.

Genellikle Avrupa ve Orta Doğu coğrafyasında köyler şehirlere göre karakteristik bir simetri ile yer tutarlar. Şehre inmek için bazı köylerden geçmek gerekir. İşte bu köylerde direniş yoğunlaşırsa hem daha az sivil kaybı yaşanır hem de işgalciler “Şehir fethettik!” biçiminde mutluluk tadamazlar.

Şu da bir gerçek: direnişin son safhası mutlaka Kiev’den yayılmalı diye bir zorunluluk olmadığı açıkça görülebilir. Yani belki halihazırda işgal altında olan bir Ukrayna şehrinden bile direniş kalkışması patlak verebilir.

İhtimaller halen var. Ve ancak unutulmaması gereken bir gerçek var: Putin Dünya’yı savaşa alıştırmaya çabalıyor. Ukrayna’daki kıyımı kabullenilebilir yapmak gayesinin bir sonucu bu. İstiyor ki “Ukrayna’da savaş var.”, “E vardı ki zaten. Ne yapayım yani?” biçiminde bir durum ortaya çıksın. İnsanı duyarsızlaştırma projesi; Putin’in Ukrayna işgali.

Yılma Ukrayna!

20 Mart 2022   Pazar    23:19          İstanbul            Bahadır Gezer

Kırım'da Türkler
Pax Ottomana Osmanlı Hükümranlığı

ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Türkiye’ye geliyor. Durumun ciddiyeti ortada. Bu önemli çünkü Amerika’nın Türkiye’yi yalnız bırakmayacağının mesajıdır. Ayrıca açık konuşmak gerekirse bu ziyaretin konusu savaştır. Eğer NATO Rusya’ya direkt müdahale etmek zorunluluğunu erteleyemez ya da göz ardı edemez hale gelirse Rusya’nın Türkiye’yi hedef alacağını tahmin etmek için dahi olmak gereksiz. Peki Türkiye ne diyor? Ben şu anda İstanbul’da bilgisayar başında bir şeyler yapmaya çalışan Türküm. Türkiye adına söyleyebileceklerim şunlardır: Kimse savaş istemez. Yani aklı başında olan hiç kimse savaşı arzulamaz. Putin’in rahatsız olduğu zaten belli. Ve fakat aklî melekeleri yerinde olan kimse savaş taraftarı olmaz. Bununla beraber Rusya’dan “Dünya’nın tasalanması gereksiz. Farklı veya başka bir askerî operasyon düşüncesinde değiliz.” biçiminde bir açıklama geldiğini hatırlamıyorum. NATO, Dünya’da hiçbir ülke ya da ülkeler birliğinin boy ölçüşebileceği bir askerî ortaklık değildir. Benim bildiğim NATO eğer kendi üzerinde tehdit hissederse bu tehdidi ortaya çıkarana düzenleyeceği askerî manevrayı NATO üyesi ülkelerin hiçbirinin ekonomisi, gündelik yaşam tarzı zarar görmeden halledebilir. NATO, vatandaşlarına hissettirmeden savaşma kabiliyetine sahiptir. Hiçbir ülke ya da ülkeler bu gerçeği değiştiremez. Eğer NATO olarak Rusya’nın üzerine yürüyeceksek bu özellikle Karadeniz’de Ruslar ile çarpışma anlamına gelecektir ki bu Türkiye’nin ekonomisini olumsuz etkilemez diye düşünüyorum. Borsa halen çalışacaktır. Günlük faaliyetler kesintisiz yerine gelecektir. Evet tabii ki ben ekmeğimi düşünmek zorundayım. Ekonomim zaten berbat. Ekmek almakta halihazırda zorlanıyorum. Eğer NATO Rusya’yı etkisiz hale getirme kararı alırsa aynı NATO savaşın ön cephesi Türkiye’ye görülmemiş destek sunacaktır diye tahmin ediyorum. Kalkıp “Türkiye savaşırsa ekonomisi kalkınır!” biçiminde bir yaklaşım sergilememeye çalışıyorum. Ve ancak söylediklerim de aklımdan geçen gerçeklerdir.  

Bunun yanında umarım ABD Türkiye’yi NATO kararına uyum göstermemekle suçlayıp Türkiye’nin NATO’dan uzaklaşmasına sebep vermez. Yani Rusya’ya karşı davranmaya girişen NATO içinde ümit ederim Türkiye “Yapmayalım! Etmeyelim! Bu savaşta yer almayalım!” biçiminde feveran eden bir ülkeymiş gibi gösterilmeye çalışılmaz.

Ayrıca şu da var: ABD Başkanı Amerikanlar’ın bu savaşta çarpışmayacağı sözünü Amerika’ya verdi. Açık açık “Amerikanlar’ın bu savaşta cepheye gitmesine izin vermeyeceğiz.” dedi. Umarım Amerika “NATO olarak Rusya’nın etkisizleştirilmesi doğrultusunda karar alıyoruz ve bu durumda ön cephede NATO’nun doğu safı sıcak kara teması yapacaktır. NATO’nun batısından asker gönderimi yapılmayacaktır.” gibi saçma sapan bir şey demez. Bunun denileceğine pek ihtimal veremiyorum.

Bu savaş ile ilgili aslî özlem şudur: Ukrayna Rusya’yı pes ettirmelidir. Bu savaşın sonucunda adaletin yerini buluşu NATO’nun Moskova’ya girmesi, Rusya’nın küçültülmesi, Putin’in öldürülmesi vb. değildir. Bu savaşın adaletli sonucu Ukrayna’nın Rus birliklerinden ülkesini temizleyebilmesidir. Dünya’nın ihtiyaç duyduğu sonuç Ukrayna gibi ülkelerin Rusya gibi ülkelerce işgal edilemeyeceği gerçeğinin kanıtlanmasıdır.

Rusya’nın G8’e dahil olmasını istemişti eski ABD Başkanı. Yadsınamaz doğru şudur ki Rusya Dünya’nın en gelişmiş 8. ülkesi falan değildir. Hiçbir listeye bakmadan akla gelen sıralamayı yaparsam: ABD, Çin, İngiltere, Almanya, Fransa, Hindistan, Japonya, Kanada, İtalya, İspanya ve belki Rusya… Yani Rusya en gelişmişler sıralamasında ilk on değil, ikinci ondadır. İşgal etmeye çalıştığı Ukrayna ise yine ikinci onu zorlayan bir ülkedir. Yani Putin Ukrayna ile Rusya arasında bir sıklet farkı varmış zannedip kolaylıkla halledebileceği bir savaş açtığını düşünmüş olabilir. Ancak Rusya ile Ukrayna’yı kabiliyetleri açısından farklı gösteren tek unsur Rusya’nın aşırı büyük sınırlarıdır. Rusya sadece yüzölçümü açısından Ukrayna’ya üstünlük sağlar.

NATO’nun dikkatli olması gerektiği hususlar var: Eğer Rusya’ya NATO askeri ayak basacak olursa bu Dünya’ya ve geleceğe şu mesajı verecektir: “NATO kendi öz güvenliğine saldırı yapılmamasına rağmen farklı konjonktür ve hallerde, farklı yerlerde savaşa girebilir. Yani NATO tahriklere kapılmaya müsaittir. NATO NATO’da olmayanları da savunur ve korur.” Doğru mudur? Doğrudur. Uygun mudur? Değildir. Çünkü böyle bir algı kendini NATO’nun dengiymişçesine NATO’yu taciz etmeye çalışabilecek devletlerin ortaya çıkması için bahane çıkaracaktır.

Rusya’nın Dünya’ya vermek istediği ucuz mesaj şudur: “NATO ve biz. O koca NATO’nun rakibi biziz. Tek başımıza NATO’yu karşımıza alıyoruz. Artık gücümüzü siz düşünün.” Sırf bu sebep bile NATO’yu frenleyen hakikiyetlerden biridir.

ABD Dışişleri Başkan Yardımcısı’nın Türkiye’ye gelişi ABD’nin Rusya ile savaşma ihtimalinin kesinlikle olmadığının gerçeği yansıtmayan bir algı olduğunu gösterir niteliktedir.

Dinç ol Ukrayna! Çevik ol Ukrayna! Kurtuluş belki çok yakında! İnsanlık Senin yanında! Seni düşünerek uyuyor ve Seni düşünerek uyanıyor Dünya!

5 Mart 2022  Cumartesi   01:35         İstanbul           Bahadır Gezer

ABD Dışişleri Bakanlığı Bahadir Gezer
Rusya Silahlı Kuvvetleri hakkında bilinenler

Etkisiz hale getirilmiş Rus mekanize birlikleri

Ukraine defending home

CNN web sitesindeki haberlerden biri Rusya çarpışma gücünün %90’ı ile Ukrayna’ya saldırmakta olduğunu bildiriyor. Diğer bir haber ise acayip üzücü: BM öngörüsüne göre bu savaş ile yaklaşık on milyon Ukraynalı evinden olacak.

Dünya liderlerinden birinin delirip Chavez usulü Rusya’ya posta koymasını bekliyorum. Avaz avaz bağıracak ve Rusya’ya savaş ilan edecek. Arada okyanus olduğu için ve Rusya bu ülke hakkında planlama yapmadığı için hiç savaşamazlar. Ama resmî olarak savaştadırlar.

Bu arada Rus Başkanlığı resmî web sitesi www.kremlin.ru çalışmıyor.

Aynı esnada bizim Türk Dışişleri Bakanlığı resmî web sitesinde - www.mfa.gov.tr - Ürdün ile yapılan görüşmeler. İtalya ile istişareler haberleri var ve ancak Ukrayna ile ilgili herhangi bir şeye rastlanmıyor. Bu kadar kepazelik olabilir mi? Dünya’da cereyan eden elim hadiseler ile ilgili resmî açıklama yapmaktan çekinenler. Bir de diplomatlık yapıyor bu zihniyet. Kendini savunmaktan korkan doğruyu nasıl savunur ki?

3 Mart 2022    Perşembe      20:50         İstanbul       Bahadır Gezer

Farklı ölçeklerde haritalara bakmanın farklı etkileri oluyor. Anadolu ve Trakya coğrafyasını gösteren haritaya baktıktan sonra Doğu Avrupa ve Kafkasları gösteren ölçekte haritaya bakınca, ve bunun ardından Dünya haritasına bakınca şu gerçek yadsınamaz biçimde ortaya çıkıyor: Rus’un Ukrayna’daki bu harekatı Türkiye hedeflidir. Yoksa niye girsin ki Ukrayna’ya? Ne var Ukrayna’da kazanacak? Putin’in asli hedefi Türkiye’dir. Çünkü Türkiye demek Akdeniz demektir. Akdeniz ise Rus için Alis Harikalar Diyarında biçiminde bir durumdur. Türkiye’nin güneyi Suriye’de Ruslar’ın askerî üs açma peşinde olduklarını unutmamak gerekiyor.

Adamlar hepimizin gözü önünde planlarının adımlarını birbir atıyorlar. Gözümüzün içine soka soka. Açıkça görülüyor ki Ukrayna’da Rusya için kazanacak fazla bir şey yoktur. Ve ancak Kuzey Karadeniz’de tam hakim olduktan sonra Güney Karadeniz’e -Türkiye- operasyon yapmak daha makul olabilecektir. Adım adım bunu yapıyor herifler. Bize okuduğumuzda bile uzak görünen gerçekleri uygulamakla meşguller.

Rusya Türkiye’ye bulaşırsa Türkiye Rusya’yı tarumar eder. Bunu bu kadar açık olarak ve samimi güven ile söylüyorum. Bizim mekanize birliklerimizin araçları daha iyi, bizim silahlarımız daha iyi, bizim askerimiz sarhoş değil, bizim jetlerimiz daha iyi, bizim coğrafi konumumuz daha iyi, bizim komutanlarımız daha bilgili ve tecrübeli vf (ve fazlası). Tabii dikkat çekecektir ki bunu sanki nükleer silah diye bir şey yokmuş gibi söylüyorum.

Daha evvel anlatmıştım. Bir daha anlatayım: Uzay’da, Dünya’nın yörüngesinde özel uydularımız var. Bu uydular termal kameraya benzer bir donanıma sahipler ve ancak duyarlı oldukları etken madde plütonyum ve uranyum. Bu uydunun kamerası yörüngeden Dünya yüzeyinde 10mm alana kadar zoom yapabiliyor. Yani uzaydan sigaranın markasını okuyor. Bu uydular Dünya’daki tüm nükleer silahları anı anına takip ediyor ve sürekli olarak merkeze bunların konumları/durumları ile ilgili rapor sunuyor. Eğer ki bunlardan birinde hareketlilik ortaya çıkarsa bahsi geçen nükleer silah kullanılamasın diye o esnada Dünya’nın dört bir yanında havada olan SİHA’lar devreye giriyor. Nükleer füze misili ateşlenip rampasından çıkarken SİHA tarafından vuruluyor. O SİHA’ya koordinatları veren ise bahsi geçen uydudur. Buna Nükleer Savunma Kalkanı deniliyor.

Anlamamız gereken şu; Rusya işi geciktirmeyecektir. Türkiye’ye saldırısını Türkiye diğer Türk Cumhuriyetleri ile bir birliğe girmeden yapmak isteyecektir. Her haliyle savaş sıkıntıdır.

Bununla beraber Türkiye şu anda ayan beyan bir biçimde ABD’den nükleer silah satın almak istemelidir. İncirlik’te konuşlu olan ve ABD komutasında olan nükleer silahtan bahsetmiyorum. TSK Birliği’nde konuşlandırılmış nükleer füzeler ve füze bataryalarından bahsediyorum. Şu anda Türkiye için müsait şartlar oluşmuştur. Yani bu tip destekleri talep etmek için ideal bir zaman. Gürcistan’ın hızlandırılmış AB üyeliği için bu Ukrayna’daki savaş esnasında başvurduğu unutulmamalı. Ya da Amerika’dan F-117 talep edebiliriz. Tabii hibe olarak değil. Karşılığını ödeyerek bu tür silahları talep etmemiz için iyi bir zaman. Ve ancak konjonktür ne kadar uygun olsa da ekonomik durum o kadar engel vaziyettedir. Ayrıca Türkiye’nin yönetiminin yeni silah teknolojisini İran gibi radikal rejimlerle paylaşmayacağının da bir garantisi yoktur. Yani var olan durum Türkiye’nin en modern silahlara ulaşması için ideal ve ancak Türkiye’nin durumu namüsait. En iyi silahları alabilmek için kulis yapmalıyız. Bu çalışmaları herkesin gözüne sokarak ve hiç gizlemeden yapmalıyız ki silah üretenler üzerinde bu silahları bize satmaları için kamuoyu baskısı oluşsun. Brezilyalı diyecektir ki “Bırakın Türkiye istediği silahlara kavuşsun. Adamlar agresif Rus’un tacizini hissediyorlar. İnsanlığa hizmet etmek demek Türkler’in ihtiyaç duydukları silahlara kavuşabilmeleri demektir.”, bunu G. Koreli’de söyleyecektir, Mısırlı’da, G. Afrikalı’da… Bu sebeple bu silahları talep etmek için tam zamanı.

Tabii burada bahsettiğim silahların ABD Ordusu dışında kimsenin kullanamadığı silahlar olduğunu belirtmem gerek. Örneğin F-22. Örneğin Viper helikopter. Örneğin Hummer. Örneğin Nimitz sınıfı bir uçak gemisi. Örneğin B-2. Örnekler çoğaltılabilir. İstemek için doğru zaman.

Haberler Ukrayna’da vurulan Bayraktar SİHA’ları ile ilgili bilgi sunuyor. Bu haberlere göre 4 tane Bayraktar Ruslar tarafından düşürülmüş. Bununla beraber farklı haberlerde Ukrayna’nın Türkiye’den 30 ilâ 50 arasında Bayraktar satın aldığı görülüyor. Eğer Ruslar 4/30 oranında isabet elde ettiyse diğer 26 SİHA ne yapıyor? Doğal olarak Rus konvoylarını ve zırhlı araçlarını vuruyor. Rusya’nın vuruş sayısı öyle bir sayı ki akla vurulmayan çoğunluğu getiriyor. Bayraktar SİHA’lar Ruslar için sıkıntı yapıyor ki Ruslar bu SİHA’lara karşı mücadele veriyorlar. Bu da demek oluyor ki vurulamayan SİHA’lar Ruslar’ın işini oldukça zorlaştırıyor.

Uluslararası haberlerde Putin’in birliklerinin yeni bir hamlesinden bahsedilmiyor. Statünün değişmediği, birçok Ukrayna şehrinde Rus askerlerinin dolandığı, savaşın seyrini bir anda değiştirecek bir gelişmenin yaşanmadığı anlaşılıyor.

Ukrayna Rus birliklerini kırsala çekebilirse savaş bambaşka bir hal alabilir. Ukrayna’nın kırsalını mayınladığı haberler arasında yer alan bilgilerden. Kırsalda Ukrayna askeri Rus’a karşı avantaj kazanabilecektir. Nasıl kazanmasın? Toprak Ukraynalı’nın toprağı. Ve ancak Putin’in birliklerindeki gayri ahlaki durumlardan biri de bu: Savaşı hususiyetle nüfusun yoğun olduğu yerleşkelere taşıyor. Şehirleri yakıyor yıkıyor. Bu vesile ile kitlesel direnişin ortaya çıkmasına engel olmaya çabalıyor.

Savaş ile ilgili son haberler AB üyesi bazı ülkelerin Başbakanları’nın Kiev’e ziyareti hakkında. Polonya Başbakanı, Çek Cumhuriyeti Başbakanı ve Slovenya Başbakanı beraberce Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski’yi Kiev’de ziyaret ediyorlar. Ve Ruslar havalimanında “güvenlik” tedbirleri alıp olaya engel olmaya ya da olaya hakim görünmeye çalışamıyor. Eğer Ukrayna Devlet Başkanı şu anda resmi ziyaret misafir edebiliyorsa bu Ukrayna Devleti’nin halen ayakta durduğunun göstergesidir. Bunu herkes biliyor. Putin’de biliyor. Ve ancak engel olucu herhangi bir faaliyete girişemiyor.

Diren UKRAYNA!

16 Mart 2022   Çarşamba  01:13           İstanbul            Bahadır Gezer



Kremlin’in (Rusya Devlet Başkanlığı) resmî web sitesi çalışmıyormuş… Şaşırtıcı mı bu? Kremlin demek köhnelik demek. Kremlin demek pas tutmuş askerî teçhizat demek. Kremlin’in resmî web sitesinin çalışmaması değil, vakti zamanında çalışmış olması şaşırtıcı olandır. Kremlin’in web sitesi pert. Evet doğru; Ukrayna Devlet Başkalığı resmî web sitesi de çalışmıyor. Ve ancak Ukrayna Savunma Bakanlığı’nın resmî web sitesi halen ayakta.

ABD Başkanı Biden’ın Senato’da “Putin onun için neyin gelmekte olduğunu bilmiyor!” dedi. Bu açık ve seçik, ayan ve beyan tehdittir. Şimdi; Putin’in anlamadığı bir şey var: Amerika zaten diken üstündeydi. Ülkeyi bir saldırganlık hissiyatı sarmıştı ki bunun etkisini Kongre Baskını’nda tüm Dünya olarak gördük. Birçok Amerikan Dünya tarihinin görmemiş olduğu bir çapta savaş yaşayıp rakiplerini alaşağı etmenin arzusunu yaşıyor. Yani Putin’in Rusya’sı hiç düşünmediği bir şeyi yaşamanın eşiğinde dolanıyor. Açık ifade ile; ABD Rusya’yı fethetmeyi düşünebilir. Ve hatta şunu tüm iç rahatlığımla söyleyebilirim ki pek çok Amerikan bu ihtimali düşünüyor. Öte yandan Rusya’nın Ukrayna coğrafyasında Kiev’in batısına geçemeyişi ve Kiev’de, Kherson ve Mariupol’daki direnişin istikrarlılığı... Rus Ordusu yorulmuştur. Rus Ordusu 65. dakikada maçın sonu ne zaman gelecek diye zırt pırt skorborda bakan futbolcu gibidir.

Rus Ordusu ile ilgili bir istatistik yaparsak silahlarının tutukluk yapma sayısı atış sayısından fazladır. Tamam abarttım biraz. Gerginlikten olsa gerek. Ve ancak Rusya şudur: Putin nükleer başlıklar ateşleme düğmesinin başına gelir. Özel kamera falan da kayıt halindedir. Basar Putin düğmeye… “Eee niye çalışmadı bu?”. İşte bu Rusya’dır. Büyük debdebe ile ne yapar eder bir füze yapar, basar ateşleme tetiğine ve füze rampasından ince sigara dumanı gibi bir duman tısss diye çıkar ve füze müze ateşlenmez. Tam “Nooldu buna ya?” diye Rus teknisyenler füzeye bakarken ise aniden ateş alır, 5 km öteye düşer… Bir sürü Rus ölür. Rusya budur. Bunları niye saklıyoruz ki? AB Rusya ile sınır olmak istemiyordu. Rusya’nın ise AB ile sınırdaş olma saplantısı var. AB ile sınırdaş olursa bunun ekonomisine katacağı avantajları görüyor. Ama AB istemiyor. Kim Rus ile sınırdaş olmak ister ki?

Ukrayna’nın Rusya ile NATO’nun kapışacağı şanssız coğrafya olarak ortaya çıkma ihtimali var. Ancak bu denklemde bir terslik var. NATO Rusya’yı çiğneyip balgam gibi tükürecek bir güce muktedir. Yani Rusya NATO’yu işin içine çekerek “Rakibimden ötürü benim ne kadar güçlü olduğumu tahayyül edin.” demek ister pozisyondadır.

Putin’e şu anda yakışan: “Hata ettiğimizi anladık. Sorunlarımızın çözümü silah değildi. Birliklerimizi geri çekiyoruz.” biçiminde bir söylemdir. Bu zayıflık mıdır?

Şu anda savaş ile ilgili haberler yoğun olarak Rusya’nın Ukrayna’daki nükleer tesislerden birine saldırması etrafında yoğunlaşıyor. Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski’nin son açıklamaları da bu olayı merkezine almış durumda.

Şu da anlaşılıyor ki Rusya Ukrayna’yı yıkmayı hedeflemektedir. Altyapısını, üst yapısını, yollarını, okullarını, hastanelerini, enerji tesislerini, sanayisini bombalamaktadır. Bunun sebebi Rusya’ya bağımlı bir Ukrayna oluşturmaktır. Ukrayna’yı yeniden inşasında Rusya’ya muhtaç hale getirmek hedefi vardır.

Rusya tarihi boyunca hep yaptığı aynı yanlışı tekrarlıyor: kendini olduğundan büyük göstermeye çabalıyor.

Ukrayna ise biliyor!

Ukrayna biliyor!

4 Mart 2022  20:46   Cuma    İstanbul     Bahadır Gezer    

Türk Korsanları Bahadır
Ukraynalı birlikler
Golden Horde Empire Crimea
Türk Cumhuriyetleri sakin ve teyakkuzda

Çok üzülerek söyleyeyim: ülkemdeki yobaz ve yoz kitle arasında gidip gelen mesajlaşmalarda şu konu ön plana çıkmaya başlamış vaziyette: “Ukrayna’nın Başkanı Yahudi! Demek ki hak ediyorlar işgal edilmeyi!” Yuh!

Yahu Ukrayna’daki savaş ile ilgili tüm Dünya mutabık: Rusya yanlış, Ukrayna doğru. Yani kişinin bir şey bildiğini ispat etmesi için illa herkesin bildiğinin zıddını söyleyerek hafızada yer tutma takıntısı aslında sakat bir durumdur. Yine de sıklıkla uygulanır. Yahu bir kere Ukrayna’nın haklılığına İsrail’i niye dahil ediyorsun ki?

Ukrayna haklı. Ama sen diyorsun ki Ukrayna İsrail yandaşı bir ülke ve bu yüzden işgali hak ediyor. Ukrayna kesin ve mutlaka doğru olduğuna göre sen İsrail’i Ukrayna gibi gösteriyor ve yani İsrail’i haklılaştırıyorsun.

11 Mart 2022  Cuma    18:03      İstanbul      Bahadır Gezer

Ministry of Defence of Ukraine
Ukraine Army

Ukrayna 2022

Ukraynalılar’ın çektiği bu ızdırabın sebeplerinden biri Amerikan Kongre Baskını olarak görünüyor. Rusya “Amerika iç karışıklıkla boğuşuyor. Bir yer işgal etmek için tam vakti.” demiş halde.

Ayrıca NATO’nun uzun zamandır dev ölçekli bir tatbikat yapmaması. Rusya’nın bu vahşete gark olmasının sebebi yalnızca Rus ihtirasları değil belki de. Belki de Dünya öyle bir ortam oluşturdu ki, o kadar çok yanlış yaptı ki bu cinayete çanak tuttu.

İngiltere’de saç taramayı bilmeyen dağınık bir tip. Fransa’da ergen kılıklı acemi bir çaylak. ABD’de bir önceki dönemde resmî dolandırıcı. Türkiye’de yoz ve yobaz. Sanmayalım ki Dünya’nın geri kalanında doğru düzgün tipler var. İşte bu küresel siyasi kalitesizlik rüzgârı saçma sapan bir savaşın ortaya çıkmasını ve suçsuz, masum insanların ölmesini sağladı.

Onca stratejist nasıl olur da aylar evvelinden Rusya’nın bu saldırıya geçeceğini ön göremezler? Eğri oturulsada doğru konuşulsun: ABD Rusya’nın bu işgali gerçekleştirmeye çalışacağından mutlaka haberdar olmalı.

Savaş Karadeniz bölgesinde cereyan ettiğine göre devlet planlaması açısından Rusya’nın Ukrayna’dan sonra ilk olarak Türkiye’yi hedef almak isteyeceği akla gelebilecektir. Rusya Karadeniz’in kuzeyini zapt ederse bir daha ki hedefi tabii ki güney kıyıları (Anadolu) olabilir. Eğer Rusya S400 satıyorsa S400’ü eleyecek silahı yapmış demektir. Uyanık olmak gerekli. ABD sattığı her silahın alanında en iyi olması iddiasındadır.

Allah muhafaza; III. Dünya Savaşı ihtimali can sıkıcı. Ve ancak Putin’in hedeflerinden biri bu. 22.2.22 tarihinde savaş başlatıyor. Bunun başka ne anlamı olabilir ki? Belki III. Dünya Savaşı bir iki yıl değil, belki 300 yıl sürebilir. Sürekli ve küresel bir çatışma ortamından bahsediyorum. Bunun başlatıcısı olarak tarihe geçmek isteğinde olabilir bu hissi ve genetiği bozuk Rus diktatörü.

Ayrıca Rusya bize sattığı S400 parasıyla askeri operasyon düzenliyor. Bilmem farkında mıyız?

Bizden parayı alır almaz bu suçu işlemeye giriştiler.

S400’lere verilen meblağı şöyle tarif edeyim: Kaba bir yaklaşımla Rusya’dan alınan S400’ler 100 adet F16 uçağı fiyatına denktir.

Bunu ise şöyle açıklayayım: Türk Hava Kuvvetleri F16 filosu bir dönem 308 uçağa kadar çıkmıştır. Şu anda ise bu sayı 245’tir. Diğer uçakların pek çoğu satılmıştır.

100 tane F16 ederinde S400 dedim. 100 uçak toplam envanterin neredeyse yarısı. Bunun sorumlusu ise müttefiki ile silah paylaşımında pasif kalan ABD ve AB’dir. Türkiye’yi silah teslim edilmez görüntüye getiren ise Akp hükümetidir.

Şu net, saf, açık, doğru gerçektir: Rusya ile yapılan nükleer tesis projesi iptal olmalıdır. Türkiye nükleer enerji ihtiyacını kardeş ülke Pakistan’dan karşılamalıdır. Pakistan bu alanda hata sergilememiştir.

Yarının iyi olsun Ukrayna!

28 Şubat 2022  Pazartesi  03:06  İstanbul  Bahadır Gezer

CNN web sitesinde ABD’nin resmi kayıtlarda yer alan biçimde Ukrayna’ya savaş esnasında göndermiş olduğu yardımın listesi kalem kalem açıklanıyor: 1.400 adet Stinger hava savunma silahı, 5.000 Javelin tank-savar sistemi, 7.000 adet farklı tank-savar sistemleri, yüzlerce insansız hava sistemi, 50.000.000 adet mermi, 45.000 adet zırh ve miğfer, lazer güdümlü roket sistemleri, Puma insansız hava araçları, gece ve termal görüş ekipmanları ile optik izleme kabiliyeti teçhizatı, uydulardan anı anına görüntü desteği… Biden ve ekibi bu yardımları gizli kapaklı yapmıyor. Tüm Dünya’nın ve Amerikan halkının gözünün önünde, açık ve seçik Ukrayna’ya kritik yardımda bulunuyor. Peki Putin ne yapıyor? Ancak ve sadece bu yardımların Rus medyasında duyurulmamasını sağlayabiliyor. Çünkü öbür türlü Rus Putin’den hesap soracak: “Yahu!” diyecek; “Sen önce şu dış desteğin önünü bir alsana! Bu olduğu şekliyle sen askerlerimizi bile bile ve bize hiçbir katkısı olmamasına rağmen ölümün içine atıyorsun! O kadar delikanlıysan önce şu Ukrayna’ya yağan dış desteğin önünü alsana!”

Ve ancak Putin’de bunu yapabilecek kalibre yok. Bunu yapacak taşak yok. Rusya bataklığa battı batıyor. Çıkamayacağı bir deliğe saplanmış vaziyette. İngiltere Savunma Bakanlığı’ndan yapılan duyuruya göre Rus birlikleri Kuzey Ukrayna’dan tamamen çekilmiş vaziyetteler. Bu durumda savaş tamamen Kırım hakimiyeti için ortaya çıkarılmış oluyor. Kırım’ı kara yoluyla Rusya’ya bağlamanın hedeflendiği bir savaş. Bu uğurda sayısız ev, okul, işyeri, fabrika yıkıldı. Sayısız köprü ve tünel havaya uçuruldu. Koskoca ülkenin üst yapısı mahvedildi.

Dünya bu konuda hata yaparak Putin’e çanak tuttu. Bundan belki 5 sene evvel Putin Kırım’ı ilhak ettirdiğinde Dünya’dan bunu kabullenmeyen ses çıkmadı. Çıktıysa bile etkisiz ve cılız bir sesti. Şu anda uygulanan ekonomik yaptırımlar o zaman uygulanmalıydı. Bu savaş çıkmasını engelleyebilirdi. Ve ancak Dünya saçma sapan bir biçimde Kırım’ı Rusya’yla olmak ister biçiminde algıladı. Putin’in yapmış olduğu Kırım’ın Rusya’ya aidiyeti durumu açıklaması bir tür destek gördü. Kendisine “Ne yapmaya çalışıyorsunuz?” diye soran ABD Dış İşleri Bakanı Bayan Rice’a yapmış olduğu açıklama şu biçimdeydi: “Kırım çarlık zamanında 150 yıl Rusya hakimiyetinde olmuştur. Zamanının Rus Çarı bir gün Ukrayna’ya sempatisini göstermek için Kırım’ı Ukrayna Özerk Cumhuriyeti’ne hediye etmiştir. Unutulmamalı; bu esnada Ukrayna Rusya sınırları içindeydi. Daha sonra çarlık yıkıldı. Komünizm başladı. Yine aynı çatı altındaydık. Problem yoktu. Ve ancak SSCB yıkılıp da Ukrayna bağımsız kalınca sorun çıktı. Çünkü Kırım Ukrayna sınırları içinde kalmıştı.” Bu açıklamayı duyan Condoleezza Rice “Hmm. Haklılık payın var.” dedi!

Yahu, Kırım 150 sene Rus hakimiyetinde kaldıysa, 450 sene Türk hakimiyetinde olmuştur. Bu mantıkla bakıldığında Kırım’ın hakkı aslında Türkler’dedir.

Savaş ile ilgili yapmış olduğum paylaşımlarda daha evvel bu savaşta hiçbir silahın meşhur olamadığını, yeni bir Kaleşnikof çıkmadığını söylemiştim. Şimdi CNN anasayfasına bakınca bu algının değiştiğini görüyorum. Bayraktar! Evet; Bayraktar! CNN uluslararası web sitesinin anasayfasında İngilizce olarak gördüğüm alt manşetlerden biri Bayraktar hakkında. Ukraynalı askerlerin ve müzisyenlerin hakkında şarkılar söylediği bir ünite olarak görünüyor Bayraktar. Şaka değil; CNN bunu sür manşet yapıyor. Bu tabii ki gurur verici. Tek dezavantajı şu; CNN’deki konu ile ilgili videoda Bayraktar’ı üreten firmanın CEO’su ‘Tayyip Erdoğan’ın damadı’ biçiminde yansıtılıyor. Bu kötü. Türkiye’nin silah ihtiyacını bir aileye bağlamak sakıncalı. Bayraktar’ı neden Aselsan ya da TAI üretmedi? Çalışan mühendisler canla başla, milli bir fayda sağlama heyecanı içinde ter döküyor ve fakat yönetim aşamasında bir kokuşmuşluk sinyali var. Niye TAI üretmedi? TAI’nin milli jet projesine ne oldu? İptal mi oldu? İyisiyle kötüsüyle; siyasi tekel kötü bir şey arkadaş.

İş öyle bir noktaya vardı ki Bayraktar’ın başarısı AKP başarısı olarak görülmeye başlandı. Silahlı siyasi parti mi olur yahu?

Bayraktar’dan bahsedilince iş Bayraktar’ın üreticisinin damadı olduğu kişiye uzanıyor tabii. Bu kişi 1990’ların sonunda ülkede yükselmekte olan yobaz&radikal akımın temsilcisi olan Refah Partisi çizgisinden geliyordu. Kurtuluş Savaşı edebiyatını kullanıp devleti vatandaş üzerinde bir baskı unsuru olarak göstererek dikkatleri üzerine topladı. Bu esnada T.C. Anayasaya Mahkemesi bu kişi hakkında soruşturma başlattı. Bu kişinin şeyhlerin, şıhların ayaklarının dibinde oturmuş halini gösteren fotoğraflar ortaya dökülmeye başladı. İslam’ı kullanan terörist yapılanmalarla bağı görüldü. Ve T.C. Anayasa Mahkemesi bu kişiye siyasi yasak getirdi. Sonra bu kişi gayrimeşru bir biçimde genel seçimlerden iki hafta sonra milletvekilliği düşürülen birinin yerine Siirt’ten Meclis’e girmiş oldu. Tamamen gayrimeşru. Sonra üniversite diplomasız Başbakan oldu. Cumhurbaşkanı oldu. Nasıl oldu? İran desteğiyle oldu. “Türkiye’nin dış ticaretini ben karşılıyorum” diyen para kaçakçısı Zarrab’larla oldu. Vatandaşın kursağından kara para geçirdiler.

Konu Ukrayna. Eğer Bayraktar Ukrayna Halkı tarafından böylesine benimsenmişse Türkiye’nin sorumluluğu Ukrayna’ya mümkün olduğu sayıda Bayraktar göndermektir. Rusya tarafından bu tepki çekmesin diye yapılan yardım hibe olarak görünmeyebilir. Yani sanki Ukrayna bunların parasını ödemiş de almış gibi olabilir. Espri değil: Türk yapımı Bayraktar Ukrayna’daki savaşta belirleyici rol üstleniyor.

Peki neden Anka değil de Bayraktar? Açıkçası bilmiyorum. Manidar bir bilmiyorum değil. Gerçekten bilmiyorum. Oysa Anka uluslararası sahada, sınıfında en başarılı insansız hava aracı olarak görünüyordu. Ve ancak Türkiye dışında sadece Tunus tarafından kullanılıyor. Bayraktar ise daha bir popüler; kardeş Azerbaycan, Katar, Polonya, Fas ve Ukrayna Bayraktar kullanıyor. Bu durumda akla ilk gelen: “Demek ki Anka pahalı, Bayraktar ucuz” Tıpkı Kaleşnikof gibi: belki en iyisi değil, ve fakat dayanıklı, sağlam, güvenilir ve göreceli olarak ucuz.

Yalnız konu ile ilgili bir başarısızlık emaresi de maalesef var: özellikle Filistin’de, Pakistan’da, Türkmenistan’da, Özbekistan’da, Kırgızistan’da, Kazakistan’da, Arnavutluk’ta, Bosna Hersek’te, Suudi Arabistan’da, Cezayir’de olmak üzere pek çok ülke ve coğrafyada halen satış yapılamamış olduğu görülüyor.

Yine ve halen: Aselsan ve TAI’nin projeleri ya arka plana itildi ve geciktiriliyor ya da başka bir açıklaması var ise emin olun yapardım. Her şeyin ismini değiştirip yeni yeni isimler türeten bir yönetim algısı var Türkiye'de. GATA, Abdulhamid oluyor. Boğaziçi Köprüsü, 15 Temmuz oluyor. Cumhuriyet Lisesi, Veysel Özhacıoğlu imam-hatip Lisesi oluyor. TAI, Tusaş oluyor.

Ukrayna Büyükelçiliği Ankara Bahadır Gezer
Turkish stronghold of Southern Blacksea

ABD eski başkanı Trump’un Washington Post’a verdiği demeçte söyledikleri hakkında yorum yapmıyorum: “Bana sorarsanız birkaç tane F-22 uçağımıza Çin Bayrakları çizip Rusya’yı bombalamalıyız. Böylece Çin ve Rusya birbirine düşüp savaşırken biz arkamıza yaslanıp olan biteni izleyebiliriz.”

Bunlar gerçek. CNN’de, Washington Post’ta yayınlanan haber bu.

Tırnak içinde kalmış olan Trump’un demeci tamamen zırva olmanın dışında, insanı düşündürüyor. Yani bu 5 yaşında bir çocuğun kullanabileceği bir üslup ve bu üslup ABD’yi 4 sene yönetti. Trump döneminde yaşananlar ile uluslararası itibar yerle yeksan oldu. Ve ortaya çıkan bu boşluğu Putin değerlendirdi.

Düşündürüyor insanı dedim. Düşündürdüğü kısım şu: Farklı platformlarda Dünya’nın çekici gücü olduğunu iddia eden Çin gerçeği. Hani Çin büyüktü? Hani Çin küresel megakuvvetti? Hani Çin? Nerede? Haksızın, ezilenin yanında duracak şecaat var mı Çin’de?

İşte küresel askerî kriz! Nereye bakıyor Dünya? Kimden çözüm bekliyor?

AB ve ABD ve NATO… Bunlardan ikisi birlik, biri ülke.

AB gündeminde şu anda Gürcistan’ın birliğe katılması üzerinde konuşuluyor. Gürcistan üyelik için resmî başvuruyu yapmış vaziyette. AB ile Gürcistan arasında Türkiye var. Bu Türkiye tarafından geç kalmış olduğu biçiminde yorumlanmalıdır.

Peki niye? Çünkü AB’yi öcüleştiren bir yönetim var Türkiye’de. Yobaz ve yozlar tarafından Avrupa Birliği halen kabul edilmez görülmektedir. 20 sene evvel AB’nin eşiğindeydik. Yirmi sene sonra otoparktayız. Akp “işte bu bizim zaferimiz!” diyerek mutlu oluyor bu konu ile ilgili.

Bu platform Türkiye ile AB arasındaki ilişkiler hakkında olmadığı için bu konuyu detaylandırmamayı tercih ediyorum. AB’de olsa idik onca Suriyeli mülteci ölmeyecekti. Söyleyeceğim bu kadar ve net. Türkiye AB olsa idi Türkiye yoluyla göçmenler AB sınırlarına ulaşmış olacaklardı. Ve Türkiye AB’de olsaydı Türkiye’nin mülteci siyaseti farklı olmayacaktı.

7 Mart 2022   Pazartesi    21:02              İstanbul              Bahadır Gezer

Savaşta üzücü haber sayısı tabii ki sevindiricilerden fazla oluyor. Görülen o ki Belarus koşulsuz ve şartsız işgalci Rusya’ya destek vermek yolunu seçiyor.

Bu aslında şu demek oluyor: Rusya şu anda iki ülkeyi işgal ediyor. Bu ülkeler arasında ki fark ise şu: biri direniyor, biri teslimiyeti seçiyor.

Savaş’ın Rusya ekonomisini nasıl darmadağın ettiği ile ilgili haberler ilgimi çekmiyor. Bana ne sebepsiz yere komşusuna saldıran ve Dünya’yı üzen Rus’un halinin ne olacağından…

Rusya merkezli havayolu uçaklarının halen Dünya’da uluslararası sefer yapılmasına izin veriliyor mu? Bu konu ile ilgili haber göremedim. Sonuçta Eyfel kulesi mavi-sarı, Empire State Binası mavi-sarı renklerde. Akılla bağlantısı kopmuş Ruslar’ın uçuşuna izin verilen bir uçağı Rusya’nın karşısında duran bu ülkelere karşı kullanılabilir. Dikkatli olmak gerek. İşgal eden bir ülkeden havalanan bir uçak tehlike barındırabilir.

Ve tabii CNN web sitesinde manşetteki haber: “Rus konvoyu Kiev’in eteklerine vardı.”

Kiev Kuşatması 2022

Ukrayna’nın şu ana kadar ki direnişine ve duruşuna bakılırsa Kiev Ruslar için cehenneme dönebilir. Ancak 5 günde Kiev’e kadar gelinmesi moral bozucu bir vaziyet. Ukrayna’nın sivillerde dahil olmak üzere, vatandaşlarına silah dağıtımı yapabileceğini düşünüyorum.

Tüm bu olanların başlangıcı sayılabilecek Kırım ilhakını, Dünya’nın hazmetmesi ve tepkisiz kalması bu sonucu getirdi. Putin gibi bir diktatör tabii bu durumda Kırım’ı alabildiyse fazlasını da alabileceğini düşündü.

Dün saat 13:00 dolaylarında Boğaz’da Karadeniz yönünden Marmara’ya doğru ilerleyen 200 metrelik bir şilep gördüm. Rus bandıralı imiydi göremedim. Ve fakat Karadeniz’den Akdeniz yönüne geçiş yapan yüksek tonajlı bu gibi gemilerin birçoğu Rus oluyor. Geçmelerine mevzuat gereği engel olamıyorsak bile bir durduralım. Güverteye çıkalım, kolaçan edelim, köprüye girip rotalar falan nedir bakalım. Bence doğrusu bu.

Ayrıca lütfen beni suçlamayın ancak şunu söylemeliyim: Tüm Dünya bu vahşete kilitlenmiş vaziyette. Bu gerçek. Peki Dünya’nın yakından takip ettiği CNN’nin “Türk Donanması Karadeniz’de güvenlik zinciri oluşturmak ve çatışmanın yayılmasını engellemek için filolarını Karadeniz’in kuzeyine doğru yöneltti. [Bu esnada videoda Türk Bayrakları dalgalanan sayısız geminin yukarıdan ve etrafından görüntüleri yayınlanmaktadır.] Türk Deniz Gücü Dünya’da önemli bir konuma sahip donanmasıyla…” biçimde bir haber yaptığını düşünebilir miyiz? Türk hakkındaki küresel algı güzel bir konum kazanır. “Haksıza amansız Türkler” biçiminde bir algı.

Bununla beraber bir NATO üyesi olarak Ruslar ile çatışma zorunlu hale gelirse bu tüm NATO’yu işin içine çekebilir. Bu durumda Rusya ile savaşmak Türkiye’nin menfaatine olabilir. Zengin doğalgaz ve petrol yataklarını fethederiz.

Bunlar size çocukça gelebilir. Ancak özellikle son 1000 yıllık tarihimize baktığımızda Kırım’da olanlar, Kiev’de olanlar Türk’ü ilgilendirir. Ve Türk buralarda savaş cereyan ettiğinde Tuna’yı düşünür, Kafkaslar’ı düşünür.

Savaş’ın en berbat kısmı yayılmacı olmasıdır. Ancak bu musibet şu gerçeği ortaya çıkardı: Rusya silahsızlandırılmalıdır. Japonya gibi.

Rus propagandası bazı ülkelerde güçlü. Bunlardan biri maalesef Türkiye. Türkler olarak biz Ukraynalılar’ın millî duygularını sorguluyoruz. Bazılarımız “Ya onlarda Rus zaten.” diyebiliyor. Bunlar tamamen Rus propagandasıdır.

Daha evvel dediğim gibi; savaşın en berbat yanı yayılmacı olmasıdır. Dünya’nın dikkatinin Ukrayna’ya yöneldiğini gören radikal bir ülke yönetimi başka bir ülkeye saldırmayı deneyebilir. “Bizim operasyonda arada kaynasın.” diyerek. Güney Amerika riskli. Çin riskli. Çin kalkıp “Dünya zaten karışmışken ben şu Tayvan’ı bir daha bir zorlayayım.” diyebilir.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu acil olağanüstü toplantıya çağırılmıştı. Toplantı gerçekleşti mi? Ne oldu?



Şimdi tekrar baktım haberlere. BM Genel Kurulu dün toplanmış. Ve 193 üye Rusya’ya ekonomik izolasyon uygulanması kararı üzerine yoğunlaşmış. Bu toplantıda üzücü olan ise şu: Rusya BM temsilcisine konuşma hakkı verilmiş. Her ülkenin temsilcisinin konuşma hakkının olduğu doğru ve ancak bence bu sefer bu karar rafa kaldırılmalıydı ve Rus BM temsilcisine konuşma hakkı verilmemeliydi ve hatta belki de Rus temsilcilerin Genel Kurul’a katılımı engellenebilirdi.

Rusya’yı Gargamelleştiren Putin’i iğrenç yapan sebeplerden bir şudur: Yahu Ukrayna Rusya’ya karşı daima dostane tavır takındı. Bu sıcak duruş ve samimiyetin karşılığı olarak Rusya savaş dayattı. Bu gerçekten çok çirkin bir durum. Bu bildiğin kana susamışlık. Rusya Kiev’de yer alacak Ukrayna şehitliğinde Rusya’ya karşı vatanını savunurken canını verenlerin mirasını nasıl örtbas edecek? Rusya Rus imajını nasıl yerle yeksan ettiğinin farkında mı?

Rus ordusu Ukrayna’da, evet, saldırıyor. Ve ancak Putin halen Ukrayna topraklarında herhangi bir gövde gösterisi yapabilmiş değil. Yani Rus Ukrayna’da, ve ancak Putin Ukrayna’ya giremiyor. Bir ülkenin lideri işgal ettiği ülkenin topraklarına basamıyorsa işgal başarıya ulaşmış olur mu?

CNN web sitesinin şu an ki manşeti: “Rusya Ukrayna şehirlerine saldırısını artırıyor.”

Rusya ayrıca sadece işgal etmiyor. Bunun yanında nifak tohumları ekerek gelecek için çatışma ortamı üretiyor. Ukrayna ve Belarus ileriki dönemlerde Belarus’un bu Rus istilasında Ukrayna’ya karşı aldığı kötü tavır sebebiyle bir hesaplaşma yaşayabilir.

Bunları yazarken üzüntümü belli etmiyor olabilirim. Ukraynalılar’ın 5 gün evvel evlerinde televizyon izlerken şimdi kurşun geçirmez zırh ve tüfek ile şehrin bir köşesinde vatanını savunmak için dikildiğini düşününce bu olanların milyonlarca Ukraynalı’ya yapılan dev bir haksızlık olduğunu hissediyorum.

Ukrayna, Dünya Seni düşünüyor gündüz gece.

Ukrayna, Sana huzur ve hürriyet ve güvenlik dilerim.

Bugün      1 Mart 2022        Salı        03:00       İstanbul      Bahadır Gezer

Kiev ve Ukrayna'nın birçok bölgesinde çatışmalar işgalci orduya karşı siviller haline dönmüş durumda. Rusya Ukrayna'yı Filistinize etmeye çabalıyor.

3 Mart 2022   Perşembe  20:05 İstanbul  Bahadır Gezer


ABD Başkanı Joe Biden’ın konuşmasının bir kesiti aşağıdaki bağlantıdan izlenebilir:

Ben insanların canına kıyan bir cani olarak gördüğüm için Putin’in dediklerini falan dinlemiyorum. Ne dediği ortada işte. “Evini bana ver, yoksa seni öldürürüm.” diyor.

Ancak şu söylemi bana kadar geldi; “Nükleer olarak aktif hale geçebiliriz.” tehdidini nihayet savurdu. Bu tabii ilk bakışta korkunç bir durum olarak görünüyor. Ukrayna Dış İşleri Bakanı sarsılmış görünmüyor ve “Ne yaparlarsa yapsınlar. Geri adım atmayacağız. Toprağımızı koruyacağız.” diyor. Aynı esnada Ukrayna Ankara Büyükelçisi T.C.’ye yaptığı bilgilendirmede 4300 Rus askerinin etkisiz hale getirildiğini, 26 Rus helikopterinin vurulduğunu, 50 adet Rus topçu bataryasının ele geçirildiğini ve 2 Rus gemisinin vurulduğunu belirtiyor. Evet, nükleer tehdit Dünya’nın sonunu getirebilecek boyutta bir küresel katliama neden olabilir. Ancak şu unutulmamalı; Putin’in nükleer çıkışı aslında “Biz bu işi kotaramayacağız. Tek yol nükleer. Başka türlü başa çıkamıyoruz.” anlamını taşıyor.

Ayrıca şu da anlaşılıyor ki Dünya nükleer silahlardan arındırılmalıdır. Çünkü bir zihin hastası bu silahları aniden kullanmaya yeltenebilir. İşte örnek… Nükleer ile tehdit ediyor.

Yine de unutulmamalı “Nükleere baş vurabilirim.” itirafı “Biz bunu beceremiyoruz.” demektir.

Ukrayna’nın olası zaferi Dünya Tarihi için artık savaşların son bulacağının, işgal etme dönemlerinin kapandığının bir göstergesi olabilir. Böyle bir ihtimal var. Eğer böyle bir şey olursa İnsanlık Tarihi “Dünya’nın en güçlü üçüncü ülkesi olan Rusya sınırdaşı olduğu Ukrayna’yı işgale girişti. Ve muvaffak olamadı. Bu vesile ile savaş kavramı İnsanlık Tarihi’nden çıktı. Artık yeni askerî şartlarda tüm Dünya ülkeleri belli bir standart yakaladığı için ortaya savaşamamazlık durumu çıktı.” şeklinde anlatılara sahiplik yapabilecektir.    

Şöyle de bir durum var: Kuzey Karadeniz’de nükleer tehdit var. Resmen savaş halindeki Rusya’nın diktatörü Putin bunu açık açık söylüyor. Peki biz ne yapmalıyız? İstanbul’da olası nükleer saldırıda gidilecek yer neresi? Yapılması gerekenler neler? Neden İstanbul olarak şimdiye kadar bir kitle imha silah saldırısı tatbikatı yapmadık? Binalarımızı neden nükleer patlamayı aşamalı olarak abzorbe eden biçimde yapmadık? Buna göre binalar lego gibi dizilir ve Çekmeköy’de patlayan bir nükleer silah Ümraniye’deki binalar tarafından nötralize edilir ve Üsküdar sağlam kalır. Bu tür binalar yapmak. Ve fakat acil olarak ne yapabiliriz? Belki de öncelikle bir ecza-ilk yardım paketimiz olsa iyi olur.

“Evet. Tabii. Bizim uzayda uydularımız var. Uzaydan Dünya zeminini milimetresine kadar zoom edebiliyoruz. Buradanda Dünya’daki değerli mineralleri direkt ayırt edebiliyoruz. Nerede uranyum var, nerede plütonyum var, nerede kitle imha silahı var; kitlenip bakabiliyoruz. Termal kameranın mineral odaklı olanı gibi. Ayrıca güdümlü lazer diye bir teknolojimiz var. Bununla uzaydan her kitlesel imha silahının üzerinde bir noktacık yapabiliyoruz. Ve bu noktacık o silahı etkisiz eden noktacıktır.”

Hindistan ve Pakistan yıllarca savaştılar da nükleer saldırıyı düşünmediler. Bu Putin ne insanlık yoksunu bir dert imiş yahu!

27.Şubat .2022  Pazar  22:15   İstanbul   Bahadır Gezer

D e v a m ı  2. s a y f a d a :

Ukrayna Ordusu BBC Bahadır Gezer

Ukrayna x Rusya Savaşı’nda sonuç ne olursa olsun Rusya kaybedecek. Çünkü ekonomisi, toplumsal refah seviyesi, teslim olmayan bir Ukrayna’ya operasyona girebilecek çapta değil. Savaşı uzun süre yürütemez. Rusya her halükârda kaybedecek. Çünkü kaybedebilecekleri Ukrayna’ya göre daha fazla.

26 Şubat 2022    Cumartesi                           18:58                   İstanbul                 Bahadır Gezer

 

Belarus, Romanya, Polonya gibi ülkelerin acilen silahlanma tedbiri almaları yerinde olur. Kazakistan gibi Rusya ile sınırdaş ülkelerin ekseriyetiyle silahlanmaları gerektiğini düşünüyorum. Bu silahlanmalar olası çatışma ortamının ortaya çıkmasını engelleyici ve yani caydırıcı unsurlar olacaktır. Tabii ki silahlanmayı Rusya’dan ya da Çin’den değil, Batı’dan karşılamaları olağan olandır. Bu durumda önümüzdeki 10 yıl için Rusya yüzmilyarlarca Dolar ederinde gelirden mahrum olmuştur bile.

Ukrayna’nın halen Rus topraklarını çatışma sahası haline getirememiş (haberlere göre) olması üzücü.

Savaş, neredeyse yüz yıldır galip için de, mağlup için de kâr barındırmamaktadır. Taraflar her sonuçta zarar etmiş olacaktır. Mağlup olan biraz daha fazla zarar edecektir ve fakat bu galibin kaybını azaltmaz.

ABD’nin avantajı anakarasının okyanus uzaklıkta olması. Almanya Rus’un karşısına dikilse Rusya askeriyesini buraya taşımak için uğraş verebilir; çok uzak coğrafya değil (en azından okyanus kadar uzak değil ve arada karasal bağlantı var) Almanya’ya taşımaya çalışabilir. Fakat bunu ABD’ye yapamaz. Okyanusüstü güçte ABD Rusya’yı tavuk gibi boğar. Okyanusüstü kavramı ABD ile kişilik bulur. Rusya kara coğrafyasında deli danalar gibi saldırıyor etrafa ve ancak dediğim gibi; okyanusüstü kabiliyet Rusya’da yok.

Şu anda açık denizlerde seyir etmekte olan (varsa) Rus bandıralı taşıtları göz altına almak doğru olabilir. Çünkü yapılanların paralelinde, gizli yükleri olma ihtimali var.

Savaş’ın kâr getiremeyeceğini söylediğimde “Öyleyse ABD neden savaştı?” diyen oldu. ABD kâr amaçlı savaşmadı.

Irak’ta Saddam vardı. Herif mitinglerde kürsüde Kaleşnikof’la havaya ateş eden ve aynı anda fötr şapka takan manyağın biriydi. Manyaklığından dolayı ise insanlar ölüyordu.

Afganistan’da, Taliban rejiminde kadınlara tecavüzün normal bir şey haline geldiğini biliyor muydun? Buna insan olan, kabiliyeti yetiyorsa “Dur” derdi ve dendi. İş bitti mi? Daha değil. Irak’ta iki defa savaşıldığı unutulmamalıdır.

Vietnam’da petrol mü vardı? Gaz mı? Elmas mı?

ABD savaştı. Evet. Fakat kâr için değil. Ahlâk için. Yani senin deyiminle “bahane” ahlâk idi. Belki bahane. Ancak bahane ahlâk (bireysel özgürlük, inanç serbestisi, milli beraberlik ve fazlası…).

26 Şubat 2022      Cumartesi                 20:36             İstanbul               Bahadır Gezer

 

Putin tarihe geçme saplantısı ile absürt açıklamalar yapıyor. İsveç ve Finlandiya üzerinden NATO’yu taciz ediyor. Putin öyle görünüyor ki ısrarla ABD ile çatışmak istiyor. Bunu istemesinin sebebi ancak bu doğrultuda planlama yapmış olması olabilir. Bir planı olmalı; ama ne? “Önce planın ne olduğunu öğrenmeliyiz.” denirse, bence plan “önüne gelene saldır! Dünya durduruncaya kadar durma!” biçimindedir.

Rusya’ya acil aklî sağlık temenni ediyorum. 

Ukrayna’ya sabır ve dirayet diliyorum.

26 Şubat 2022     Cumartesi                  21:02                     İstanbul                 Bahadır Gezer

Maalesef görünen o ki What’sApp mesajlaşmalarında bazı kimseler Ukrayna’yı yermekten çekinmiyorlar. Ukrayna’yı demokratik bir devlet olmamakla suçlayanlar mı dersin, Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski’yi gazetecileri hapse atmakla itham etmek mi dersin, daha fazlasını konu etmek istemiyorum. Aslında böyle bir konuyu hiç istememiştim. Bu bahsettiğim yanlışa saplananlara yegane uyarım: Rus Propagandası’na teslim etmeyin kendinizi.

Biliyorum: Bazen bir konu hakkında en değerli bilgi herkesin gözünden kaçan ve hatta herkesin bildiğinin tersiymiş gibi gelir. Bu yüzden kişi herkesin söylediğini değersizleştirecek bir söylem takınmak ister. Bu sebeple herkesin bildiğinin yanlış olduğunu ispata yeltenir. Savaş esnasında bu yapılmaması gereken ilk şeydir denilebilir.

Rusya Ukrayna’yı işgal ile tüm BDT (Bağımsız Devletler Topluluğu)’na net bir mesaj vermektedir. “Sovyetler’den ayrılan cumhuriyetlerin uzun süre yaşamayacağını anlamışsınızdır.” diyen bir üslup takınmaktadır Rusya.

Akıllarda diğer yer eden konu ise şudur: Rusya Sovyetler döneminde yaşanan dağılmadan sonra ikinci bir dağılma dalgasının büyümekte olduğunu görmüştür. Kırım gibi, Tataristan gibi, Çuvaşistan gibi, Başkurdistan gibi, Tuva gibi, Çeçenistan gibi, Yakutistan gibi bir çok özerk cumhuriyette bağımsızlık fikri halk arasında konuşulur hale gelmeye başlamıştı. Rusya bu tehlikeyi bertaraf edip millî bir duruş pozisyonu alabilmek için savaş başlatmış ve Rus Halkı’nı bir arada tutmanın yolunu bu yolla aramaktadır.

Başka bir konu: ABD hava sahasını Başkan Biden Rus uçaklarına tamamen kapadı. Eğer hava kapanıyorsa deniz de kapanabilir. Uzayda kapanabilir pekala. Değil mi?

Başka bir konu: Rusya ABD’yi denemeye çalışıyor. Agresif bir şekilde sağa sola saldırdığında ABD ne yapabilir görmek istiyor. Anlaşılmayan şu ki ABD’nin yapabileceklerinin bir sınırı yok. Bu sebeple ABD herhangi bir şey kanıtlamak ve bu vesileyle Ruslar’a bilgi sunmak zorunda değil. Karadan karaya misiller, karadan havaya misiller, karadan uzaya misiller…

Başka bir konu: ABD ve AB açık, net ve anlaşılır bir biçimde Ukrayna’yı destekleyeceğini açıkladı. ABD ile Ukrayna arasında bilgi paylaşımı yapıldığı açık bir şekilde söylendi. Peki “cevval” Putin bu ülkelere “Bunu savaş sebebi sayarız!” diyebiliyor mu? Pısırıkça bir işgal. Yani ABD uyduları aracılığıyla Ruslar’ın en son hareketlerini saniyesi saniyesine Ukrayna ile paylaşıyor ve uzayda eskimiş bir uyduyu görev dışına almak için füze ile vuran Rusya ABD uydularını tehdidi aklından bile geçiremiyor. Ukrayna zaten işgal altında… Peki Dünya’da şu an işgale en açık ülke hangisidir? Tabii ki Rusya. Ve ancak nükleer silahları var. Sağlam bir işgalde Ruslar’ın nükleer başlık kullanma alanları kendi ülke toprakları ile sınırlandırılabilir. Yani Putin tehdidini savurduğu nükleer silahları ancak Rusya içerisinde kullanma şansına kavuşabilir. Tüm bunlar nükleer füze erken uyarı sistemi ve füzesavar savunma bataryaları ile rahatlıkla sağlanabilir. Yani Rusya Dünya’yı “nük atarım ha!” diye tehdit ettiğinde Rusya’nın kapasitesinden çok kendi kabiliyetlerimizi hatırlamak daha yerindedir.

BM’in olur verdiği bir askerî harekat Ruslar’a yönelirse Çin ne yapar? Ne yapacak, Ruslar’a “Birader ben sana Ukrayna olayında destek verdim ama sen tüm Dünya ile savaşa tutuştun. Üzgünüm… Bu durumda ben cayar.” diyecektir.

Orta vadeli plan öngörüsü: Rusya’ya 5 yıl boyunca yüksek yoğunlukta ekonomik yaptırım uygulanır. Hatta 10 sene! Rus ekonomisi askerî harcamalarını kısmak zorunda bırakılır. Var olan teçhizatının bakımını yapmakta zorlanır hale gelir. Bu esnada Ukrayna’da Rus işgaline isyan başlar ve Rus askeriyesi Ukrayna’yı terk etmek zorunda bırakılır.

Kısa vadeli plan öngörüsü aynı: Rus’u yenmek

Uzun vadeli plan işgal altında bir ülke için hayâl olur.

Bazıları şöyle diyebilir: “Rusya’nın Ukrayna’da elde edeceği ‘zafer’, büyük ölçekli ordulara sahip ülkelerin göreceli olarak daha küçük ordulara sahip ülkeleri işgal etmekte muvaffak olacaklarının da bir kanıtı olabilecektir. Bu durumda Rusya’nın bu hamlesi G7 ülkelerinin askerî kapasitelerini hatırlatıcı olabilecektir.” Bu yanlış. G7’nin böyle bir imaja ihtiyacı yok. Ve ancak G7’nin niye toplanmadığı da bir soru işareti. Bari biz G20’yi İstanbul’da toplanmaya davet edelim. Ve tabii bu bir baskıyı beraberinde getirecektir. G20 toplanıyorsa G20’den bir çözüm beklentisi olacaktır Dünya’da. Ruslar operasyonlarını uzattıkça, G20 gibi uluslararası örgütlenmelerin üzerinde çare olma baskısı artmaktadır. Eğer Ukrayna bir ay tutunabilirse uluslararası camia direkt müdahale yapmak zorunda kalabilecektir.

Bu durumun yakın tarihteki örneği Bosna Savaşı’dır.

Kaba tabir ile şöyle konuşmalıyım: “Rusya Dünya’yı yakarmış, yıkarmış falan bunlar palavra! Rusya Dünya’ya korku salmaya çabalamaya çalışıyor. Nükleer ile Dünya’yı yakarmış falan! Nereye yakıyorsun be? Nükleer başlıklı füzelerini yerden 2 km yükselmeden vururum, imha ederim yahu! Sen neyin raconunu kesiyon?”

Virüs normalize edildi farkında mıyız? Dünya gündemi Korona virüsünü eritti. Halen günde onbinlerce insan ölüyor Dünya genelinde. Öğüttük bunu bir biçimde. Sindirdik. Artık Korona hayatın bir parçası haline geldi. AIDS gibi. Çözüm bulamayıp kendimizi hastalığın insafına terk edişimiz. Korona ve AIDS her yıl milyon insan öldürüyor. Ve fakat bunlar hayatımızın bir parçası haline geliyor. Dünya Korona için yalnızca aşı istemedi. Dünya ayrıca tedavi istedi. İlaç istedi. Panzehir istedi. Hastalığa yakalananları sağlıklarına kavuşturabilecek kesin sonuçlu uygulama istedi Dünya. Bunlar olacağı yerde Putin Ukrayna’ya saldırdı.

Ancak burada konu savaş. Olağanüstü hâl yani. Türkiye ekonomik darboğazda falan değil. İflas haldeyiz. Ve yine de en azından önümüzdeki beş sene için Silahlı Kuvvetler bütçesinin artırılması gerektiği zorunluluğu doğmuştur bana kalırsa. Hatta yıllık bütçede revizyona bile gidilmelidir. Araştırma&Geliştirme projeleri tarihleri öne çekilmeye çalışılmalıdır. Ve tabii ki en önemlisi gayrimeşruyeti kişiliğinin tanımı haline gelmiş olan yönetimden kurtulmaktır. T.C. Anayasa Mahkemesi Akp’ye siyasi yasak kararı aldı. Gayrimeşru idi çünkü. Genel seçimlerden 2 hafta sonra Siirt iline “özel” seçim yapıldı ve bir milletvekilinin milletvekilliği düşürüldü ve yerine Tayyip Siirt’ten Meclis’e girdi. Gayrimeşru çünkü. Üniversite diploması olmamasına rağmen makama yürüdü katakulli ile. Çünkü gayrimeşru. Akp iktidarı ile Dünya’nın en azılı diktatörlerinden fazla miktarda maddi getiri elde etti. Gayrimeşru çünkü. “Meşru olmanın bir faydası olmadı. Bir de böyle deneyelim.” 20 senelik deneme mi olur?

Ukrayna’daki yıkım. Milyonlarca ailenin hayatlarının mahvolması. Füze ile vurulan kafeler… Yağmalanan eczaneler… Bombalanan apartmanlar, sokaklar. Suriye’den kaçmaya çalışanları dışlayan Batı Avrupa’nın Ukrayna konusunda hiç böyle bir endişesinin olmamasını ise yerecek halim yok. Ve ancak yine de bunun dikkat çektiğini söylemeliyim.

Savaşla ilgili gördüklerimden birinde Rus asker kepenkleri kapalı olan bir cep telefonu mağazasına girmeye çalışıyor. Hırsla! Açgözlülükle dükkânı yağmalamak için kuduruyor. Bu tür vaziyetlerin videolarını herkes görüyor. Rus uçaklarının sivillerin üzerinde bomba yağdırdığını herkes görüyor. Tüm bu olanlarda Rusya’nın yanlış olduğunu herkes biliyor. Ve herkes sadece savaşın bitmesini değil, Ukrayna’nın zaferini umut ediyor.

Peki bu savaşın başından beri Ukrayna’da yaşamakta olan Ruslar? Onlara karşı Ukraynalılar’ın nefret saldırıları düzenlediği duyuldu mu? Duyulmadı. Çünkü olmadı öyle bir şey. Ukraynalılar ülkelerinde Ruslar’ı baskı altına almıyor. Bunlar aslında yanak karıncalatan durumlar. Ahlâk ve sulh dersi veren, vatanını savunmak için ölen bir taraf ile öte yanda uluslararası güçlerin ne tepki vereceğinin merakı içinde nükleer enerji santrali bile bombalayan, dükkânları yağmalayan, şehir içinde şiddet gösteren, dostuna saldıran bir işgal kuvveti.

Artık Ukrayna Devlet Başkanı’ndan kamera önünde “Rus Halkı’na sesleniyorum. 36 saat içerisinde ülkenizin yapmakta olduğu bu saldırı durmaz ise ülkenizi bombalayacağımızın uyarısını yapıyorum. Bu savaşı durdurmak sizin elinizde. Putin’i durdurmak sizin kabiliyetinizde. Elimizdeki birlikleri ülkemize yaptıklarınıza eşdeğer biçimde yanıt vermek için kullanacağız ve tekrar ediyorum: 36 saat sonra bu ahlâk dışı saldırı bulmaz ise Rusya’yı bombalayacağız.”

Fazla fanatik ya da aşırı iyimser bir yaklaşım. Yine de insanın aklında geçmeyen şeyler değil bunlar.

Ukrayna’da hastanelerin durumu. Ülkenin büyük kısmı gibi berbat kondisyonlarda. 15 m²’lik odada 5 tane yatak olması… Hastane koridorlarının sedyeler ve yataklarla dolması. Hastaneye gitme şansı bulamayan hamile kadınların apartman bodrumlarında doğum yapması.

İnsan! Yaşam yerin, yuvan, Dünya’nda olanlar hakkında ne kadar elin kolun bağlı farkında mısın? İnsan; vahşeti durdurmak için, akan kanı durdurmak için elinden bir şey geliyor mu? Beni sinirden ağlatan bir gerçek bu. Doğrunun vukuu bulması için yapabileceğimi yapabildiğime inanamıyorum. Sen nasıl sakin duruyorsun? İnsan! Elinden hiçbir şey gelmiyor mu?

Ukrayna kazan! Kazan ki daha az utanalım.

Ukrayna, senin zaferin birçok ülkenin işgale maruz kalmasına engel olacak.

Vur Ukrayna! Vur ve vur ve vur! Onlar durana dek vur! Acıma vur!

Çünkü savaşta yapılması gereken budur.

Vur Ukrayna!

Dur Rusya!

Vur Ukrayna!

4 Mart 2022          Cuma                  16:31            İstanbul      Bahadır Gezer

Bunu söylememek için uzun süre direndim. Ve ancak şu bir gerçek ki Avrupa Rus doğalgazına muhtaçtır. Hane ısıtımı Rus doğalgazı ile sağlanmakta, ocaklarda yanan ateşin kaynağı Rus doğalgazı ile sağlanmakta, elektrik üretimi için gereken gaz Rus doğalgazı ile karşılanmakta. Rus bu durumda alternatifsiz bir avantaj sahibi olarak görünüyor. Ama gerçekten öyle mi? Alternatifsiz mi Rusya? Dünya’nın ambargo uygulayarak ticaret yapmamakta olduğu İran’ın doğalgaz rezervleri azımsanabilir değildir diye düşünüyorum. Ve fakat İran’da da berbat bir rejim var. Peki petrolümüzü aldığımız Suudistan’da iyi bir rejim mi var? Yani kaynak tedariki söz konusu söz konusu olduğunda en berbatında beteri ile bile ticaret yapılabiliyor. Bunun yanında, gerekli saha araştırmasının yapılıp yapılmadığı konusunda ulaşan bir bilgi olmamasına rağmen Moğolistan coğrafyasında gaz olması ihtimali mevcut.

Ancak tabii “İran ile ticaret açılsın. Gaz alalım İran’dan. Rusya’yı by-pass edelim” şeklinde yaklaşımlar biraz çirkin duruyor.

Daha gerçekçi olalım: Rusya devasa boyutlardaki deniz tankerleri ile Dünya’nın dört bir yanına doğalgaz satmaktadır. Yani doğalgaz konusu sadece boru hatları ile sınırlandırılmış bir durum değil. Rusya deniz yoluyla ciddi miktarda doğalgazı (neredeyse boru hatları ile satılan ile aynı mertebede) satmaktadır. Ve bu gemiler hep ve daima Türk Boğazları’ndan geçmektedir. Orta ölçekli bir Latin Amerika ülkesini 2 ay ısıtmaya yetecek kadar doğalgaz yanı başımızdan geçmektedir. 1980’lerde bir Rus tankerinin İstanbul’da kaza yapması sonucu çıkan yangının bir ay söndürülemediğini o günleri yaşayanlar heyecan ile anlatır. Muazzam miktarlarda doğalgaz İstanbul ve Çanakkale Boğazları’ndan geçmektedir. Bunu durdurabilirsek ne olur? Ben ne olacağını söyleyeyim: Rus ekonomisi zaten yandan yemiş vaziyette. Bir de bu devasa satış yolu kapanırsa belini doğrultamaz.

Daha gerçekçi olalım demiştim. O sebeple şunu sorayım: Yapabilir miyiz böyle bir şey? Bunu yapabilmek ancak ve sadece Karadeniz’deki donanma kuvveti ile mümkündür. Yani Karadeniz tamamen kontrolümüzde olursa Boğaz’ı savunabiliriz.

Ya da Boğaz Köprüleri’nden birini yoğun yeniden bakım ve onarıma alabiliriz. Bu sebeple Boğaz trafiğini belli ölçeğin üzerinde tonajlara sahip gemiler için kapatabiliriz. Rus’un satacağı neredeyse 5 milyar Dolarlık doğalgazın satılabilmesine bu yolla engel olabiliriz. Ardından deniz hız motorları yarışları geliyor zaten. 2 hafta da o sürer. Ya da; İstanbullu balıkçıların hepsi kayıkları alır ve Rus tankerlerinin önünde dururlar…

Karmaşıklaştırmak: Rusya ile Ukrayna arasındaki diplomatik hareketliliğe farklı ülkeler müdahil olmalı mıdır? Meselâ bir Türk “Bak Rusya, sana boğazlardan 50 sene üst limit olmadan ve tam serbesti ile geçiş kolaylığı sunalım. Sen de Kırım’ın bağımsızlığına ters gitme.” şeklinde bir söylemi onaylar mı? AB Rusya’ya “Vatandaşlarınıza uygulanan tüm vize uygulamalarını kaldıralım Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü bozmadan geri çekilin.” diyebilir mi? Yani Ukrayna Başkanı ile Putin’in yapmakta olduğu görüşmelerde Dünya Devletleri Ukrayna’nın menfaatleri uğruna Rusya’nın önüne seçenekler sunabilir mi?

Ukrayna belki de askerî zaferden ziyade askerî berabere kalış durumunu hedefleyebilir. Yani Rusya işgal etmeye çalıştıkça çatışmaların aralıksız devam etmesi durumu. Rusya’nın Ukrayna’da kontrolü ne yaparsa yapsın ele geçiremeyiş hali. Bu esnada Ukrayna’da Rus topraklarına saldırıda bulunmayarak ortaya berabere sonlanmış bir savaş çıkarabilir. Bu olduğunda ise bir taraf diğerine herhangi bir dayatma yapamaz. İki tarafta tam bir zafer havası takınamaz.

Süregelmekte olan savaş ile ilgili mümkün olduğunca farklı bakış açıları ortaya çıkarmaya çalışıyorum. Haberleri çoğunlukla Reuters ve CNN’den takip ediyorum. Sayfayı her yenileyişte “Kiev düştü!” başlıklı bir haber görmemeyi ümit ediyorum. Ve her yenileyişte tasalanıyorum. Ve bununla beraber Putin’in Ukrayna’nın tüm coğrafyasını kontrol altına alamayacağına inanıyorum. “Rus ordusu geri çekiliyor!” biçiminde haberi birkaç defa gördük zaten. İşgal sürecinde Rusya bazı şehirlerde birliklerini geri çekip daha sonra tekrar saldırmayı deneme yolunu birkaç defa uyguladı. Ukrayna’nın sağlam direnişi karşısında Rus birlikleri defalarca geri çekilme seçeneğini kullandılar.

Cenk eyle Ukrayna cenk eyle! Yurdunu, vatanını Rus’a dar eyle!

3 Mart 2021            Perşembe                01:56             İstanbul                Bahadır Gezer

Ukraine War 2022 Bahadir Gezer Ukranian Forces

Az evvel televizyonda kendisinden üniversitede ders almış olduğum Erol Mütercimler’i dinliyordum. Dayanamayıp anneme “Rusya’nın tek gayesi Ukrayna’yı sömürmek!” dedim. Annem “Hayır” dedi: “Sömürmek uzun vadeli olur. Rusya’nın yaptığı yağmadır.” dedi. Haklıydı. Bunu Dünya gündemi pek konu etmiyor ve ancak önce şunu belirterek başlayayım: Fort Knox neresidir bilir misiniz? Büyük bir çoğunluk biliyordur. Fort Knox ABD’nin finans kasasıdır. New York’tadır. Bildiğin kasa. Binlerce ton altın. Hisseler ve trilyonlarca Dolar değerinde küresel paralar. Her ülkeden para. Amerika bunu gizleme gereği duymaz. Şeffaftır konu hakkında.

Her devletin bir finans kasası vardır. Burada değerli madenler ve döviz bulundurulur. Ve fakat muazzam miktarlardadırlar. Çünkü en nihayetinde devlet kasalarıdırlar.

Rusya Ukrayna’yı işgal ediyor. Yalnızca şunu söylesem: Rus askerleri geçtikleri her kasabada 5 tane banka şubesine dalsa ve içerideki kasada bırakılan miktarı alsa Rusya tüm Ukrayna’da nasıl bir meblağ zimmetine geçirmiş olur?

Bundan öte, Rus askerleri Kiev’de Ukrayna Devlet Kasası’nı patlatırsa ne olur?

Bu kadar basit ve bu kadar düz mantık olur mu? Devletlerin rezervlerini tuttukları kasaların yağmalanması. Kimilerine çocuksu gelse de bunlar gerçek.

Konuyu biraz daha farklı bir yöne çekmek gerekirse; tüm bu olanlardan sonra yapılacak Antlaşma hangi ismi taşıyacak? Kiev Antlaşması mı olacak? Brüksel Antlaşması mı? New York Antlaşması mı? Seçenekler çoğaltılabilir. Çatışmaların en yoğun yaşandığı yerin ismini alması makul görünüyor bana.

Pek haber üreten bir savaş değil. Rusya’nın barış müzakereleri devam ederken işgaline dur demeyip mahalle mahalle Ukrayna şehirlerini ele geçirmeye çalışması devlet adabına yakışmayan bir sıfatsızlık. Yahu Ukrayna Başkanı karşında, müzakere ediyorsun ve aynı anda Ukraynalılar’ı öldürmeye devam ediyorsun. Demek ki sen savaş ne demek bilmiyorsun. Barışı nasıl bileceksin ki?

Savaş’ın bir edebi vardır. Savaş’ın evrensel kanunları vardır. Eğer bir ülke ile barış masasına oturuyorsan, o masa devam ettiği müddetçe kurşun sıkmazsın. Bu kadar net. Bu konu hakkında ben fazlalıkla öfkeliyim. Çoğu zaman olduğu gibi küfür etmemek için kendimi zor tutuyorum. Bu tür şeyler normal olarak algılanır oldu Dünya’da. Kimse garipsemiyor bir türlü. “Yahu adamlar masa etrafında oturmuş ve bir taraf öbür tarafı öldürmeye halen devam ediyor.” Bunda bir acayiplik olduğu akla gelmiyor. Hatta bunu akla yatkın hale getirmeye çalışan “bilgin” lerde ortaya çıkabiliyor.

Ve halen Ukrayna’yı Rusmuşçasına göstermeye çalışanlara sormak gerekiyor: Eğer Rusya ve Ukrayna bir olmayı düşünüyor olsaydı bunun için niye silahların ateşlenmesi gerekirdi ki? Ukrayna’yı Rusya’nın doğal uzantısı gibi göstermeye çalışanlara sormak gerekiyor: Öyleyse neden kan dökülüyor?

Neden Rus tankının önüne atlıyor Ukraynalı? Neden boşalmamış olan neredeyse her sokak işgale direniyor? Neden Ukrayna Başkanı Ruslar’ın dayatmalarını kabul edemiyor? Neden kabul edilemezler Ukrayna’ya dikte ediliyor?

Dünya. Arzdaş, lütfen dinle: Artık şöyle bir Dünya’ya ihtiyacımız var: Ülkeler 20-30 yılda bir saldırmamazlık sözü vermeliler. Meselâ ABD demeli ki “Benim anayurduma direkt saldırı olmadığı müddetçe ABD olarak biz önümüzdeki 30 yıl savaşmayacağımızı taahhüt ederiz.” ve altına Başkan imzası işlenmeli. Bunu bütün ülkeler yapmalı. Savaşmamazlık sözü verebilmeli hükümetler. Bu yolu tercih eden ülkelerin uluslararası piyasalarda güvenilirliği daha fazla olacaktır. Eğer bir ülke sözünü çiğnerse yine uluslararası camia tarafından bir fiil cezalandırılacaktır. Hatta daha detaylı gidip şöyle diyebiliriz: Nükleer silaha sahip ülkeler eğer nükleer silahlara sahip olmaya devam etmek istiyorlarsa savaşmamazlık taahhüdü vermeliler. Ve ancak bana sorulursa bu tüm ülkelerin yapması gereken bir şey.



Bu arada şu an haberlere bakıyorum. Ukrayna resmî olarak ICANN idaresinden Rusya’nın internetini kesmesini talep etmiş. Andrii Nabok, Rusya’nın internetinin kesilmesi için internetin üst idaresi ICANN’e başvurmuş. Ve ancak şu bir gerçek ki ICANN hiçbir zaman adil olmadı. ICANN güçlünün, zenginin, açgözlünün hakkını korumak dışında herhangi bir faaliyetini görmediğim, mümkün olduğunca etliye sütlüye karışmamaya çalışan bir yapı. Yine de internette son sözü söyleyen kurum bu.

Devletlerin bu kurumla ilgili yapabileceği tek şey bu kurumun içinde pozisyonlar tutmak.

Şunu da görmüş oluyoruz: Ukrayna'nın “İşgal altındayım. İşgalcilerin internetini kesin.” demesinin üzerinden 3 gün geçti. Ve Rusya’nın interneti kesilmedi. Bazı “uzmanlar” şöyle diyor: “Efendim Rusya’nın dış Dünya ile bağlantısının kopmasını en çok Putin ister. Bu yolla Rus vatandaşlarına sadece kendi dizayn ettirdiği haberleri sunar. Durum daha kötü olur.” gibi abuk sabuk yorumlar yapıyorlar. Yahu internetinin kesilmesi demek bütün ekonomik ve iletişim faaliyetinin durması demek. Yasak bi hafta uygulansa Rusya pes edip “Tamam birliklerimizi çekiyoruz.” der… ya da… Putin bu durumda nükleer seçeneğine sapar. Bu durumda ikinci seçenek için internetin kapatılmasından sonra Ruslar’ın yapmakta olduklarından vazgeçmelerini ve barış denen şeyi hatırlamalarını sağlamak için ikincil bir yaptırım da olmalı ki Putin nükleeri seçerse her şeyin Ruslar için daha kötü olacağını görmeli. İnternetin kapatılmasından başka ne bir devleti daha fazla yamultur? Suların kesilmesi, elektriklerin kesilmesi fazla vahşice. Yahu nükleeri seçerse nükleer ile yanıtlanacağını biliyordur herhalde. Yani biliyordur sanırım. Burada Putin’den bahsediyoruz. Dünya’yı salak kendini zeki sanan bir tip. Belki nükleer silah kullanırsa ortada bir tane bile Rus şehri kalmayacağını bilmiyordur.

Geri çekil Rusya! Yaptığın yanlış! Doğru olduğunu düşünüyorsan; zaten yapacağını yaptın. Bir ülkeyi kana boğdun. Artık çık. Mesajını verdin. “Dediklerim yapılmazsa silah zoruyla alırım.” dedin. Herkes anladı. Tamam. Ama artık geri çekil.

Dayan Ukrayna! Yaşa Ukrayna! Kurtul Ukrayna!

2 Mart 2022               Çarşamba                    22:37                          İstanbul                  Bahadır Gezer

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin belirleyici sebebi ABD 4 sene boyunca Trump’ın başkanlık yapmasıdır. Kongre yağmasıdır. Rusya “Bundan daha zayıf bir ABD olamaz” deyip davranmıştır.

Gaz konusunda Avrupa’yı muhtaç gibi göstermek yanlış. Asıl muhtaç olan Rusya’dır… Gazını satmaya muhtaçtır. Gaz satamazsa basit ifade ile; batar.

Şu sıralar bazı çevreler İran’a ambargonun kalkmasını ve İran doğalgazının satışa açılmasını tartışıyor. Yani iki ucu boklu değnek. Eğer İran’dan boru hatları çıkarsa bu boru hatlarının en uzun kısmı Türkiye’de yer alacaktır. Başka hiçbir ülkede bu kadar uzun boru hattı kesiti olmayacaktır. Yani kısa vadede Türk ekonomisine katkısı olabilecek olan ve fakat insani açıdan tamamen yanlış olan bir durum. Yanlış çünkü İran’daki rejim bir dayatma rejimidir. Farsın iradesine karşı bir biçimde İran’ı esir alan bağnazların hükümranlığı sürmektedir İran’da. Bu rejimi kuvvetlendirecek ya da kabul görmesini sağlayacak hiçbir uygulama insani olamaz.

Şaka gibi gelebilir ve ancak ben maden üretiminden yanayım. Yani gaz bir kimya. Bunu üretebilecek kapasitemiz olduğunu düşünüyorum. Gaz üretim tesislerinin fazla hayali olmadıklarını, yapılabilir olduklarını düşünüyorum. Hatta ileride maden tarımı bile yapılabileceğini, maden yatakları oluşturulabileceğini hissediyorum.

Ayrıca Türk Cumhuriyetleri’ndeki fosil yakıt maden yataklarının kapasitelerinin azımsanamayacak derecede oluşu Rusya’yı gaz konusunda tek alternatif olmaktan uzaklaştırmaktadır. Sadece Türkmenistan ve Azerbaycan bile Avrupa’nın gaz ihtiyacını karşılayabilir. Bunu bilen Putin’in Azerbaycan’a saldırma planı olabilir. Dikkat. Ermenistan ile Azerbaycan arasında tekrar çatışma çıkararak kendine meşru müdahale sebebi oluşturabilir Rusya. Peki Putin Japonya’nın II. Dünya Savaşı’nda yaptığını yapıp Pearl Harbor’da olduğu gibi Amerika’ya vurabilir mi? Şunu unutmamak gerek: Putin sağlıksız bir zihin. Amerika’nın azameti Rusya’yı dümdüz eder. Ve ancak Dünya bu esnada yerle bir olur. Milyonlarca insan ölür.

Herkesin ümidi belli: Ukrayna savunması geçen süre sonunda galip gelsin. Putin geri çekilme kararı alsın. Gerekirse Kırım yeniden bağımsız bir ülke olsun. Ve ancak aslen Ukrayna’nın sınır birliği korunsun.

Alman tanklarının Ukrayna’ya doğru yola çıktıkları ile ilgili haberler görüldü. Acaba Almanya’daki Amerikan tankları ne yapıyor bu süreçte? Su mu döküyor Alman tanklarının arkasından?

Bazıları soruyor: Ukrayna Rus işgaline boyun eğip direnmemeyi seçip, baştan teslim olsaydı nasıl olurdu? Rusya’nın mantık dışı düşmancıl tavrı bu ihtimalin sözünün bile edilmesinin önüne geçti.

Ukrayna Deniz Kuvvetleri gemileri Boğazlar’dan ve daha sonra Süveyş’ten geçip Doğu Asya’da Rusya’nın doğusunu dövebilir mi? Ya da Türk Boğazları’ndan geçen Ukrayna gemileri Kuzey Denizi’nde Rus donanmasına rahatsızlık verebilir mi?

Savaşa süre belirlenebilir mi? Örneğin BM kalkıp “2023’e kadar krize çözüm bulunamaması halinde direkt müdahalede” bulunacağını deklare etse ne olur? Bunlar aslında gerçek dışı kurgular. Çünkü bu durumda savaş daha erken biteceği varken boşu boşuna uzatılabilir.

Arife günü savaş konusunun gündemde oluşu üzücü.

Allah insanın huzur ve barışı kendisine çok görmesine engel olsun.

Bugün 1 Mayıs 2022  Pazar    18:09    İstanbul       Bahadır Gezer

İsrail Başbakanı’nın Moskova’da Putin ile buluşması… Buluşmak demek el sıkışmak demek. Ve ancak, hangi midesi olan insan evladı şu anda Putin’in elini sıkar ki? Diplomasiymiş, barış arayışıymış, şuymuş, buymuş… Samimi olalım: Aklı başında ve saygın bir devletin şu anda Rusya ile işi olamaz. Şu anda Rusya ziyaret edilmez. Şu anda Rusya’nın misafiri olunmaz. Tabii İsrail Başbakanlık uçağı ile Moskova’nın yarısını yıkacak kadar özel yapım bombayı Rusya’ya götürdüyse ve bunların şehrin çeşitli noktalarına yerleşimini yaptıysa, o başka. Ya da Moskova’daki kritik savunma hatlarını etkisiz hale getirecek düzenekleri Ruslar’a çaktırmadan kurdularsa, o da başka. İsrail Başbakanı niye gidiyor ki Moskova’ya? “Kötünün, manyağın dilinden biz anlarız.” Bu ne yahu? Netenyahu bu ne yahu?

5 Mart 2022 Cumartesi 22:51 İstanbul Bahadır Gezer

Ukrayna 2022

Joe Biden Ukraine speech

Ukrayna 2022

Çin. Yahu Çin… Bütün Dünya Rusya’nın yanlış olduğunda hemfikir. Bre Çin… Sen niye Rusya’yı destekliyorsun yahu?! Yahu rahatsız mısın? Sıyrık mısın? Herkesin yaptığını yapmama takıntın falan mı var diyeceğim ama taklitçilik millî zanaatin. Yahu şaka bir yana; Çin, sen ne yaptığının farkında mısın?

Yahu Çin Devleti Çin Halkı’nın hissettiğinin aynası değil ki. Çin’in problemi bu zaten. Yazıklar olsun yahu. Barış içinde yaşayan, huzurlu ve barış yanlısı bir ülkeyi işgal ediyor Rusya. Ve sen buna destek mi veriyorsun? Yazıklar olsun sana be. Ayıplar olsun sana.

“Dünya’nın birikmiş savaş gazını alıyoruz.”

Yahu Dünya’nın savaş hakkında biriktirmiş olduğu bir şey yok be!

Yahu daha Korona bitmedi! Bu nasıl bir manyaklık?!

Demek ki Sinovac aşılar cidden bir tür DNA kod bozucusu falan yani… Yahu annem babam Sinovac oldu be! Yahu adamlar manyak. Böyle bir şey yapmış olma ihtimalleri var yahu… ciddi ciddi hem de. Ailece Biontech’te olduk ve ancak Sinovac beni şimdi kıllandırdı.

Ama eğer Sinovac’ta bir halt ederse tüm Dünya tokat manyağı yaparız onları. Onca ülke bir girişiriz ki Kremlin kremlim olur. Kremlim neremdir? Zorla anlarsın. Tercüme otomatik oluyor ya. Et bu Kremlin-Kremlim muhabbetini…

Rusya, yazın Türkiye’ye gelmeye falan kalkma plajda yüzecez falan diye. Döveriz sizi. Hak ettiniz siz bunu. Zaten geliyonuz 200 Dolarlık paket ile. 2 hafta kalıp zerre para harcamıyonuz.

Abi en azından 10 bordo indirelim Ukrayna’ya. Tekil takılsınlar. Milis gibi. Yani bu bizim boynumuzun borcu. Tabii ki kimliksizler… Ölürlerse kim oldukları bilinemeyecek. Tamamen bize ters. Ölü ya da diri, geride adam bırakılmaz. Şehit olanın cenazesi camiden kalkabilmeli. Ve fakat bu çok hassas bir durum. On Türk asker Ukrayna’da sahada Ukrayna’nın elini kuvvetlendirebilir.

Peki ya aşırı radikal ve yobaz terör örgütleri? Haydi patlatın bombaları Moskova’da… Niye yapmıyorsunuz? Sizler şeytan olarak gördüğünüz ülkelere saldırıp saldırıp duruyonuz. E şimdi bak Rusya cinayete sardı. E hadi saldır bakim Rusya’ya? Teröristler nerede yahu? Savaş çıkınca terörizm duruldu.

“Kan akıyo zaten… Biz biraz dinlenebiliriz.” halinde mi teröristler?

Şaka kaldırmayacak mevzu olduğunu biliyorum. Ancak yinede biraz rahat davranmaya çalışıyorum. Herkes daha baştan Ukrayna’nın mağlubiyetine ikna olmuştu. Ancak son haberler gösteriyor ki Ukrayna teslim olmuyor. Ve bu sadece silahlı kuvvetlerde değil, Ukraynalılar organize olmuş vaziyetteler. Ukrayna millî duruş sergiliyor.

Eğer haber sayılırsa ben şunu söyleyebilirim: Ukrayna Dışişleri Bakanlığı resmî web sitesi çalışmıyor. Ukrayna Başkanlık resmî web sitesi çalışmıyor. Ukrayna Savunma Bakanlığı resmî web sitesi çalışıyor. Bu durum bence önemli. Çalışmayanları Rusya’nın bozduğu belli. Bu durumda çalışanı ise Rus’un bozamadığı belli.

Savaş hakkında rahat yorum yaptığım için özür dilerim. Rahatta olmamak için ilk sebep: savaş.

Ukrayna’nın haklı mücadelesinde başarıya ulaşmasını ve kayıplarının ruhlarının selametini dilerim.

28 Şubat 2022             Pazartesi         01:23                          İstanbul                  Bahadır Gezer

“Hava sahamızı Ruslar’a kapıyoruz. Askeri destek, ekonomik destek ve insanî destek ile Ukrayna’nın yanında olacağız. Putin’in neyin yaklaştığı hakkında bir fikri yok. Müttefiklerimizle beraber Rusya’nın gelir kapılarını kapıyoruz. Dünya bu saldırgan ve mantık dışı rejime daha fazla tahammül göstermeyecektir. Putin tüm Dünya tarafından dışlanmaktadır.”

ABD Başkanı Joe Biden’ın Senato’da yaptığı konuşmadan anlaşılan temel mesaj şu yönde: Rusya’ya yaptırımlar artarak devam edecektir ve Rus silahlı kuvvetlerinin gücü yadsınamaz biçimde düşürülecektir. Son birkaç gün içinde Ruble %30 değer kaybederken Rus Borsası %40 daralmıştır.

Aslında tüm bu olanları Putin’in Rusya’ya ihaneti olarak yorumlayabiliriz. Putin, hiçbir Rus vatandaşının böyle bir talebi bulunmaz iken herhangi bir ülkeye savaşa giriştiğine göre bu Ruslar’ın iradesine karşı bir ihanettir.

Üzen haber: Kherson Şehri düştü. Kırım’ın kuzeybatısında yer alan Kherson Şehri, birkaç gün süren aralıksız yoğun çatışma sonrası Rus kontrolüne geçti. Ukrayna Askerî Birlikleri şehirden çıktılar.

Konu ile ilgili haber aşağıdaki bağlantıdan takip edilebilir. Bu bağlantıda ayrıca bir Ukrayna delikanlısının Kherson Şehri’ni işgal etmiş Rus tanklarının yanına elinde Ukrayna bayrakları ile yürüyüşü ve tepkisi görülebilir:

Ukrayna Savaş Sayfa 2 Bahadır Gezer

Bir önceki paylaşımdaki üsluptan ötürü alınabilecek olanlardan ve üzmüş olabileceklerimden af dilerim. Gördüğüm resimler sağlıklı düşünebilmeme engel olmuş olabilir. 

Görüntülere bakılırsa Ukrayna Ordusu mümkün olduğunca çok pusu kurarak ilerlemeye çabalayan Rus birliklere engel oluyor. Ruslar ise enteresan bir taktik uyguluyor. Pusularda çatışmaya girmektense yoluna devam ediyor. Yani görülen videolarda Rus tankları ve zırhlı araçları pusuya düştüğünde etrafla çatışmaya girmiyorlar. Bunun yerine sanki pusu yokmuş gibi yollarına devam ediyorlar. Tabii pusudan arta kalan birkaç araçla bunu yapabiliyorlar. Yani anlaşılan o ki Ruslar arkalarını pek sağlama alma gereği duymuyorlar.

Bunun yanında şöyle bir durum da var: Ruslar’ın tankları falan gerçekten çok köhne şeyler. Pas tutmuş, küflenmiş… Bu araçlardan bazıları sevk esnasında cortlamaktadır. Yani motorları, kullanım sistemleri falan kullanılmaz hale gelmektedir. Bu durumda Ruslar aracı terk edip ve tabii ki aracı patlatarak tamamen kullanılmaz hale getirip yollarına devam ediyorlar.

Savaş esnasında oldukça çok sayıda pert olmuş Rus tankı görüşümüzün sebeplerinden biri de bu olabilir.

Bu savaşta Ukrayna’yı kurtarabilecek olan Ukrayna’nın sabrıdır. Bu böyle görünüyor. Rus askerler beklediklerinden çok daha fazla bir süre üniforma altında harp ederlerse doğal olarak bezginlik ve ev hasreti başlayabilecektir.

İngilizler’in yaptığını sağduyusu olan bir takım üst sınıf orduya sahip ülke yapmıştır diye ümit ediyorum. Farklı uluslardan elitin Ukrayna’da bulunduğunu düşünüyorum. Bu adamlardan bir tanesi… nasıl tarif edeyim ki?.. Bu adamlardan bir tanesi karşısındakileri tamamen usandırabilir. Çok iyidirler. Bir bölük askeri göz kırpmadan harcayabilirler. Bazıları böyle adamları sadece filmlerde olur sanıyor. Bu adamlar var. Gerçekler.

Bu arada Rusya Antalya’da müzakerelerde bulunarak “Ben burada ev sahibiyim.” mesajı vermeye çalışıyor olabilir. Yazın Antalya Rusya’ya, Almanya’ya dönüşüyor ya? Türkiye etliye sütlüye karışmamakta üstün çaba sarf ediyorsa bu müzakereye de ev sahipliği yapmamalıydı. Şu anda en son isteyeceğimiz şey Türk Bayrağı ile Rus Bayrağı’nın aynı karede yer alması. Hem “Yahu bütün Dünya’nın dikkatinin yöneldiği konuda ismimiz geçiyor işte. Daha ne olsun? Etken ülke olduğumuzu gösterir bu.” diyorsan “Ben olaylardan sıyrılayım. Bana ilişen olmasın.” diyemezsin.

Herifler manyak yahu. Antalya’ya gelir “Türkler’in müzakerelerde ABD’nin sözcülüğünü üstlenmesinden ve tarafsız tavır takınmamasından bıktık! Türkiye ile artık savaştayız!” derse ne edecen? “Olmaz. Savaş ilanınızı kabul etmiyoruz.” mu diyecen? Koskoca Türkiye’ye Antalya’da savaş mı ilan ettiricen?

Yahu adamlar sağlıksız. Ve ancak Putin baharın gelmesiyle ferahlayan çatışma sahası koşullarını daha fazla yayılmak için kullanabilir. Ve fakat şu da bir gerçek; iyileşen çevre şart ve koşullarından en çok faydalanacak olanlar; ev sahibi Ukraynalılar’dır.

Putin Ukrayna’da havalimanlarını bombalayarak şu mesajı sergilemiş oluyor: “Burada kalıcı değiliz.” Çünkü kalmayı hedeflese üstün öneme sahip stratejik yapıları bombalayıp yıkmazdı. Ancak herif manyak (Bunu hep akılda tutmak gerekiyor.). Yani Ukrayna’da Rus Bayrakları’nın dalgalanmasını istiyorsa bile, yine de ülkeyi yakıp yıkabilir.  Yani herkesin zararına olanı yapabilir. Ve hatta yapıyor.

Putin tarafıyla (Rusya) yapılacak müzakerelerde ev sahipliği Kiev’in batısındaki meridyenlere özellikle konuşlandırılmıyor gibi.

Şu an ki tabloda köşede durup sessizce çekirdek çıtlayarak olanları izleyenler; İran, Çin, Hindistan… Samimi olalım: güçlü ülkeler diyoruz ve ancak küresel kriz cereyan ettiğinde hepside suspusları oynuyor.

İtiraf edelim; Savaş hususunda bile devletimizin üslubu “Kimseyi kırmadan her iki tarafa şirin görünmek lazım. Savaş sonlandıktan sonra iki tarafla da iyi ilişkiler olur böylece.”

Bununla beraber bazı sanayi dallarının Ukrayna ile ticarete ihtiyacı var. Örneğin porselen ve çini yapımında Ukrayna’dan çamur alıyorduk. Bu ne olacak?

Suriye Sorunu çözülmedi ve ancak yeni bir savaş ile gümbürtüye getiriliyor. Suriye sanki çözülmüş gibi hissediyoruz artık hakkında konuşulmadığı için. Kovid desen gene aynı vaziyet: tam güvenli ortam oluşturulamadı ve ancak yine de işte yolumuza devam ediyoruz.

Karlar içinde koşturan Rus askerlerinin beyaz kamuflajlarının olmadığını görmek… Gördüğüm resimlerden aklımda kalan bir şey…



Bu iş nereye varacak biliyorsun: Putin resmen ve herkesin gözü önünde “Ukrayna’yı teslim olmaya davet ediyoruz.” diyecek. Ve işin garip yanı Ukrayna gibi bir ülkeyi fethedebilecek bir operasyonunun da altından kalkamamış olmasına rağmen bu “davet”i dile getirecek. Putin’e sorsan savaş 4 gün önce bitti. Diyorum ya; herifin genetiği bozuk. Ukrayna’yı savunabileceği bir şey bırakmadığına inandırmak istiyor.


10 Mart 2022 Perşembe     22:45      İstanbul         Bahadır Gezer

Bu arada ateşkes suya düştü. Taraflar ateşkes konusunda hemfikir olamadılar. Umarım Rusya'nın bu karar ile özellikle Türkiye'ye "hayır" dediğinin farkındayızdır. Sonuçta Türkiye'nin yöneticisi gitti, özel olarak bu hususta Putin'den telefonda ricada bulundu. Ve Rusya "Hayır" dedi. Aracılık yapmanın böyle faturaları vardır. Rusya ateşkes konusunda sırasıyla Ukrayna, Türkiye ve Dünya'yı reddetmiştir. 

"Ne alakası var ya? Biz sadece rica ettik. Kabul eder etmez, onun bileceği iş." diyemezsin. 

Reddedileceksen niye teklif ediyorsun yav?

7 Mart 2022  Pazartesi  16:04   İstanbul   Bahadır Gezer

Uluslararası Şövalye Kardeşliği